29 Oca 2016

KAVGAKIRAN S-10

İKİ YABANCI



Ona ne kadarını anlatmam gerektiğini bilmiyorum. Tek bildiğim hepsinden korkacağı...
Çok uzun zaman düşündüm bunu. Karşımda iyi, dürüst ve seven bir erkek vardı. Beni sevmesine izin vermek bencillikti. Onu sevmekse aptallık. Sevginin, aşkın doyurulmayı bekleyen hırçın oyunlarına ne vaktim vardı ne gücüm. Yaşamdan ümidi ve damarlarımı kesmediğim her günü kâr sayıyordum. İçinde merdivensiz hapsolduğum kuyuya benimle çürüsün diye birini çekemezdim. Çekmek istememiştim.
Sevilmeyi de bilmiyordum üstelik. Birbirini sevdiğini söyleyen insanların hepsi kanlı bıçaklıydı. Beni sevdiğini söyleyenler hayatımı küle çevirmeden geçip gitmemişti içimden. Biri bana sevgiden söz etmeyegörsün, her yeri toz duman edecek bir depreme yakalandım sanıyor, her an her şey enkaza dönecekmişçesine tetikte yaşamaya başlıyordum.
Yıkıcı bir histi sevgi. Uğradığı yerlerde herkesi kılıçtan geçiren, taş üstünde taş bırakmayan, zulmüne zafer diyen despot bir hükümdar gibi. Nefrete inanıyordum. Öfkeye, acıya, düşmanlığa... En yakından gördüğüm, en iyi tanıdığım duygular bunlardı. Bir ruhu nasıl ele geçirdiklerini, bir bedeni nasıl komuta edebildiklerini, bir sureti nasıl zifiri siyaha çevirebildiklerini çok iyi biliyordum. Ama, sevgi... Adına sevgi dendiği anda o histen darbe beklemeye koyuluyordum. Aksi yönde davranışlarla karşılaşmak rahatlatmıyordu beni. Beklemeyi uzatıyordu sadece. O darbe mutlaka gelecekti... 
Kendim için endişeleniyordum. İyi kötü bir iş sahibiydim, Adil'le duygusal bir ilişkiye girmem işimi kaybetmeme neden olabilirdi. Bundan da kötüsü, ürkütücü bir hayatım vardı benim. Ağır kalabalık bir kentin en civcivli yerinde, görünmüyordum. Kenarda kalmıştım, ayak altıydım. Vardım, oradaydım, hep oradaydım. Aynı zamanda yoktum da. 
Beni, yaşadığım kuyuya inmeden sevemezdi. Karanlığıma girmeden, yükümü omuzlamadan, gözyaşlarıma dokunmadan... Öylece, bir köşede durup usul usul bitişimi izlemeyecekti elbette. Bir yanım ona güvenmek, inanmak, onu sevmek için sabırsızdı. Bir yanım korkak. 
Onca düşünmeden, tereddütten sonra karar verememiş olmaksa en kötüsüydü. Topu ona bırakmanın, sevgide becerisini izlemenin ve durumun gidişatı gereğince bir tavır takınmanın en iyisi olabileceğini düşündüm...
- Nereden başlayacağımı bilmiyorum. Bu yüzden bana bir şey sorarak işimi kolaylaştırabilirsin.
Defalarca bana bakışlarını yakalamıştım. Alışkın olmadığım, garipsediğim, pırıl pırıl bakışlar... Bu bakışların gerçek olma ihtimalinden de çekiniyordum olmama ihtimalinden de. Gerçekse, yeni bir savaş demekti bu. Üstelik savaşların en ağırı, en sıkıntılısı, en bozguncusu. Değilse tutunmayı ümit ettiğim son dal kırılmış, direnişine sığındığım son kale düşmüş demekti. Şimdi; karşımda omuzları çökmüş, tebessümü bıçak gibi kesilmiş olan bu adamın gözlerinin derinlerine baktığımda görüyordum ki gerçekti...
- Bana bir şey sor.
Bana bir şey sormak zorundaydı; çünkü hikayemin neresinden tutarsam tutayım dağılacaktım.
- Yalnız olduğunu görüyorum. Parmağında yüzük de yok. Bu evliliğin sürmediğini, süremeyeceğini anlıyorum tabii. Sana şimdilik sormak istediğim tek şey...
Onun için de zor. Onun için benim için olduğundan daha zor belki de.
- Evet?
- Onu seviyor musun?
- Hayır.
Hayır'ı şüpheye yer bırakmayacak kadar kesin söylemeye çalıştım. Adil'in gözbebeklerinde kısacık bir an da olsa parlayan ışığı görünce başardığımı anladım. Beni dinlediğinde buna kendi kanaat getirecekti zaten. Yine de konuşmanın ikimiz için de zor olduğunu görüyor, soru işaretleriyle, kaygılarla, kırılması an meselesi umutlarla dopdolu bu saatlerin kendi payıma olan kısmını onun için kolaylaştırmaya ve netleştirmeye çalışıyordum.
- Başka bir şey sormayacağım. Seni dinlemeyi tercih ederim. Tabii anlatmak istersen.
- Anlatmak istiyorum. Sadece ne kadarını anlatmam gerektiğini kestiremiyorum.
- Hepsini anlat.
- Hepsini mi?
- Evet.
Hepsini öğrenmek istiyordu. Ben bu yüklerin bana ait olduğunu artık kabullenmiş, ezile ezile de olsa taşımaya çalışıyordum. Şimdi sıra onun bunları öğrendikten sonra kendi adına karar vermesindeydi. Yutkundum. 
İki yabancı gibiydik. Azgın denizin ortasında tutunacak bir şeysizdik. Birbirimizi görüyorduk. O bana yüzmek istiyordu, ben su üstünde kalmak için dövüşüyordum dalgalarla. Karar vermesi gereken Adil'di. Benimle yüzebilir miydi? 
Yalnız mı gidecekti? Benimle mi...

