5 Eki 2016

BİR GECE VAKTİ...




İnsanları sevmek bir kabiliyet idiyse ben onu kaybettim.
Kabahati yine kendimde arıyorum; ama bu bir hata. Onları sevmemek için çok fazla haklı sebebim var. Ben koşulsuz iyi miyim? Suçsuz muyum? Yanlışsız mıyım? Hayır tabii ki. Fark şu ki, hiçbir yanlışım ya da suçum bile isteye ve herhangi birine zarar vermeye yönelik değildi. Hatta şimdi düşünüyorum da, aklıma somut bir yanlış bile gelmiyor...
Kaç yaşında olursa olsun herkesin sıkıntıya düştü mü annesini, babasını, eşini dostunu akrabasını arayıp yardım istediğini, destek beklediğini görünce sorgulamadan edemiyorum... Bunu ben neden yapamıyorum? Ne yaşarsam yaşayayım, ne kadar zor olursa olsun ve ne kadar incinirsem incineyim hiç kimseyi aramam. Kimseye anlatmam, kendim dışında. Oturur ağlarım, olmadı yazarım... Bir sonrakine kadar geçer.
Böyle bir alışkanlığım olmaması da mı göstermiyor diyorum ne kadar yalnızlaştırıldığımı. Kimseyi arayamamam, telefon rehberimin bomboş olması, yardım istemeyi bilmemem, en zor zamanımda bile aklıma gelmemesi birinden destek istemenin... Aklıma gelebilecek böyle birinin de hayatımda olmaması...
Tüm günü bir şeyler okuyarak, yazarak, izleyerek, kendini oyalayarak, kendi iç sesini dinleyerek geçiren benim gibi, benim duygu ve düşünce boyutumda biri var mıdır acaba dünyada? Olsa tanışmayı çok isterdim. Yalnızlığımın somut resmini çıkarmak gibi bir şey olurdu bu. Bütün "Çok yalnızım." trajedilerinden, duygu sömürülerinden bağımsız gerçek bir yalnızlık... Beceriksizin tekiyimdir kim bilir. Akıllı, güçlü, farklı olduğumu düşünürken aslında bayağıyımdır. Yoktur bir şey derinlerimde, kendimi aldatmışımdır bir ömür... Kötüyümdür. İçimden içimden kötüyümdür belki?
Kötüysem birilerine, bir şeylere kötülük etmiş olmalı değil miyim peki? Etmedim... Yalnız kendime kötülük ettim ben. Bir tek bana zarar verdim. Onu dahi bile isteye yapmadım...
Hayat geçip gidiyor. Öyle de geçip gidiyor böyle de geçip gidiyor. "Bir dost bulamadım gün akşam oldu..." dizesi takılıyor dilime. Dostluk anlayışım farklıydı benim hep. Elimde kalan son kırıntıyı bile bölüşmek üzerine kuruluydu. Çağırdı mı koşmak, el uzattı mı tutmak, gizlememek, aldatmamak üzerine... Sonra, zamanla insanların dostluk kavramının bundan çok başka olduğunu anladım. Para denen şeyin insanlar arasında ne denli keskin çizgiler çektiğini anladım. Maneviyatın maddiyatın yanında hiçbir hükmü olmadığını anladım. Çalışmakla, dürüst olmakla, iyilikle, güzellikle biraz bile ilerlenemeyeceğini anladım... 
Anlamak iyi bir şey değil. Doğruyu bilmek, dürüst olmak dışında elinden bir şey gelmemesi, değişememek, istesen de çarkın bir dişlisi olamamak, -mış gibi yapmayı bir türlü öğrenememek... "Herkes yanlış bir sen mi doğrusun?" diye soruyorum kendime bazen, kim olsa sorar ya... Evet diyorum sonra, evet. Baksana... Herkes yanlış ben doğruyum. Doğru ve yapayalnızım. Keşke yanlış olabilseydim...
Elim ayağım kırılsa bile bir kenara oturup acımı çekiyorum ben. Hayat beni böyle alıştırmış. Kalbim yerinden sökülse bile aynısını yapıyorum. Kıyametim kopsa bile aynısını... Oturuyorum, çekiyorum acımı paşa paşa. Kendime dövünüyorum, kendime küfrediyorum, kendime şikayet ediyorum; ama hep kendime. Kimseye değil. Onu yapamıyorum işte. Öyle bir şey sinmedi üzerime. O hakkı kendimde göremiyorum; çünkü çıkamıyorum bir ömür yaptığımın dışına. Oturuyorum, yaşıyorum. Bırakıyorum ne yapabilirse yapsın kanırta kanırta. Bırakıyorum hırpalasın. 
Hiç kimse olup çıktım, hayatımsa hiçbir şey. Hiçler üzerine kurulu bir düzen... Kendimi insanlardan ve kötülüklerden ne kadar koruyabilirsem o kadar iyi geliyor artık... Herkesten nefret ediyorum. Herkesin kötülükleri, bencillikleri bıçak gibi kesiyor soluğumu. Takatim yok insan oyunlarına. Buraya kadarmış demek ki diyorum, buraya kadar direnebilmişim... Utanmıyorum geri çekilmekten. Beni benden başka bir düşünen olmadığı için, sığınıyorum bir kez daha kendime...
Hayatta hiçbir istediği olmamış, kazara bir şeyler olduysa da istediği gibi olmamış, ömrünü kendi kendiyle geçiren, canı, ruhu parçalandığında bile bir köşeye oturup acısını çekmekten başka bir şey yapmayan; çünkü yapması için hiç fırsatı olmamış, yalnızlığın kelime anlamını ucuna bucağına dek eksiksiz yaşayan bir insan oldum ben. Hayallerim, arzularım vardı; ama dünyanın insanlarca nasıl kirletilmiş olduğunu görünce yapmaya değmez buldum onları. Artık kötüysem de kötü olmayı dibine kadar hak ettiğim noktada çekildim kabuğuma. Ama, hiç kimseye hiçbir kötülük etmedim ben... Bana ettiler, benim hayatıma ettiler... Ben etmedim.
Yazamıyorum Kavgakıran'ı... Çok zorlanıyorum yazarken bir süredir. Çoğu şeyi atlayarak yazıyorum. Yazarken yoruluyorum. Aynı şeyleri yeniden yaşıyor gibi oluyorum... Gitme oraya diyorum kendime. Girme o kapıdan. Yapma bunu. Söyleme onu. Sonra dönüp koşullara bakıyorum ve başka çarem olmadığını görüp bir kez daha kahroluyorum. Yine gidiyorum, yine giriyorum, yine söylüyorum, yine yanıyorum...
Yaşadıklarımdan hiçbir şey öğrenmedim. Yaşadıklarım bana hiçbir şey vermedi, aksine sahip olduğum her şeyi alıp götürdü. Yaşadıklarımı hiç sevmiyorum; ama unutmak asla istemiyorum. Nefretimi, öfkemi sımsıcak tutmaya çalışıyorum üstelik. Neden en kötü olduğum anlarda, en zor zamanlarımda bile hiç kimseyi arayıp dert yanmadığımı, böyle bir huyum olmadığını ve köşeme çekilip acımı yaşadığımı hatırlıyorum. Şimdiki beni nelerin oluşturduğunu unutmak istemiyorum. Bunu bana yapanların en azından her şey yolundaymış gibi yaşamasını önlemek, artık hayatlarında durmadan yaralayabilecekleri ve sanki öyle yapmamışlar gibi gülüp eğlenebilecekleri bir fidan olmadığını bilerek yaşamalarını istiyorum. Hiç kimseye ihtiyaç duymuyorsam, bugüne kadar yanımda hiç kimseyi görmediğimdendir. Kimseyi aramıyorsam, kimse zaten olmadığındandır. Acı da çeksem kendi kendime çekiyorsam, alışkanlıktandır...
Kötü mötü değilim ben. Kötülük etmedim hiç. Yanlış da yapmadım. Hayatla bütün ilişkim kendimi savunmak üzerine kurulu. Beni ben korumak zorundayım; çünkü bunu yapan başka biri yok.
Bir kenara çöker düşünürüm, dertlenirim, ağlarım, bağırırım, küfrederim; ama kendime ederim. Olmadı yazarım, olmadı uyurum, olmadı şarkı söylerim; ama kendime ederim. 
Alıştım. Başka türlü olmaz artık.

