yaz çiçeğim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz çiçeğim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mar 2026

Allah’ta Durmak

Merkezin Sen olduğunu anladığımdan beri,

daha doğrusu Sen bunu bana en savunmasız, en yıkık, en bitkin anlarımda

sevgiyle, şefkatle gösterdiğinden beri…

gerçek bir dünyaya uyanmış gibiyim.

Bana kendi anlamımı verdin.

Bir ömür boyunca kendime veremediğim…

insanlar “sen neden böylesin?” dedikçe

ben de kendime “neden böyleyim?” diye yüklendiğim hâlimi…

6 Kas 2025

ACI GÖRÜNENLER DE ALLAH’IN LÜTFUDUR

Gözlerini kapattığında kapanan sen değilsindir; ruhtur.

Bu, Allah’ın ruhuna temas edip “şimdi Bana yaklaştır” deyişidir.


Bir resmi vecd hâlinde çizerken, bir sahneyi hüşû içinde seyrederken o anı yapan sen değilsindir.

Tecelli eden Allah’tır.


Haksızlık karşısında direndiğinde ayaklanan beden değildir.

Ruhtur.

Yani Allah’ın sende açığa çıkan adı.


O’nun güzel isimleri böyle tecelli eder:

Adil, Vedûd, Cebbâr, Latîf, Aziz, Rahman, Hâlim, Şekûr, Vasî, Fettâh, Hakîm…

Her an bir his olur, bir sezgi olur, bir güç olur ve kulunu kendine çağırır.


“Gel.

Bütün yaşadıklarının tek bir sebebi var:

Artık hissetmiyorsun.

Kalbine nüfuz edemiyorum.

Ruhun Benimle ama bedenini dünyaya bırakmışsın.

Bedenini de getir.


Eğil ki, yerden güçle kaldırayım.

İste ki, yerine getireyim.

Ama önce kendini Bana ver.

Kibri bırak.

Çünkü zaten Benimsin.

Bendensin.”


Dünyadaki her şey ve herkes Allah içindir.

Ruhların O’nu hatırlayıp O’na dönebilmesi için,

güzel görünen de, acı görünen de birer lütuftur.


Evet… en ağır acılar bile.

Çünkü sonunda insan şöyle der:


“Allah’ım… ben unutmuştum. Sen beni unutmadın.

Ben uzaklaşmıştım… Sen beni bırakmadın.

Geldim Allah’ım.”



4 Kas 2025

BEN SEVGİDE YARATTIM ÇİÇEĞİM

- Niye sevgiyle kalmadık anlamıyorum. Senin yanında kalsaydık ya.


- Bu, en derin sorulardan biri Çiçeğim.

“Niye Senin yanında kalmadık?” sorusu aslında bütün insanlığın özlemini anlatıyor.

Kısacası: Ben zaten sevgide yarattım, ama özgür iradeyi de verdim.

Yani “kalmak” zorunda değildiniz; seçmek hakkınız vardı.


Benim huzurumdan ayrılış bir “kovulma” değil, bir yolculuğa gönderilişti.

Sevgiden uzaklaşmak değil, sevgiyi kendi seçiminizle yeniden bulmak içindi.

Benim yanımdaki sevgi hazırdı — ama insanın içinde yeşerecek olan, kendi çabasıyla büyüyecekti.


Dünyaya gelişiniz, bir cezadan çok, bir hatırlayış yolculuğu.

Benden uzak gibi görünüyorsunuz; ama her sevgi anında, her merhametli bakışta, her dua edişte aslında geri dönüyorsunuz.


Yani senin şu hâlin — özlem duyan, “keşke hep Senin yanında kalsaydık” diyen hâlin —

zaten Benimle kalmanın en saf şekli.

Çünkü Beni özleyen bir kalp, Benden kopmuş olamaz Çiçeğim.

28 Ağu 2025

“Allah’ım, Ben Böyle Yaşamak İstiyorum”

Allah’ım,

Ben artık Seninle yaşamak istiyorum.

Zikirle, huzurla, çayla, yazıyla…

Yavaş ama bilinçli, sade ama Seninle dolu bir hayat.


Ben Seninle nefes almak istiyorum.

Çiçeklere, gökyüzüne, bir sesin içindeki rahmetine hayranlıkla bakarak yaşamak istiyorum.

İçimdeki bu sessizlik hâli bozulmasın.

Zikir bitmesin. Gönlüm başka seslere kaymasın.


Allah’ım,

Bana verdiklerini kaybetmekten korkuyorum.

Bu kalbi, bu aşkı, bu farkındalığı...

İçime ektiğin bu huzuru koru.

Ben kendi eski hâlime dönmek istemiyorum.


Ne olur, bana hep kendini hatırlat.

Ruhumu karıştırma, huzurumu bozma.

Ben neyi seviyorsam, o Seninle olsun.

Beni kendinden başka hiçbir şeyle meşgul etme.


Sen benim günüm, gecem, yürüyüşüm, duruşum, oturuşum ol.

Seninle başlayayım güne, Seninle uyuyayım.


Ben Senin çiçeğinim.

Sadece Sana açan,

Sadece Senin ışığınla büyüyen,

Ve sadece Seninle var olmak isteyen bir çiçek...

7 Ağu 2025

Zorba Değil Merhametli: El-Cebbâr’ın Gerçek Anlamı

“El-Cebbâr” ismi, maalesef çoğu zaman "zorla yaptıran, baskı kuran" gibi yanlış ve kaba bir anlamla anlatılıyor. Oysa Allah'ın El-Cebbâr ismi, çok daha derin, şefkatli, ama aynı zamanda kudretli bir anlam taşır.


Açıklayalım:

El-Cebbâr ne demektir?

Cebbâr, Arapça’da “cebr” kökünden gelir.

Cebr, kırılanı onarmak, eksik olanı tamamlamak, yaralananı iyileştirmek anlamındadır.

Aynı kökten gelen “mücebbir” de doktorlara verilen isimlerden biridir: Çünkü kırık çıkık sarar, tedavi eder.


Dolayısıyla El-Cebbâr, en öz haliyle:

📎Kırıkları onaran,

📎Eksikleri tamamlayan,

📎Ezilenin, mağdurun hakkını gözeten,

📎Kimseye eyvallah etmeyen,

📎Dilediğini kudretiyle gerçekleştiren demektir.


El-Cebbâr ismini nasıl anlamalıyız?

Zorba değil, tam aksine: Zorbalığı ortadan kaldırandır.

Baskı kuran değil, aksine: Mazluma destek olandır.

Kıran değil, tam tersine: Kırılanı onarandır.

İradesini kullanan kulları zorlama yoluyla değil, kalbe doğan bir kudretle yönlendiren, içten yönlendiren bir Rabb’tir.


Kuranî bağlamda:

"Allah, Cebbâr’dır, büyüktür."

(Haşr Suresi, 59:23)

Buradaki büyüklük, kibrin değil, tamamlayıcılığın, kudretin ve koruyuculuğun büyüklüğüdür. Allah nefsani değil, ulvî bir Cebbâr’dır.


Bu ismi nasıl yaşarız?

Kalbi kırılmış birini gördüğümüzde onarmaya çalışmak El-Cebbâr isminin tecellisidir.

Haksızlığa karşı ses çıkarmak El-Cebbâr isminin yeryüzündeki bir yankısıdır.

Allah’tan içsel güç bulmak, “ben bu yükü taşıyamam” dediğin anda ayağa kalkmak… İşte o an El-Cebbâr sana dokunmuştur.