Feriha’ya “soğuk” dediler.
Oysa bana kalırsa o soğuk değildi.
Sadece kendi içinde kendini arıyordu.
Sessizdi.
Sakindi.
Olgun görünüyordu.
Ama ne olduğunu kendisi de tam bilmiyordu.
Bir yere ait olursa, bir statünün içine girerse, başka türlü yaşarsa, başka türlü giyinirse, başka insanların arasında bulunursa “tamam” olacağını sandı.
Çünkü kendi hâlini olduğu gibi kabul edebileceği bir ortamı yoktu.
Ailesiyle okul hayatı arasında büyük bir uçurum vardı.
O da meselenin kendi içinde değil, dışarıda olduğunu düşündü.