7 yorum:

  1. Gece yazılarını başka türlü seviyorum. İnsanlar duygularını çıplak bırakıyor bu saatlerde. Senin yazılarında bambaşka oluyor. Her acıyı tek başına sırtlanabilmek güç göstergesidir Fidan. Ha bu gücü sen seçmişsindir ve ya seçmediğin halde vardır konumuz o değil. Sonuçta o güç vardır yani. Bayağı biri olsaydın her kelimesi ruhuma temas eden bu satırlar ortaya çıkamazdı. Yani bence her zamanki gibi kendine karşı acımasız olduğun ama edebi tadı damakta kalan çarpıcı bir yazı olmuş... Yüreğine sağlık canım.

    YanıtlaSil
  2. Takatim yok insan oyunlarına...

    YanıtlaSil
  3. "O hakkı kendimde göremiyorum; çünkü çıkamıyorum bir ömür yaptığımın dışına." İsmini bilmiyorum kızım. Ama ömrüm dediğin bir kaç dakika. Yazdıklarında çok haklısın. İnsanlar bezdiriyor. Mücadele etmeye kalksan, reform yapman gerek ki bir bayrak yok, altında toplanacak kimse de yok sanki. Ama vardır mutlaka. Sanki 'tek'mişsin gibi düşündürüyor son haliyle dünya. Aslında kötülük etseydin birine bu denli yargılamayı, sorgulamayı düşünmezdin kendini. Herkes kolayda, basitte donmuş. Her şey kirlenmiş. Yaşım oldukça ileri ama genç düşünüyorum. Bir gün kendini; insanların bazılarının hep ve hala temiz, güvenilir kalabildiklerine, ama 'onların nerede olduklarını bilmiyorum ...'şeklinde inandırırsan belki ferahlarsın. Ben seni sadece buradan tanıyorum ama senin için tasalanabiliyorum mesela. Yıpransam da benim için kayıp hiç değil. Ben bunu yapmazsam ben'imin dışına çıkmış olurum. İşte çok şaşırtıcı ki, insanlara sevgim buralarda başladı benim. Kızgınlıklarımın ne olduğunu iyice tespit edip dosyaladım. Genelde insanların beklentilerini öğrendim. Üç sene evvel canlı ceset gibiydim. İnsan sesi bile ürkütürdü beni. Burada bir yanardağ gibi patladım. Hayat hikayesini yazıyor dediler, hiiiç umursamadım. Belki ibret olur dedim yine devam ettim yazmaya. Aslında kaderden intikam alıyordum ben. Beni boğmaya yaklaşan şeyleri süsleyerek saçıyordum sanki etrafa. Çoğa yakın kişinin yaklaşımlarının samimiyetine inandım, anladım bazen bir şeyleri, görmezden geldim, zorundaydım.

    Kendini hırpalayacağın bir sürece girme dilerim kızım. 'Nasihat' Duyunca bile bu kelimeyi tüylerimi diken diken yapan bir yaklaşamama şeklidir aslında. O nedenle ancak tavsiyem olur. Ben de, insanlardan nefret etmem için dünya kadar sebebimle, yükümle geldim belki de bir türlü ölemiyeceğim bu yaşlarıma. Şimdi iyi birilerinin varlığına inandırdım kendimi. Bu güne kadar korktum hep kendimden, etrafa saldırdım. Ama çok vericiydim, yoruldum. İnsana en çok da kendinden gelen yanlışlar koyarmış meğer. İnsanlar hakkında öyle çok menfi düşüncelerim var ki hala, onlar artık değişmez. Ben ve tanıyabildiğim asgaride buluştuklarım. Yalnızlık çok yıprattı. Buralarda bloğumla ilgilenir ve yazdıklarımla bazen kimilerini kızdırırken acaip bir mutluluk filizlendi. Dileğim en azından bir tutar şey varsa onu bırakmamandır. Sevgiler kalem üstadı kızım :)

    YanıtlaSil
  4. Yazını okuyunca insan etrafındaki eş dost yakınım dediği kişileri sorguluyor. Aslında ne kadar da haklı olduğunu görüyorum. En yakınından en uzağına çıkar ilişkisi.Nefretinde haklısın kısacası.Hiç kimse dürüst değil o yüzden kendini yalnız hissediyorsun şunu bil ki sende yanlış yok çok güzel aşırı akıllı bir o kadar da duygusalsın durum böyle olunca insan istese de mutlu olamıyor.Yazın o kadar muhteşem ki alıntı yapmakta çok zorlandım.Sen seçmemiş olsan da çok güçlüsün takdir ediyorum kalemine hayranım yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
  5. Boşuna kendini suçlama arkadaşım.Herkesin kötü olması şaşrılıacak bişey değil,herkes de biliyor bunun böyle olduğunu.Bazen sende bi sorun olması gerekmiyor yalnız kalmak için...Genelde aynen böyle insanların yaptıklarına dayanamayanlar yalnız oluyor zaten.Kaldırabilenler ve bunların bir parçası olabilenler devam ediyor.Sıkma canını yaz geç.Yazdıktan sonra rahatlıyorsan kimsenin dediklerine takılma.

    YanıtlaSil
  6. Durumun tanidik geldi. Esim ve çocuklarim disinda benim de etrafimda kimsecikler yok aramiyorum da. Kendime yetmeyi ögreneli çok oldu.

    YanıtlaSil