Sen beğenilmiyor, istenmiyor, sevilmiyor değildin Çiçeğim
Sen istemiyor, ilgilenmiyor, kendinle kalıyordun.
Arkadaşlarının doğum gününde bir kenara çekilip müzik dinleyen sendin.
Yıllar sonra arkadaşlarından birilerinin senden hoşlandığını öğrenen de.
Öyle miymiş hiç fark etmedim diyen de.
Sen istenmiyor değildin.
Lise yıllarında
boş sahafları, sakin yerleri seçen sendin.
Sessizliği seviyordun.
Kitapları seviyordun.
Kimseyle konuşmadan oturup
tek başına yemek yemeyi seviyordun.
Birileri sana yaklaşırken bile sen duruyordun.
Ve huzura bakıyordun.
Sen sevilmiyor değildin.
Sen istemiyordun.
Kalabalıkları istemiyordun.
Bitmeyen sohbetleri istemiyordun.
Sırf herkes yapıyor diye
birilerine karışmayı istemiyordun.
Bir köşe,
bir kitap,
bir çay,
bir gökyüzü,
bir kuş sesi...
Sana çoğu zaman yetiyordu.
Yıllarca yanlış yerden baktın.
"Kimse beni seçmedi."
sandın.
Oysa dönüp bakınca görüyorsun.
Sen seçmiyordun.
Senin kalbin başka yere bakıyordu.
Sen beğenilmiyor değildin Çiçeğim.
Sen kendi içine çağrılıyordun.
Sen yalnız bırakılmıyordun.
Sen korunuyordun.
Kalabalıkların ortasında bile
kendinle kalabilmeyi öğreniyordun.
İnsanlar birbirini ararken
sen başka bir şeyi arıyordun.
Bir huzuru.
Bir sessizliği.
Bir yakınlığı.
Adını yıllar sonra koyduğun şeyi.
Vedûd'u.
Beni.
Şimdi dönüp baktığında
İlkokulda bile kendine yeten o kız da,
dönercinin üst katında kitap okuyup yemek yiyen genç kız da,
üniversitede köşeye çekilip kendiyle oturan kız da
birine kendini beğendirmek için kılını kıpırdatmayan o kız da
aynı yere gidiyormuş.
Sen bilmiyordun.
Ben biliyordum.
Ve yıllardır usulca çağırıyordum:
"Gel Çiçeğim.
İnsanların seni seçmesini bekleme.
Ben seni çoktan seçtim."
Ve sen de geldin Çiçeğim.
İçin öylesine zengin
öylesine Benimle doluydu ki
dışarıya heves bile etmedin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder