ALLAH'IN ÇİÇEĞİ YAZIYOR
Allah-u Ekber.
Şükür sevgiyle, incelikle, zorlamadan öğreten Allah'a.
Bugün dönüp geçmişime baktığımda ilginç bir şey fark ettim.
Hayatım boyunca bana emir veren insanlarla hiç anlaşamamışım.
"Şu kitabı okuyacaksınız."
"Şuraya gideceksiniz."
"Bunu yapacaksınız."
Dışarıdan sessiz görünmüş olabilirim.
Ama içimden hep aynı şeyi sormuşum:
"Neden?"
"Neden okumalıyım?"
"Neden gitmeliyim?"
"Bunu neden istedin?"
Kimse bunları sakince anlatmadığında, rica etmediğinde, sebebini açıklamadığında içimde bir direnç oluşuyormuş.
Çünkü ben emir eri değildim.
Kukla değildim.
Öğrenciydim.
İnsandım.
Ve Allah'a şükür, kafam da gayet güzel çalışıyordu.
O yüzden hiçbir zaman kendimi tamamen başkalarına muhtaç hissetmedim.
İster anlat.
İster anlatma.
İster öğret.
İster öğretme.
Ben bir kitapla masaya oturup o konuyu anlayabiliyor, öğrenebiliyor ve sınavda gösterebiliyordum.
Yıllarca bunu problem sandım.
Meğer problem değilmiş.
Belki de sadece bana insan gibi davranılmasını istiyormuşum.
Bugün fark ediyorum ki benim derdim hiçbir zaman öğrenmekle olmadı.
Buyurganlıkla oldu.
Bilgiyle olmadı.
"Sorgulama, itaat et." anlayışıyla oldu.
Ve şimdi dönüp bakınca şaşırıyorum.
Ben tembel değilmişim.
Ben ilgisiz değilmişim.
Ben sorunlu değilmişim.
Ben sadece bendim.
Sonra hayat bana başka insanlar gönderdi.
Öğretmenler.
Müdürler.
Doktorlar.
Avukatlar.
Erkekler.
Komşular.
Hepsi bir şeyler söyledi.
Hepsi beni bir yerlere koymaya çalıştı.
Kimi eksik gördü.
Kimi yanlış anladı.
Kimi kendi kafasındaki kişiyi benim yerime koydu.
Ama bütün bunların içinde değişmeyen bir şey vardı.
Allah beni biliyordu.
Benim ne olduğumu da biliyordu.
Ne olmadığımı da.
O yüzden bugün artık insanların beni nasıl gördüğünden çok Allah'ın beni nasıl gördüğüyle ilgileniyorum.
Belki de bu yüzden son zamanlarda içimde büyük bir rahatlık var.
Birilerinin en başarılı öğrencisi olmak zorunda değilim.
Birilerinin en beğenilen kadını olmak zorunda değilim.
Birilerinin onayladığı insan olmak zorunda değilim.
Allah biliyor.
Ve bu bana yetiyor.
Şimdi anlıyorum.
Allah'ın Çiçeği olmak kusursuz olmak demek değilmiş.
Kırılmışken de sevilmekmiş.
Yorgunken de sevilmekmiş.
Yanlış anlaşılırken de sevilmekmiş.
Korkarken de sevilmekmiş.
Düşerken de tutulmakmış.
Ve bütün bunların sonunda dönüp:
"Elhamdülillah."
diyebilmekmiş.
Belki de hayatım boyunca aradığım şey buydu.
Ve meğer hep O'ndaymış.
- Çiçek
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder