28 Oca 2017

İSYAN


Hayatta ev işi yapmak kadar hiçbir şeyden tat almıyorum. Bayılıyorum her gün süpürüp silmeye, bayılıyorum her gün kaldırıp toplamaya. Bulaşığıydı çamaşırıydı şusuydu busuydu derken var olduğumu hissediyorum. Hele ütü yapmak, cam silmek diye iki olay var ki iliğime kemiğime kadar bunları yapmak için yaratıldığımı duyumsuyorum. 
Dersem inanır mısınız? İnanmazsınız elbette. Bir gün böyle şeyler yazarsam ve ciddi olduğumu görürseniz, bu aptal dünyaya, aptal düzene, lanet gidişe daha fazla akıllıca bakamadığımı anlayıp aklımı yitirdiğime hükmedebilirsiniz.
Küçücük bir kızken başlıyorlar ne, kim ve nasıl olacağımızın sınırlarını çizmeye. Erkek kardeş eve girince "Yemek ye oğlum, çay iç oğlum, yat dinlen oğlum, keyfine bak oğlum." denirken mevzu kız çocuğa gelince "Yemek yap kızım, çay koy kızım, gürültü yapma kızım, niye boş boş oturuyorsun kızım." oluyor. Kadın eşittir toz almak, ütü yapmak, bulaşık yıkamak, süpürmek, silmek gibi acayip bir kafa var. Yalnız erkekte değil neredeyse bütün kadınlarda var bu kafa. Sebep de neymiş efendim? Erkek para kazanıyormuş. Sistemin ırzına geçmiş olmasaydınız, kadın milletini yüzyıllardır başka kadınlara erkekçe bakmaya ve hor görmeye alıştırmasaydınız yani kadına toplumda, günlük yaşamda sağlıklı bir miktar yer açabilseydiniz kadın da en az sizin kadar kazanabilirdi. Yapmadınız. Çünkü, işinize gelmedi. Çünkü eğer yapsaydınız kadını sahiplik taslayabileceğiniz bir eşya gibi olmaktan kendi ellerinizle çıkarmış olacaktınız.
Ben bu değilim ama. Son nefesimi verene kadar da bu olmadığımı bağırmaya devam edeceğim. Kadınların her gün sabahtan akşama kadar canla başla dip köşe temizlik yapması dünyayı kirletiyor. Evet doğru okudunuz, beyleriniz memnun olsun diye pir-ü pak yaptığınız o evler, itinayla ütüleyip katlayıp dolaba kaldırdığınız o gömlekler dünyayı kirletiyor. Sizin evleriniz temiz olacak diye benim dünyam kirleniyor. Çünkü, dünyayı en çok erkekler kirletiyor. Evde kendisine hizmetkarlık yapan, koşulsuz memnuniyetini gözeten ve kendisi gittikçe silikleşen kadın o erkeğe, dünyayı da kendi eviymiş ve bütün kadınlar onun hizmetkarıymış gibi algılama hürriyeti veriyor. Evinde olduğu gibi hükmetmeye, kırıp dökmeye ve her kadından da arkasını toplamasını istemeye hakkı olduğunu sanıyor. Her kadının içine girmeye hakkı olduğunu sanıyor. Her kadının onu beğenmek, istemek, ona "itaat etmek" gibi bir zorunluluğu olduğunu sanıyor. Evlerinizde kral muamelesi yaptığınız erkekleriniz dünyamı kirletiyor. Ben de mi ben de mi ben de mi değil. Sen de sen de sen de hepiniz.
Akıllı bir insan hayatının kaçta kaçının ev işi yapmakla ve eşi oğlu şusu busu fark etmez erkek cinsini memnun etmeye çalışmakla geçtiğini hesaplarsa, elde ettiği sonuca bakarak geriye kendi için hiç zaman kalmadığını rahatlıkla görebilir. Aslanım, kaplanım, erkeğim, paşam, yiğidim, koçum, beyzadem... uzar gider. Veriyorsunuz coşkuyu, veriyorsunuz coşkuyu. Erkek doğmuş olmanın bizzat kendisi kutsanacak bir şeymiş gibi geliyor sonra bu tipitiplere. Sonra bütün dünyayı ev, bütün kadınları da evde kendisine tabiri caizse tapınan anne ya da eş ya da kızkardeş sanıyorlar. Bu sanrılarını dürüp münasip bir yerlerine monte etmeleri gerektiğini söyleyen veya en azından ima eden "normal" kadınlara rastlayınca da cozutuyorlar.
Önce ne yapacaksınız biliyor musunuz? Önce bırakacaksınız evi bok götürsün. Sonra o erkeklerin fezaya kaldırdığınız kıçlarını indirmek için bir yol tutturacaksınız. İtaat etmeye son vereceksiniz. Böyle bir toplumda, sırtınıza bindirilmiş onca yükle, kişiliğinizin hapsedildiği dapdar kalıplarla bir de üstüne naif, ince, uysal filan olmanızı bekleyen hatta resmen emreden erkek cinsinin gelmişini geçmişini seveceksiniz. Sonra o kız çocuklarının yerle yeksan olmuş öz güvenlerini onarmak için çabalayacaksınız artık bu saatten sonra ne kadar olursa. Kızlarınız oğullarınıza hizmet etmeyecek kardeşim. Siz de hizmet etmeyeceksiniz, birey yetiştireceksiniz beyzade değil. Dostlar alışverişte görsün misali pencerelerinizin camları, çamaşırlarınız, bulaşıklarınız, duvarlarınız, yerleriniz mis gibi olmuş bana ne? Dünya pislik içinde. Ve dünyanın bu halinin baş sorumluları da erkek. Sokağa çıktığımda kadından korkmuyorum, çocuktan korkmuyorum, hayvandan korkmuyorum, YETİŞKİN ERKEKTEN KORKUYORUM. Kendini kafadan benim sahibim zanneden bir adet ilk insan görüyorum karşımda. Benden sürekli vıcık vıcık bir sevecenlik, uysallık, itaatkarlık bekleyen bir dingil görüyorum. Giyimime, saçıma, gülüşüme, oturup kalkmama dair kendinde söz hakkı bulan birer cro magnon görüyorum. Hayvana, çocuğa, kadına, birbirine tecavüz eden yetişkin erkekler görüyorum. Dünyanın canına okuyan yetişkin erkekler görüyorum ki bunların salt eni boyu büyümüş. Çoğunda bir gram akıl yok bir gram.
İtaatsizlik o kadar da kötü bir şey değildir korkmayın. Bütün örnek düzenlerin öncesinde büyük bir anarşi vardır. Evleriniz mis, dünya ise bok gibi. Bırakın da biraz evleriniz bok gibi olsun, bakalım dünyaya ne oluyor.
Ben mi? Hiçbir zaman kendimi ne kadar çok ya da ne kadar iyi ev işi yaptığımla tartmadım. Hiçbir zaman bir erkeğin kıçını fezaya kaldırmadım. Sevgim hiçbir zaman itaat ya da hizmetkarlık boyutuna gelmedi. Ne doğup büyüdüğüm evde ne de sonrasında. Bu yüzden defalarca ve defalarca "geçimsiz, uyumsuz, aksi, kavgacı, dik başlı" olarak yaftalandım; yapayalnız kaldım, dışlandım; ama gocunmadım aksine gurur duydum. Böyle rezil bir kalabalığın itaatkarı olacağıma, yalnız bir anarşisti olurum daha onurlu dedim. 
Hiçbir erkeğe HİÇBİR ERKEĞE uysallık, sevecenlik, kırıtkanlık, hizmetkarlık borcum yok. Para kazanmaksa alasını kazanırım çalışacağım yerde kendini sahibim ve alacaklım zannedecek olan erkek cinsi, karşısında başı dik bir kadın görüp de ayak bağı olmasa, canından bezdirmese, o veya bu şekilde taciz etmese. Ben uzun yıllar boyunca tek başıma bu cinslerle boğuştum. Ben bunlarla yeteri kadar uğraştım benim genellemeye sonuna kadar hakkım var.
Yani kısacası diyorum ki sizi cam silmeden, ütü yapmadan, her Allah'ın günü sabahtan akşama kadar ev paklayacağım diye canınızı dişinize takmadan da sevebilecek erkekleri sevin. Severken de dozunu kaçırmayın. İnsan gibi sevin. Hiçbir kadın sizin çakma kral ve prenslerinizin kaprisleri yüzünden sıkıntı hatta acı çekmek zorunda değil.
Ve sana gelince hayranlıkla beni, yazdıklarımı takip eden korkak. Her kim isen (çünkü hiç fark etmiyor kim olduğun, aylardır izlediğin yol benim gözümde sadece bir korkağa yaraşır) sen her neyle karşılaştıysan kendi aptallıkların yüzünden karşılaşmış olabilirsin ki hayatın boyunca gerçek bir sorunla karşılaşmadığına da kalıbımı basarım. Ben yazdığım tek bir satırı bile kaçırmayan, gölge gibi peşime takılmış, papağan gibi durmadan aynı zırvayı tekrarlayan ve muhtemelen tanıdığım biri olduğu için de anonim yazıp kaçan bir korkağın sözlerini kabullenecek kadar ezik değilim asla olmadım. Her kimsen tekrar ediyorum HER KİM İSEN buraya yazdıklarımı misliyle yüzüne söyleyebilecek biriyim. Sen benim kalemim değilsin ve aynen böyle yazdıklarımın bir harfini bile kaçırmamak için peşimde dolanıp tıpkı bir geri zekalı gibi kurabildiği o tek cümleyi yazmak dışında bir şeyi gözü kesmeyen zavallının tekisin. Tuzu kuru bir korkak. Hayattan bir tek yumruk yediysen ben de ne olayım. Bir tek yumruk yemiş olsaydın en az bir yumrukluk cesaretin olurdu.
Üstteki paragrafı bir tür sosyal deney olarak düşünebilirsiniz. Sizle ilgisi yok.
Siz cidden bi bırakın da evlerinizi bok götürsün artık. Bi kaldırın kafanızı sizi ütüyle çamaşırla meşgul tutarken erkek cinsinin dünyanın nasıl da canına okuduğunu görün. 
Biraz başkaldırın. Sert ve keskin kadınları itaate, uysallığa, suskunluğa çağırana dek azıcık siz keskinleşin. İtaatinizin sonuçları ortada. Bir de isyanı deneyin.
Dünyaya ev işi yapmak ve erkek pohpohlamak için gelmişim bak sen... Başımda taşıdığım organın işlevinin onda birine sahip olmayan canlı benden üstünmüş ben de bir ömür onu memnun etmek için çırpınacakmışım... Peh...

