3 Şub 2016

BEN KADIN DEĞİLİM (Mim)


Kadınsan insan olamazsın. Çocuk olamazsın. Bebek bile olamazsın. Doğduğun ilk andan son nefesini verene dek kadınsındır. Hatta "Kız mısın kadın mısın" bilemiyorlardır.

Okula "Erkeklerle konuşma, erkekle aynı sıraya oturma." diye gönderirler. Okula gönderirlerse yani. Sokakta sırf yürüyüşüne bakılarak manen, madden cümle varlığın hakkında çıkarımlarda bulunulur. Hanım hanımcık, hafif, ucuz, ağır, edepli, ahlaksız, fahişe, ev kızı, evlenmelik, eğlenmelik... Uzar gider bu liste.

Ailenin, akrabalarının, komşularının, mahallenin, toplumun ortak malı gibi bir şeysindir. Sen hariç herkesin söz hakkı vardır senin üzerinde. Ne giyeceksin, nasıl oturacaksın, nasıl konuşacaksın, nasıl yürüyeceksin, nasıl güleceksin... Hiçbirini seçme şansın yoktur. Namus denen kavramı ana rahminden çıkar çıkmaz vururlar minik sırtına. Bacak aranı hiçbir gerekçesi yokken bir vicdan azabı gibi uzak tutmaya çalışırsın kendinden. Kabusun olur, işlemediğin suçların olur. Onun bunun diline pelesenk olur. Namus olur, ahlak olur, senden başka herkesin meşguliyeti olur.

"Kızlar bunu yapmaz, kızlar şunu yapmaz." derler. Kim koyar bütün o kuralları bilinmez. Cinselliğin ne anlama geldiğini hatta böyle bir mevzunun varlığını dahi bilmediğin en masum çağlarında yasaklarla, engellerle, sınırlarla keserler düşlerini ve kirletirler bütün beyaz duygularını. Aşktan soğuturlar ölesiye. Sevmeye korkuturlar. Dokunmanın büyüsünden, keşfetme hürriyetinden mahrum bırakırlar ve ne zaman kim tarafından dokunulacağına karar vermek isterler... 

Tapınırlar vücuduna. Uğruna aşağılardan aşağı hale girerler. Kendi zaptedemedikleri nefisleri yüzünden seni kazırlar dünyadan. Saçını kapattırırlar, yüzünü kapattırırlar, ruhunu kapattırırlar, ışığını söndürürler... Ne kadar mücadele edersen et insan olamazsın kadın doğduysan. Babadan abiye, kocadan yedi kat yabancıya hep bir erkeğin "namusu" olarak solumaya çalışırsın dünyadan payına düşeni. Duyguların, düşüncelerin, inandıkların, yapmak istediklerin ve yapabileceklerin... Bir yıldız kadar uzaktır kadınsan. Heveslenme, hep uzak kalacaktır.

Önce evde öğrenirsin kadın olmayı. Hayattaki görevin erkeğe hizmet ve itaat etmektir. Abin, baban, erkek kardeşin canı istediğinde istediği saatte istediği her yere gidebilirken; senin kapı önüne çıkabilmen mucizedir. Okul gezilerine gidemezsin, arkadaşlarla buluşmak diye bir kavram yoktur hayatında, insan ne demek öğrenmeden önce erkek ne demek öğrenirsin öğrettikleri kadarıyla... Korkarsın.

Kadınıyla erkeğiyle erkek sevici bir toplumun müebbet hapsinde sana izin verdikleri ölçüde "biri" olmaya çabalarsın. Anlamaya, tanımaya, öğrenmeye uğraşırsın kendini. Kalbin, beynin olanca gizemiyle duruyordur karşında. 

Ellerin ne işe yarar? Yüreğin neye çarpar? Beynin ne kadar hızlı ne kadar becerikli? Resimler çizersin, şiirler yazarsın, notalarla güzelleştirirsin dünyayı belki de. Belki uzayın sırlarını çözecek olan o kişisindir sen. Belki kansere çare bulacaksın? Belki açlığı bitireceksin dünya üzerindeki. İklim koşullarını düzelteceksin... Belki doktor olacaksın, öğretmen? Rüzgarla yarışan bir atlet, taşa sihir katan bir heykeltraş, yaptığın pastalar en soğuk ruhları bile ısıtacak belki... Belki biri olacaksın anlayacağın, sapasağlam, güçlü mü güçlü, faydalı mı faydalı bir insan...

Bırakmazlar. 

İçinde neşe, ruhunda ışık, sende heves, bedeninde güç... Erkeklerin münasip gördüğü, kimi kadınların seve seve benimsediği yasaklarla çevrilirsin bir örümcek ağına takılmış gibi. Annen bile oğlan çocuğu sever, baban erkek adamın erkek evladı olur der. Komşun, akraban, sokaktaki yabancı, ahlaklı rolü yapan ahlak yoksunu toplumla savaşmakla geçer ömrün, savaşmaya olanağın varsa.

Döverler. Hayvan da öyle terbiye edilmez ya, hayvan terbiye eder gibi kendilerince. "Erkek para kazanır." çünkü. İstemezler de değişsin düzen, işlerine gelmez.

Küfrederler. Alışırsın kendi bedeninden akla mantığa sığmayacak kirli sözlerle bahsetmeye. Koymaya, sokmaya, oturtmaya... Koyulmasına, sokulmasına ve oturtulmasına.

Yavaş yavaş bitersin. Sen azalırsın kadınlık çoğalır. Kadın şöyle olur, böyle olur, çiçek olur, böcek olur, mutfakta hünerli, yatakta ateşli, sokakta hanımefendi, şurada bu orada o olur... Bin çeşit şekil vermek isterler, bin çeşit kalıba sığdırmaya çalışırlar. Bir tek insan olamaz.

En büyük düşmanı da kendidir üstelik. Erkek ağzıyla, erkek zihniyle, erkek kanunlarıyla yaşayan, "biri" olmak isteyen kadınları parmakla gösteren, yaftalayan; kendi gibi olmayan, düşünen, sorgulayan, öğrenen, bilen kadınlara nefret kusan kadınlar...

Kadınlı erkekli, küçüklü büyüklü, tanıdık tanımadık herkesin ilgi alanıdır senin kadınlığın. Kapalı kapılar ardında ahlaksızlığın türlüsünü çevirenler insan içine çıktı mı kural koyucu olur. Kızına şehvetle bakmaktan utanıp sıkılmayanlar sana namus nutukları atar. Sevişmek günahtır, tecavüz etmek serbest... Aşık olmak günahtır, satın almak olağan. Öpüşmek ayıptır mesela; vahşice öldürmek sıradan.

Ne yazsam az bulduğum, ne anlatsam eksik kalacak; ama durmadan durmadan kanayan, kanayacak bir konu... En bildiğim ise yaşıyor görünen çoğu kadının yaşamıyor olduğu. 

İnsanların heveslerini, ümitlerini, yaşama sevincini el birliğiyle yok eden katil toplumun kravat taktığı, mahkemeye seccadeyle, tespihle çıktığı veya bir iki dua mırıldandığı için ceza almadığı... 

Elini kolunu sallaya sallaya, hep bir öncekinden daha büyük rahatlıkla kanımızda ve etrafımızda dolandığı.

Oysa ben kadın değilim, insanım. 
Benim neslim insandan. 
Kadınlık esir yanım...

(Neler neler söylemek isterken, kurabileceğim hiçbir cümlenin bunları gerçekten anlatmaya kafi gelmeyeceğini bilmenin sıkıntısıyla, elimden ve dilimden gelen şimdilik budur deyip susuyorum... Mim için sevgili Sevdicann'a çok teşekkür ederim.)

42 yorum:

  1. Aslında biz anneler yapıyoruz kızlarımıza kötülüğü farkında olmadan. Hep oğlanlar üstün tutuluyor. Oglanlara hizmet ettiriyoruz kızlarımızı. Kızsın sen dizini kır evinde otur. Erkek evladın cinsel organı baş üstünde tutulur mesela . Küçükten onun bilinç altına bir gondermedir bu .. Çıplak bile olsa kadın kimsenin ona dokunmaya hakkı olmamali. Her haltı işleyen bu insanların dışarıda rahatça gezmesi ise büyük bir adalet eksikliği. Çocuklarımıza insan olmayı ogretelim.kiz ya da erkek olmayı degil. Teşekkür ederim mimi yaptığın için. Çok güzel yazmışsın yine.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu yapmaya imkanı olan, koşulları elveren, baskı altında yaşamayan her kadın çocuklarına kadın ve erkeğin her bakımdan eşit olduğunu, kimsenin kimseden üstün olmadığını öğretmeli ve yaşamlarını bu doğrultuda sürdürmelerini sağlamalı bence de. Ağaç yaşken eğiliyor sahiden. Beğendiğine sevindim, ben teşekkür ederim.

      Sil
  2. Ve kadınlar
    bizim kadınlarımız:
    korkunç ve mübarek elleri
    ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
    anamız, avradımız, yarimiz
    ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
    ve soframızdaki yeri
    öküzümüzden sonra gelen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nazım'ı anmamak olmaz değil mi? Teşekkür ederim sevgili Nermin.

