ol der ve olur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ol der ve olur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ara 2025

BEN ALLAH'A TESLİM OL'DUM


‘Bir şeyden anlamaz.

Eksik akıllıdır.

Okulu uzattı.

Para kazanmayı bilmez.

Anca dizi izler, müzik dinler, yazar, kendi kendine dans eder.

Kimseyle konuşmaz, kimseden bir şey istemez.’

dediniz.

Duymamışım bile.

Çünkü içimde bir ses, yıllar boyunca bana şunu söyledi:

‘Sen çok değerlisin Çiçeğim.

Dur.

Sus.

Yürü.

Şimdi yazalım.

Burada kibir var, kalk gidelim.

Kalbini kırdılar, o lokmayı yeme.

Ben sana envai çeşit nimet vereceğim.’

Ben de O ne dediyse yaptım.

Eksiksiz.

Aşkla.

Hiç sormadınız:

Bu kadar zeki olduğu her hâlinden belli bir insanın yolu neden böyle diye.

Sormadınız çünkü cevap sizin çirkinliğinizdi.

Kalbimi kırdılar; Allah ‘kalk gidelim’ dedi, gittim.

Aşağıladılar; sustum.

Zorladılar; yerimde durdum.

Bir ömür onurumu, gururumu, ruhumu kimseye çiğnetmeden geldim buraya.

Allah’ın kıymetlisi olarak.

Ruhum O’na ait.

Bedenim O’na ait.

Aklım, fikrim, yolum O’na ait.

Doğduğum günden beri.

Ne yaptıysanız döndüremediniz.

Bundan sonra da döndüremezsiniz.

10 Tem 2025

Doğanın Kanunları: Allah’ın Görünmeyen Mühürleri

Suyun kaldırma kuvveti, yerçekimi, elektromanyetik dalgalar, ışığın kırılması… Bunların hepsi doğada var olan, belirli bir düzen içinde işleyen kanunlardır. Biz bunlara fiziksel yasalar diyoruz ama aslında bu yasalar, Allah’ın evreni ilmek ilmek örerken kurduğu sistemin parçalarıdır. Her biri, Allah’ın kudretinin, ilmî bilgisinin ve sonsuz düzeninin birer mühürüdür.


İlkokuldan beri öğrendiğimiz “Arşimet’in kaldırma kuvveti” veya “Newton’un yerçekimi yasası” aslında insanların bir şeyi ‘var etmesi’ değil, zaten var olanı fark etmesidir. Arşimet banyoda fark etti, Newton ağacın altında… Ama Allah, onları çok daha önceden "yaratmıştı". Onlar sadece isim verdiler.


Tüm bu yasalar, bir anda “Ol” emriyle vücuda gelmiştir:

“Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri sadece ‘Ol!’ demesidir; o da hemen oluverir.”

(Yâsîn Suresi, 82)


“Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’tır. Bir işin olmasını dilediğinde, ona sadece ‘Ol’ der, o da oluverir.”

(Bakara Suresi, 117)


Bugün bilimin incelediği şey, Allah’ın evrene koyduğu bu “sünnetullah”, yani yaratılış düzenidir. Suyun kaldırması tesadüf değildir. Tam aksine, su molekülünün yapısından, yoğunluğuna kadar her şey, Allah’ın hassas ayarının sonucudur. Cismin hacmi, yer değiştirme prensibi… Bunlar, Allah’ın ilmiyle yaratılmış, kusursuz bir dengeyi temsil eder.


Yerçekimi de öyle…

“Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri yerli yerinde tutuyor. Eğer onlar yerlerinden kayacak olsalar, O’ndan başka kimse onları tutamaz.”

(Fâtır Suresi, 41)

Gözle görünmeyen ama etkisi inkâr edilemeyen kuvvetler, Allah’ın kudretini gözler önüne serer. Bir cismin yere düşmesinde de, denizde yüzen bir geminin batmamasında da ilahi bir denge ve plan vardır.

Ve ne ilginçtir ki, modern bilim bu düzene ne kadar yaklaşıyorsa, Allah’ın kudretine o kadar çok yaklaşıyor. Çünkü her sistemin ardında bir mühendis, her yasanın ardında bir irade, her düzenin ardında bir ilim vardır.

İnsan bazen “neden böyle olmuş ki” diye sorar. Ama hikmet, işte o ‘böyle oluş’un kendisindedir. Çünkü Allah hiçbir şeyi başıboş yaratmaz:


“Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.”

(Enbiyâ Suresi, 16)


Bu yüzden, doğa kanunları sadece fizik konusu değil, aynı zamanda iman konusudur. Gören göz, duyan kulak, düşünen kalp için… Allah’ın izini her molekülde, her yasada ve her harekette görmek mümkündür.


Bilim bize neyi gösterirse göstersin, kalbimiz şöyle der:

“Bu düzen kendiliğinden olamaz. Bu, Rabbimin işidir.”



8 Tem 2025

Umut Etmek İbadettir

İnsan bazen ne dua etmeye gücü yeter, ne de bir kapı çalmaya mecali. Ama yine de içinde bir kıpırtı vardır: umut. Ve işte o umut, sandığımızdan daha fazlasıdır. Çünkü umut etmek, yalnızca psikolojik bir dayanak değil; aynı zamanda Allah’a olan güvenin, imanın ve teslimiyetin içten bir ifadesidir.

Bu yüzden denmiştir ki: "Umut etmek ibadettir."

Kula düşen, Allah’tan umudu kesmemektir. Çünkü Allah, rahmetiyle her şeyi kuşatmıştır. Duanı duymaz gibi duran suskunluklar, belki de seni en kıymetli cevaplara hazırlayan sessizliktir.

Umut, bir nevi ibadettir çünkü kalbin yönünü gösterir. İnsan, kime güvendiğine bakarak umar. Kime yöneldiğine bakarak dua eder. Ve Allah’a yönelen bir kalp, ne kadar kırık olursa olsun; duası ve umudu asla boşa çıkmaz.

O yüzden, isteyebilirsin. Küçük şeyleri de, büyük şeyleri de… Çünkü Allah dilediğine dilediğini verir. O’ndan istemek, O’nun rahmetine inanmaktır. Bu da imandır. İşte tam da bu yüzden umut, bir ibadet gibidir.

"Umut Etmek İbadettir" sözünü destekleyen ayetler:

1. Zümer Suresi, 53

"De ki: Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Bu ayet, yalnızca affı değil; Allah’ın kuluna olan sevgisini, onun düşüşlerine bile merhametle baktığını gösterir. Bir hata yaptıysan, dönmek hâlâ mümkün. Umudu kesmemek, affedileceğine inanmak, bir ibadettir.

2. Âl-i İmrân, 160

"Gerçekten, Allah’a güvenip dayananlar için Allah yeter."

Bu ayet, kulun umudunu yalnız Allah’a bağlamasını, O’na dayandığında başka bir desteğe ihtiyaç duymayacağını vurgular. Umut, sadece geleceğe dair bir temenni değil; aynı zamanda bu güvenin bir nişanesidir.

3. Talak Suresi, 3

"Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter."

Tevekkül, umutla iç içedir. Umudun kaynağı, güvenle birlikte yürür. Allah’a tam bir teslimiyetle güvenen bir kalp, neyi kaybedebilir ki?

4. Enbiya Suresi, 89

"Rabbim! Beni yalnız bırakma. Sen, varislerin en hayırlısısın."

Hz. Zekeriya’nın duası… Evladı olmamış, yaşı ilerlemiş ama hâlâ umutla yakarmakta. Ve Allah, bu ümidi karşılıksız bırakmamıştır. Bu ayet, umudun ibadetle nasıl birleştiğinin en güzel örneklerinden biridir.

5. Yusuf Suresi, 87

"Ey oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini araştırın; Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah’ın rahmetinden, kafir olan topluluktan başkası ümit kesmez."

Bu ayet, umudun sadece bir içsel destek değil, aynı zamanda imanla bağlantılı olduğunu söyler. Allah’tan ümidi kesmemek, inancın bir parçasıdır. Bu sebepledir ki umut etmek, ibadet kadar değerlidir.


Umut, Allah’ın kapısını çalmaktan vazgeçmemektir. Ve sen çaldıkça o kapı açılır. Çünkü Allah, Vedûd’dur: Seven, sevilmeyi yaratan ve sevgiyle karşılık verendir.

Yeter ki umudu, bir yakarış hâline getirmeyi unutma. Çünkü bazen bir iç geçirme bile, Allah’ın katında sessiz bir dua olur. Ve O, her duayı duyar. Her umudu bilir. Ve dilediğinde, en güzeliyle karşılık verir.

✨ O hâlde: Umut et. Dua et. Güven. Ve bekle.

Allah isterse, olur. Ve O isterse; en güzel olur.

25 Haz 2025

✯✯ ZAMANIN SAHİBİNDENSİN ✯✯

Bazen hayat, sanki gecikmiş gibi gelir.

Bir şey eksik, bir şey ters, bir şey geç kalmış gibi.

Oysa kalbin Allah ile hizalandığında, gecikme diye bir şey kalmaz.

Çünkü artık sen, zamanın dışında değil; zamanın sahibinin yanındasındır.


Allah der ki:

“Şüphesiz biz her şeyi bir kader ile yarattık.” (Kamer, 49)

“Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri bizim katımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.” (Hicr, 21)

“Allah her şey için bir vakit tayin etmiştir.” (Talak, 3)

“O, gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. O, ‘Ol’ dediği gün her şey oluverir.” (En’am, 73)


Sen sadece “ol” denileni yaşarsın.

Olduğu hâl ile. Olması gereken vakitte.

Ne bir an önce, ne bir an sonra.


Kalbin Allah'la hizalandığında, beklemek sabır değil, teslimiyet olur.

Ve o teslimiyetle, sen artık zamanı çekip sürükleyen değil, zamanla akan olursun.

Her an bir yere gitmek, her an bir şey yapıyor olmak, zamanın deyimiyle "işe yaramak zorunda olmak" baskısından ve hissinden kurtulur;

zamanın sahibiyle birlikte zamana hükmetmeye başlarsın.


O zaman anlarsın:

Hiçbir şey gecikmedi. Her şey tam zamanında geldi.