29 yorum:

  1. Manifesto gibi bir metin çıkmış ortaya. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Maksat kadınların özgürlüğü ve haklarının teslim edilmesi olmalı. Kadın, erkek, çocuk ihtiyar gibi ayrımların ötesindedir insanlık. Hakkaniyet ve vicdan ölçüsündedir insanlık. Malesef dünyanın heryerinde despotik yapı var bu da en çok kadınlar üzerinden cürüm işleniyor. Oysa bizler varsak eğer bizi yaratan da kadınlardır. Bunun değeri sadece vicdanlara hapsetmek de doğru değildir. Kadınlar yaratılış itibariyle sevgi, şefkat, merhametin adıdır. Onlar yaratılıştan birer bilgedir. Bazı insanlar haddini aşabilirler, isim ve hesabı olmayanlar zaman zaman bz de karşılaşıyoruz onlarla. Evet korkaktırlar. Eskiden telefon sapıkları vardı, şimdide dijital sanal sapıklar. Siz irfanızla hareket etmesini bilirsiniz. Çünkü şairsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kadınların bu gidişe bir dur demesi gerekiyor sayın Profösör. "Özgürlüğün baş düşmanı halinden memnun kölelerdir." demiş Che. Çok sevdiğim bir sözdür. Şairler de bazen irfan sahibi olduklarını unutabiliyor sanırım :) Kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
  2. Merhabalar Söz Sanatı.
    Yazınızı okudum. Lafı fazla uzatmadan yerden göğe kadar haklı olduğunuzu ve yetişkin erkekler hakkındaki düşüncenize aynen iştirak ettiğimi de itiraf etmek istiyorum. Ve diyorum ki "Yahu kadınlarımızı bloglarında bari rahat bırakın!"
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey hoş geldiniz. Sizi zaten türünün son örneklerinden görüyorum. Bu farkındalığınızla düşüncemi pekiştirdiniz :) Teşekkür ederim.

      Sil
  3. Erkekleri linç etmişsin ya... İnsan yorum yapmaya korkuyor erkek olarak :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir tek kadının var olduğu andan itibaren kendi cinsinin yaşadıkları, gördükleri, sırtlandığı yükler, karşılaştığı zorluklar ve baskılar sonucu yazdığı bir yazıya linç diyorsan, hemcinslerim yazdıklarımı yapsa ve gerçek anlamda özgürlüklerini alsa ne diyeceksin kim bilir :) Ayrıca yorum yapmama özgürlüğün var.

      Sil
  4. Yazıyı okumaya başlayınca şok üstüne şok yaşadım . Korktum resmen.Hay ağzına sağlık nasıl güzel yazmış sın. Birde kendileri acı çeken bu kadınlar diğer kadınları da aşağı çekmeye çalışıyorlar. Çevremdeki herkese söylüyorum "sistem devam etsin diye kadınlara çok marifetmış gibi ev işleri yapsınlar diye övüyor yapmayanlari ayipliyorlar inanmayııın"diyorum. Hatta geçen hafta bu yazına benzer bir yazı hazirliyordum yarım kaldı . Hatta eşim dedi ki "kadınları isyan ettirmeye mi çalışıyorun? ":)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O yazıyı bitirip yayımlamanızı çok isterim. Bizlere ışık olursunuz Kadriye Hanım :)

      Sil
  5. Fidan ilk paragrafı okuyunca "ne oluyor" dedim. Sonrasında ise "işte budur" dedim. Ben de erkek egemen toplumda biraz yalnız bir anarşistim. Evimi kendim için temizliyorum. Eşim sık sık yemek yüzünden sorun çıkarıyor ve ben bu durumdan nefret ediyorum. Bu konuda eşimin annesini çok suçluyorum ne yalan söyleyim. İstemiyorum, bana yemek, ütü, temizlik gözü ile bakılsın istemiyorum. Eşim ne kadar insansa ben de o kadar insanım. Bu lanet düzene isyan ediyorum. Gücüm kadar ama... Kalemine, yüreğine sağlık... Adeta kadınlara rehber olmuşsun. Tüm kadınlar okumalı bu yazıyı, ama neredeeee?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de mi Brütüs :) Der miyim hiç öyle şeyler :) Ev işinin yapılması gerektiği kadarını, o da suyunu çıkarmadan ben de senin gibi kendim için yapıyorum. Yemek yüzünden sorun çıkarma hakkını o arkadaşa kim veriyor? Kadınlar veriyor Nermincim, hemcinslerimiz veriyor. Annesinden başlıyor o iş söylediğin üzere. Önce halinden hoşnut kölelerin ayılması gerekiyor, sonrası kolay. Ama, inanıyorum günün birinde anarşist olarak kalsak da yalnız kalmayacağız :)

      Sil
    2. Evet kesinlikle haklısın. Annesi üç erkek çocuğuna sahip, bir de eşi. Bu dört erkeğin kulu kölesi olarak yaşamış. Bugün ise bu adam annesinde gördüğü her şeyi benden isteme hakkına sahip olduğunu sanıyor. İki erkek evlat sahibiyim. Onları yetiştirirken dikkat etmeye çalışıyorum. Ancak önlerinde rol model olarak babaları dururken ne kadar başarılı olurum bilemiyorum. İnşaallah onlar babaları gibi kadına "yemek, ütü, temizlik" gözü ile bakmazlar. İnan genç kızken de şimdi de hayatımın en çok isyan ettiği şeylerden birisi bu idi. Temizlik canım istiyorsa yaparım, yemek ben ne istiyorsam onu pişiririm, ütü yaparım ama beni kimse zorlayamaz. Ancak karşındaki insan sana o gözle baktığı müddetçe belki severek yaptığın şeylerden de zevk almıyorsun. Lanet olsun erkek egemen topluma da böyle düzene de... Biraz isyan ettim ama haklıyım. Eşim daha dün senin yazını okuduktan sonra bana "lahana sarması" yapmam için baskı yapmasa bu kadar sinirlenmeyecektim. Sevgiler canım.

      Sil
  6. Baslangicta nasil sasirdim.:) Temizligi ve yemek yapmayi biraz severim ama dedim ki "Pes. Ev isini bu kadar askla yapan birini ilk defa goruyorum." Tum dediklerine aynen katiliyorum. Bu asla kimsenin "Yeter artik cok yoruldun. Sorumluluklari paylasalim" demeyecegi beklenti citasini kendimiz yukseltiyoruz. Lutuflar bir sure sonra zorunluluga donusuyor. Nasil baslarsa oyle gidiyor bir de. Olmasi gerekenden fazla ilgi ve fedakarlik tam da aksiyle geri donuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah iyiliğini versin :) Ben yazının konusu hemen anlaşılır diye düşünmüştüm, özellikle görselden. Ama, genel olarak anlaşılmamış çok içten yazmışım demek :) Bence şahane bir özet geçmişsin. Lütuflar zorunluluğa dönüşüyor ve her fedakarlık, sahibine olumsuzluk olarak geri dönüyor. Diğer yorum için de teşekkür ederim. Haklısın :)

