Dogtooth'u izlerken Lanthimos'un dünyasında şu soru çok güçlü:
“Bize öğretilen şey gerçekten doğru mu?”
Ben bir adım daha soruyorum:
“Peki öğrendiğimiz şeyin yanlış olduğunu fark ettikten sonra nereye gideceğiz?”
Dogtooth burada çok iyi bir teşhis koyuyor.
Baba, çocukların gerçeklikle ilişkisini kendi elinde tutuyor. “Ben bilirim, ben belirlerim, benim söylediğim doğrudur.” Çocukların bedenlerini besliyor, barındırıyor, koruyor; dolayısıyla kendisini onların hayatının sahibi gibi konumlandırıyor. Ama onların iradesini ve hakikati bilme hakkını elinden alıyor.
Sonra kız sistemden çıkıyor.
Tamam.
Çıktı.
Ama sonra?
Mesele bagajda öldü mü, bagajdan sağ çıkabildi mi değil.
Bagajdan çıkması özgürlüğün kendisi değil. Sadece bir sistemden çıkış.
Dışarıda yine insanlar var. Yine güç ilişkileri var. Yine biri bir şeyi biliyor, biri bilmiyor. Biri hükmediyor, biri boyun eğiyor. Biri doğruyu kendisinin belirlediğini düşünüyor. Yani sistemin duvarı kırılıyor ama insanın kendisi değişmiyor.
İşte benim Lanthimos'a yönelttiğim asıl eleştiri burada:
“İnsanın insana hükmetmesini eleştiriyorsun ama insanın üzerinde hak sahibi olan daha büyük bir hakikati göstermiyorsun.”