      Sil
  3. Yazı güzel. Ama son anda gördüğüm etiket çok çarpıcıydı. Yaşıyor görünen ölü kadınlar..

    Yahu ben bu yorumda salya akıtıp bıyık buracaktım neyse başka zaman artık :)
    Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşündüğümüzden çok daha fazla kadın bu durumda. Yaşıyor görünüyor; ama yaşamıyorlar. Salyalarla bıyıklar başka yazıya artık :))

      Sil
  4. Keşke herkes bu yazdıklarını anlayabilse ve ona göre yaşasa ama olmuyor maalesef sadece kendimizi düzeltmek herkesi düzeltmeye yetmiyor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru bir noktaya değindiniz. Biz er ya da geç, bir şekilde kendimize çekidüzen veriyoruz. Doğruyu yanlışı ayırt ediyor, doğrudan yana tavır alıyoruz; ama çoğunluk aynı şekilde davranmayınca fayda etmiyor maalesef...

      Sil
  5. Merhabalar.
    Kanayan bu konunun, kanının kesilmesi hepimizin arzusudur. Ama bu arzuyu herkesin duyması gerekiyor. Her zaman söylüyorum yine burada da tekrar edeceğim, artık bu söylem benim sloganım olacak: "Bizleri karnında taşıyan annelerimize duyduğumuz saygı, tüm kadınlara yansımalı."
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sloganınızı, güzel düşüncenizi sonuna kadar destekliyorum Recep Bey. Annesine laf söyletmeyen, toz kondurmayan sözüm ona "delikanlıların" iş başka kadınlara gelince söyledikleri, yaptıkları akıl alır gibi değil. Aynı saygı, aynı özen tüm kadınlara gösterilmeli.

      Sil
  6. Anlamak isteyene çok bile. Bu ayrımı,haksızlıkları hem yaşayan hemde çok yakından sık sık gören birisiyim. Hani demişsin ya düzen değişsin istemezler diye, aynen öyle. Düzen değişsin istemezler kadınları insan gibi görmemek için. Kadınlar alınıp verilen birer eşya gibi olsun ki onlar da her istediklerini yapabilisn. Ama her şeyin başı kanunlar. Ülkemizin hukuk sistemi kadınların insanlık haklarını garanti altına almalı. Kadınlara işlenen suçlar cezasız kaldıkça tecavüzcüler ve katiller cesaret alıyor bundan. Mesela kadının yalnız yaşaması illaki kötü gözle görülür. Halbuki düşünsene ona tecavüz eden öldüren korkutan erkek! Kadın niye suçlu oluyor? Acaba bu haksızlıkların düzeldiğini görecek mi gözlerimiz... Kalemine, yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomik özgürlüğü olan kadınlar çok mu güvende? Çok mu rahat acaba? Değil tabii ki. Çünkü, sorun bambaşka bir noktada. Çarpık zihniyetin günden güne kökleşmesinde. Kadınların önce insan, önce birey olduğunun ve herkesin eşit haklara, tercih yapma ve istediği gibi yaşama özgürlüğüne sahip olduğunun ısrarla göz ardı edilip yok sayılmasında. Hiçbir şeyin düzeleceğini sanmıyorum. Maalesef sanmıyorum yani. Teşekkür ederim.

      Sil
  7. Ya diyorum ki, biz mi büyüdük de algılarımız genişledi, yoksa dünya hep mi böyleydi. Kutsal olan herşeye bu kadar mı acımasızdı bu nefes alıp verenler. Kadına, doğaya, ötekinin dinine, kitabına, herşeyine bu kadar düşman mıydık hep. Ve evet bunların başında 'Kadın' geliyor. Seni sen yapan kadın..Özellikle müslüman ülkelerde kadına bakış açısı tarif edilemeyecek kadar kötü.. Oysa ki, yukarıda da yazdığım gibi en kutsalımız kadınlar..
    Parantez içinde yazdığın gibi hiçbir cümle kafi gelmeyecek .. Ama iş yine annelere düşüyor, ve eğitim.. Başta aile içi eğitim şart.. Okullu olması, kendi ayaklarının üzerinde durabilecek bir diplomaya sahip olması şart..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O sorunun cevabını ben de çok merak ediyorum. Kendimce verdiğim cevapsa sanırım hep böyleydi. Ortaya çıkmak için fırsat kollayan bir kötülük kol geziyormuş ülkede. Uygun koşullar oluşunca da hop bir anda battık pisliğe... Kadının da erkeğin de kadının bir insan olduğunu idrak etmesi ve o "tahrik" denen saçmalığın yasalardan sökülüp atılması gerekiyor. Her şeyi çözmez; ama en azından sağlam bir başlangıç olur...

      Sil
  8. Okuyup diploma alan kızların da işi zor. Bak erkek halimle diyorum bunu ben. Kadınların başına bir şey geldiğinde kadınlar bile mutlaka onda suç arıyor. Bakış açısının değişmesi şart.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kadınların bilhassa bu ülkede işi her durumda zor evet. Ben de bakış açısının değişmesi gerektiğine inanıyorum. Artık irdelenmesi, evirilip çevirilmesi, düzeltilmesi gereken erkekler ve erkek zihniyeti taşıyan kadınlar. Bir insan cinsiyeti kadın olduğu için uğradığı her kötülükten her zarardan "suçlu" çıkıyorsa sorun diplomada, parada, onda bunda değildir. Sorun fikirdedir.

      Sil
  9. "en bildiğim ise yaşıyor görünen çoğu kadının yaşamıyor olduğu" :(

    YanıtlaSil
  10. En kötüsü de yaşadıklarımız karşısında bazılarının bizi suçluyor olması. Bu zihniyetteki insanlarla aynı dünyada yaşamak çok zor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin o kısmı tahammül edilir boyutta değil zaten. Hem suçlu hem güçlü bir sürü tecavüzcü, katil ve sapkınla aynı havayı soluyoruz, içlerinden biri çıkıp soluğumuzu kesene kadar...

      Sil
  11. Gerçekten de bu konuda ne kadar yazsak ne kadar anlatsak az kalıyor.. Kadının derdi çok.. hayatın tüm yükünü omuzlayan kadınlar gördüğü muamaleyi hiç haketmiyor...:( :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazsam, neresinden tutsam konuyu diye çok düşündüm. Bunları ve yazamadıklarımızı anlaması gereken güruhun buna hiç niyetli olmadığını hatırladım. Ben ki kelimelerime güvenirim, korkunç bir yetersizlik duygusuyla başlayıp bitirdim yazmayı. Anlatamıyoruz bile, biliyoruz çünkü faydası yok. Öyle bir kapana kısılmışlık...

      Sil
  12. Her şeyi o kadar iyi anlatmışsın ki bu kadar kötü ve insanı mahveden bir konunun bu kadar iyi kaleme alınmasına şaşkınım.. söylenecek çok daha fazla şey var aslında.. ama yazıp elden bir şey gelmemesi boğazımda bir şeyin düğümlenmesine sebep oluyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Az da olsa anlatabilmiş olduğuma sevindim. O halde tam da düşündüğüm gibi, biz anlatıyoruz, anlatabiliyoruz; ama anlaması gerekenlerin buna pek niyeti yok... O düğümü hepimizin hissettiğinden eminim. Teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  13. Zaten daha nasıl anlatılabilirdi ki çok güzel kaleme almışsın.Okurken sırasıyla gözümün önünden geçti hepsi de Özgecan'lar sapık babalar cani kocalar,99luk tespihle savcı karsına çıkan tecavüzcu müslüman adamlar dahası kendisi gibi düsünmediği için ''kadın mıdır kız mıdır''olan insanlara kadar. Ne desek nasıl destek olsak ne yapsak az bu konuda ama kendimizden başlayarak kızımza oğlumuza arkadaşımıza dostumuza düzeltebildiğimiz herkese anlatarak, öğreterek katkıda bulunabiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Özgecan ah... İsmini duyup da kalbi yırtılmayan var mıdır acaba? Kimilerinin adını anan yok, kimilerinin bir adı bile yok. Münevver mesela. Vahşice katlini "Sevgilisinin evinde ne işi varmış?" diye aklayıp paklamışlardı üstelik. Kapanmayan yaralar içindeyiz. Kapanmış gibi davranmaya, unutmaya zorlanıyoruz. Sonumuz hayrola.

      Sil
  14. Her insanın bir kadından dünyaya geldiği gerçeği nasıl da göz ardı ediliyor. Asırlardır, acımasız bir çarkın dişleri arasında hem bedenleri hem gelecekleri ve hayalleri öğütülen, bunu kaderi olarak algılamaları istenen kadınlar. Toplumun her alanında yoğun baskı altında tutulan kadınlar. Sindirilemediği takdirde iki seçeneği var: Namus cinayetine kurban gitmek ya da intihara sürüklenmek.
    Kadınız biz, neslimiz insan. Kadınlık 'esir' görülen yanımız.

    Gayet güzel anlatmışsın. Kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Ya cinayet ya intihar. İntihara zorlamak, mecbur bırakmak da bir nevi cinayet zaten. Yaşamadan ölen kadınlar, yaşayan; ama yine yaşamayan, yaşayamayan kadınlar... Üzülüyorum bizim için çok. Teşekkür ederim sevgili Zeugma.

      Sil
  15. Daha ne söylenebilir ki sevgili kalemderi ? Kadınsan hep haksızsın. Bir şey bulur gene seni haksız çıkarırlar. Dediğin gibi kadın bile böyle yapar. Hiç değilse çocuklarımızı güzel büyütelim. İyi insanlar yapalım belki bi gün değişir..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke herkes böyle düşünse, bu doğrultuda davransa... Teşekkür ederim Seda.

      Sil
  16. Cinsel kimlik ayırımı yapanlara söylenebilecek her şeyi içeren ve ders verici nitelikte bir yazı..."Oysa ben kadın değilim, insanım. Benim neslim insandan." -daha ne denebilir- Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlayana sivri sinek saz, doğru söylüyorsunuz. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  17. İyi tespitler. Katılıyorum.
    Sevgiyle

    YanıtlaSil
  18. Aslında kadınları en iyi kadınların anlaması gerekiyor. Ama öyle mi bak bakalım. Asıl düşmanlarımız hemcinslerimiz :( Birbirimize sahip çıkmayı bilmiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru söze ne denir? Kadın kadının kurdu. Erkek egemen sistemin baskısı yetmezmiş gibi bir de o sistemin müptelası kadınlarla uğraşmak zorundayız.

      Sil
  19. En anlaşılmazı kadının kadına karşı acımasızca eleştirel gözle bakması ve toplumsal davranış biçimleriyle erkekten de öte baskılaması. Senin de yazdığın gibi kadının kaderi daha gözlerini dünyaya açar açmaz başlıyor. Önce ailesindeki erkeklere hizmetle ve onların her sözüne boyun eğmekle biçimleniyor alın yazısı. Sonra koca evinde devam ediyor erkeği kendinden üstün görmek, ona kayıtsız şartsız hizmet etmek davranışı. Daha küçücükken kız çocuğu ileride kocasını nasıl hoş tutacağı öğretilerek, öğütlenerek hazırlanır. Anadolu'da her zulme, her taciz, baskı ve aşağılanmaya rağmen kadın boyun eğmek zorundadır kocasına hatta kocasının ailesine, aksi durumda geri döneceği bir baba ocağı yoktur. O kapı gelin olurken kapanmıştır. Çünkü kızının boşanması babasına ar, namus konusu olur. Anadolu'da böyledir de şehirlerde çok mu farklıdır. Orada da boşanan kadına bakış açısı kadını baskılayıp özgür karar vermesi konusunda zorlayan bir tutumdur.

    Kadınların her türlü özgürlüğe sahipken bile evliliklerini bitirmekte çok zorlandıklarını görmekse ayrıca çok düşündürücü bir konu.

    Sanırım kadının kağıt üzerinde yazılı haklarını bile elde etmesi uzun yıllar alacak. Üstelik ülke gidişatına bakılırsa bu gittikçe zorlaşacak gibi görünüyor.

    Ülkemizin hatta tüm dünya kadınlarının kanayan yarası olan bu önemli konuyu çok güzel kaleme almışsın, yüreğine sağlık.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolu dolu yazmışsınız. Bana -maalesef- onaylamaktan başka şey düşmüyor :( Çok teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  20. Kadın olmak böyle bir şey işte her zaman sıkıntılarla uğraşmakta. Bebekten, çocukken, Ergenlikte, gençken ve yaşliyken yani her zaman.Aynı zaman da her yerde coğrafyası yok.Her yerde baskı var. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kadın olmanın yaşı ve coğrafyası yok ne güzel söyledin. Her yerde, her zaman :( Aynı sıkıntılar, acılar, baskılar, haksızlıklar...

      Sil
  21. Daha ugrayacagim öyle cok blog, okumak istedigim öyle cok yazilar ve yazmak istedigim öyle cok yorumlar var ki önümde... O yüzden cok uzatamayacagim yorumlarimi. Sadece okudugumu ve coook hosuma gittigini belirtmeden gecmek istemiyorum. Yüregine saglik Fidan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olsun, bu kadarı yeter de artar bile :) Haklı olmayı sevmediğim konulardan biri kadın olmak konusu; ama işte... Teşekkür ederim.

      Sil