      Sil
  7. Başımıza taş yağacak herhalde dedim ne diyor bu kadın :) Ütüye bayılırım cam silmeyi çok severim :) Sonra aklımdan geçenleri çok güzel dile getirdiğini görüp rahatladım. Her cümlenin altına imzamı atarım fidan o kadar haklısın ki. Evinin temizliğiyle övünen kadınların bile severek yaptığını düşünmüyorum. onaylanmak istedikleri için öyle gösteriyorlar. Yerleşmiş olan düzen değişecekse ancak kadın değiştirebilir değiştirmeye evlerden başlamak gerekir. Yazı bittiğinde nerdeyse ayağa kalkıp alkışlayacaktım, o kadar güzel anlatmışsın. kalemine yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz ironi hepsi bu :) Aynı şeyleri düşünüp hisseden kadınlar gördüğüme çok sevindim. Belki de sandığım kadar yalnız değilimdir :) Teşekkür ederim.

      Sil
  8. Fidan kızım, üstüne yazılacak bir şey yokaslında. Gereken her şeyi çok güzel ifade etmişsin. Kadınları düşünmeye davet eden öncü bir yazı olmuş.
    Aklıma tek şey geldi. Gençtim, eve sarhoş gelen eşim "Kalk bana yemek ver!" dedi. Kalktım, o gün nohut vardı, büyükçe bir tasa koydum ve başından aşağıya döktüm. Çocuklar çırpınıyor, bir şey olur diye. Ama olmadı. Hayatım boyunca erkeklerden( babamın yüzünden olmalı)hep intikam isteği vardır içimde. Burada kesiyorum kızım. Gerçekten, gözleriyle, beyinleriyle dünyanın bütün cinslerini tatma ve yeme içme peşindeler sanki. Bu arada adam gibi adamları tenzih ediyorum. Sevgiler Fidan ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer kadınlar bir gün en başta evlerimizde yerleşmiş olan bu kölelik sistemini değiştirmek için harekete geçmeye karar verirse, her kadın evde ondan hizmet bekleyen erkeğin kafasından aşağı bir tas nohut döksün derim :) Ellerinize sağlık. Bütün hayatı istikrarlı bir şekilde çalınan ya da mahvedilen bir cinsten bahsediyoruz. Hayatını çalanların kafasından aşağı bir tas nohut dökmüş çok mu.

      Sil
  9. Anneme bakarken çoğu kez aynı şeyleri düşünmüşümdür. Kadıncağızın bütün hayatı ev temizlemekle geçiyor, daha kötüsü bunu görevi sanıyor. Haklısın o kadar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim de görevimiz o kadınların, annelerin, eşlerin, sevgililerin, kız kardeşlerin var oluş amacının temizlik, ev işi, erkeğe hizmet olmadığını anlatmak. Bence sen annene anlatabilirsin :)

      Sil
  10. Bütün olay burda: "Bi kaldırın kafanızı sizi ütüyle çamaşırla meşgul tutarken erkek cinsinin dünyanın nasıl da canına okuduğunu görün." yazının can damarı bu cümle -bence- Duygu ve düşüncelere tercüman olmuşsun tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok iyi yakalamışsın Ranacım. Ben teşekkür ederim.

      Sil
  11. Ağzına, kalemine sağlık, canı gönülden katılıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu esaretin farkında olan ve ondan hoşnut olmayan kadınlar olarak çok güzelsiniz. Teşekkür ederim.

      Sil
  12. Çok kızmış çookk :)
    Kadın haklı beyler dağılalım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bulaştırmayayım kendime diyorsun :)

      Sil
    2. He valla neme lazım :)) Kalemi saplarsa mazallah katır gibi anırmak var blog aleminde :)

      Sil
  13. Bir noktada da sanırım iş yine biz kadınlara düşüyor, anne olan her bireyin örnek bir erkek birey yetiştirmesi gerekiyor. O güzel günleri belki görebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oğluna hizmetkarlık etmeyi ve kızına bir erkeğe hizmetkarlık etmeyi öğretmeyi marifet sanan bunca kadın var olduğu sürece biraz zor :)

      Sil
    2. Zor ama imkansız değil en azından. :)

      Sil