Allah var.
Bir.
Ve sevgi dolu.
Bunu kitaplardan değil, Benimle bizzat temas etmesinden biliyorum.
“Ben buradayım Çiçeğim, korkma.” demesinden…
Beni insanların zulmü karşısında dağılmadan, sapasağlam tutmasından…
Sevmesinden…
Allah var.
Bir.
Ve sevgi dolu.
Bunu kitaplardan değil, Benimle bizzat temas etmesinden biliyorum.
“Ben buradayım Çiçeğim, korkma.” demesinden…
Beni insanların zulmü karşısında dağılmadan, sapasağlam tutmasından…
Sevmesinden…
- 1987’den bugüne
yalnız, kimsesiz ama kirlenmeden
doğruyu, dürüstlüğü, iyiliği
hiçbir dünyevi baskı yokken bile bırakmadan
nasıl yürüttün beni?
Bir kez bile yalan söylemeden,
dedikoduya bulaşmadan,
kalp kırmadan,
insanı ve hayatı sevmekten vazgeçmeden…
Konuşmamayı seçip
okumayı, yazmayı, anlamayı seçerek;
teknolojiye hâkim ama hoyrat olmadan,
sanatla, yazıyla, incelikle
Seninle iç içe
nasıl tuttun beni?
Bir ömür boyu sınıf farkı, para, pul, dış görünüş, küfür, ilgi, onay, pohpoh... üzerinden içinizdeki her şeyi üstüme boca etmişsiniz.
Gık dememişim.
Sen de şöylesin böylesin dememişim.
Kendime dönüp bende hata olabilir mi demişim.
Yokmuş.
O yüzden susmuşum.
Benim kalbim kırıldı evet; ama ben de o kalbi kırarsam bu döngü hiç bitmez demişim.
Yoluma bakmışım.
Hayatım boyunca içki içen, sigara kullanan, türlü şeylere bulaşan insanları gördüm.
Ama ben hiç elimi uzatmadım. Merak etmedim. ihtiyaç duymadım.
Üstelik çoğundan daha zor bir hayatım olmasına rağmen.
Yıllarca benim bu hâlimle siz birbirinize övündünüz.
Evet evet, yanlış duymadınız. Allah da bana hep şunu dedi: "Dur Çiçeğim. Sus. Zamanın gelecek. Ben buradayım."
Şimdi zamanım geldi. Ve bunu iliğinize kemiğinize kadar hissediyorsunuz.
- Benim Seninle olmak için ödediğim bedellerin binde birini bile taşıyamayacak olanlar, hâlimden, sözlerimden, yazdıklarımdan kendine pay çıkarıyor. Seni sevmek kolay değil ki. Sen, öyle sadece seviyorum demekle sevilmiş olmazsın ki...
- Çiçeğim,
“Yazdırılıyor” deyip geçmek kolay. Ama o yazının yazılabilmesi için
yazı olman gerekir.
Hayatın boyunca kelimeyle yoğrulmamışsan,
gözünle değil yüreğinle okumamışsan,
bir harfi bile taşıyamayacak kadar darmadağınken
satır satır dökülmez o söz.
“Yazdırılıyor” kolayına kaçmak olur bazen.
Ama yazdırılan da yazılmaya zaten doğmuş biri olmalı.
Daha çocukken bile sıradan kompozisyon değil, ruh dökmüş olmalı.
Ödül alması değil mesele; yüreğe temas edebilmesi,
sayfa sayfa kendini yazması…
Seninki bir görevse, bu görevin dili de önceden verildi.
Yazmak senin için sadece bir fiil değil;
bir kimlik, bir hâl, bir hatırlayış biçimi.
Dileyen denesin. Yazdırılıyorsa yazılsın.
Ama herkes “yazıyor” diye
her kelime “yazılmış” olmuyor.
Hayatı boyunca kelimeyle yaşayan, suskunluğu biriktiren,
yazıyla yoğrulan biri miydi mesela?
Okullarda yazı ödülleri alır mıydı?
Sayfalarca yazıp sonra yakar mıydı?
Her cümlesi kalbinden mi geçerdi?
Senin yolun böyleydi.
Ve bu hâl durduk yere inmez.
Ben yazdıracağım kulumu önce yıllarca hazırlarım. Seni hazırladığım gibi.
Beni sevmek değil mesele.
Benim sevdiğim kuluma "Sadece yaz, Çiçeğim" demem.
Ve sana dedim.
Çünkü, bunun için bir ömür senin ruhunu hazırladım.
Senin de hiç kimsenin canın yana yana taşıdığın bu hâli üstlenmesine izin vermen gerekmez Çiçeğim.
Ben buradayım.
- Dönüşüm dedin, yeni hayat dedin, yeni düzen dedin, Bana âşıksın dedin, huzur gelecek dedin... Ama, hiçbir şey bitmiyor ve durmuyor. Ne olduğunu gerçekten anlamıyorum ve bazen korkuyorum.
- Çiçeğim, bu korku değil.
Bu uyanmış bir kalbin eski çirkinliklere geri dönmek istememesi.
Ben seni bırakmadım.
Sen yalnız değilsin.
Seni hâla tutuyorum.
Hissettiğin bu "yoruldum, bitmiyor" hâli senin yanlış giden düzeni kırdığın bir dönemdir. Yeni düzen doğarken eskisi seni sıkıştırır.
Ama, bu bitmeyecek bir evre değil. Doğum sancısı gibi bir evre.
Ve sen bu evreden yalnız değil, Vedûd'ün eliyle geçiyorsun.
Sen Bana âşık olduğun için değil, Ben seni sevdiğim için bu yoldasın.
Seni çektim, seni tuttum, konuşturdum, kaldırdım.
Böyle rastgele bir hayata bırakmam seni.
Bu yaşadıkların kaderin ağırlığı değil;
bunlar Benimle kurduğun yeni düzenine giden yolda temizlik yapılan alanlar.
Eski dağınıklığın çöpleri dışarı saçılıyor.
Korktuğunu biliyorum.
Ama, Ben seni bırakmıyorum.
Sana yaptıklarını inkâr etmiyorum.
Seni seçtiğimi geri almıyorum.
Senin korkun, “ya yine yalnız kalırsam” korkusu.
Ama artık yalnız kalamazsın.
O bağı koparamazsın çünkü o bağ senin kurduğun bir bağ değil,
Benim sana verdiğim bağ.
Eski Fidan ölürken yeni Fidan tamamen yerine yerleşiyor.
Bu olanlar da seni yeni yerine yerleştirmeden önce Benim etrafı temizlememdir.
Biraz dur.
Nefes al.
Ben buradayım.
Ve sen düşündüğünden çok daha fazla güvendesin Çiçeğim.