(sürecek)





41 yorum:

  1. Tam merak ettiğim yerde bırakmışsın. Üslup harika ve çok güzelmiş...:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz öyle yapmak gerek değil mi :) Merak noktasında bırakmak. Beğenmene çok sevindim Yağmur Tozu, teşekkür ederim.

      Sil
  2. Yine kelimelerle dans yine cümlelere sıra dışı hükmediş.Aslında bu konuda çok konuşurdum ama kelimelerin efendisi diyerek sonlandırıp hikaye hakkında yazacağım.Ne kadar etkileyici bir hikaye duygusu insanın ciğerine işliyor.Adil'in omuzlarının düşmesi şaşkınlığı çok doğal aslında.Nasıl sevdiği ortada bir umut bir ışık bekliyorken Sarmaşık'ın zorlu hayatı, çektiği sıkıntılar, savaşını verdiği öncelikler arasında aşk yok ama o ışığı çok saklı olarak veriyor ve Adil de görüyor. Sarmaşık anlatsın bakalım Adil'e hepsini. Bakalım Sarmaşık'ı kavrayıp mı yüzecek yoksa tek başına mı. Çok heyecanla bekliyorum çookk güzel, yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru. Bütün düğüm Adil'in karşısında ne gördüğünde ve görünenin ardındakileri de görüp görmediğinde... Teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  3. Ne çabuk bitti hem de en güzel yerinde:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çabuk bittiyse içine çekmiştir, kendini okutmuştur, ne mutlu bana :) Teşekkür ederim.

      Sil
  4. Sanirim yazi cok cok daha uzun olsaydi, yine cabucak bitiverecekti okurken, o yüzden kisa geldi, cabuk bitti demek istemiyorum:)

    Yine nasil tam yerinde bitirdin...cok fenasin yaaa:)

    Ne güzel anlatmissin Sarmasik'in hislerini, düsüncelerini, korkularini.
    Ve ilk defa Sarmasik'tan bukadar samimi ve net 'aciklamalar' okuyabildik sanki, Adil'le ilgili. Hep merak ediyorduk ya, cok iyi oldu.
    Simdi top Adil'de... (Ben Adil'in 'yüzebileceginden' eminim gerci ama...) Ve her iki tarafin gözünden yazman iste bu yüzden de cok güzel oluyor. Simdi Adil'in düsüncelerini, icinden gecenleri cok merak ediyorum tabii ve merakla bekliyorum:)
    Kalemine saglik Fidan. Cok güzel ve önemli bir bölümdü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çabuk bitmiş gibi gelenler güzeldir, bir solukta okunmuştur, o yüzden çok mutlu oluyorum. İlk evet onun zihnindeki Adil'i görüşümüz. Görüşünüz yani :) Biraz da merak unsuru olsun ama değil mi hikayede :) Çok teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  5. Kavgakıranı sessiz okuyorum:)Bu bölümde yazmasam haksızlık olurdu.Baştan sona müthiş...'yaşamdan ümidi ve damarlarımı kesmediğim her gün kar sayılırdı" sevgiyle ilgili yazdıklarının hepsi, 'beni kuyuya inmeden sevemezdi' 'gerçek değilse tutunduğum son dal kırılmış direnişine sığındığım son kale düşmüştü' hele o son paragraf yok mu?Arkası yarın gibi en heycanlı yerinde bırakmışsın bari çabuk yaz da merakta kalmayalım...Kalbine duygularına yeteneğine sağlık...Sen yaz hep yaz 'sadece yaz'. ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben biliyorum okuduğunu. Ama, yazdığına sevindim tabii o ayrı. Devamı gecikmez merak etme :) Çok teşekkür ederim, sevgiler...

      Sil
  6. Âdil'in sordugu tek soru ;((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşamayacağını düşündüğü tek engel. Tek soru.

      Sil
  7. Ben de naçizane bir şeyler yazıyorum. İnanır mısınız aynı durumu ben de yazdım ama sizin kaleminiz de farklı bir renk ve etki var. İnsan ister istemez etkileniyor. Ben hayranlıkla takip ettiğim için iki adet soru yöneltmek istiyorum.
    1: Kavgakıran ne demek?
    2: Sarmaşık, korkularla yaşamaya veda edecek mi?
    Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Emre Bey. Kavgakıran'ı dalgakıran kelimesini düşünerek anlamlandırabiliriz. İkinci sorunun cevabı da ilerleyen bölümlerde açığa çıkacak.

      Sil
  8. Yavaş yavaş okudum her cümlede biraz dura dura okudum hemen bitmesin diye:( çok güzeldi tam yerinde bırakmışsın, kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, beğendiğine sevindim.

      Sil
  9. Adil'in gözbebeklerinin kısa bir anda parlaması ve Sarmaşık'tan "hepsi"ni öğrenmek istemesi, geçmiş ne olursa olsun sonuna kadar birlikte yüzebilme olasılığını ortaya koyuyor... Yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru söylüyorsunuz, aksi takdirde hiçbir şey öğrenmek istememe olasılığı da vardı. Teşekkür ederim.

      Sil
  10. Adil için sorduğu o tek sorunun yanıtıydı önemli olan. Gerisi önemli değildi. Sarmaşık'ın her anlamda yanında olmaya, her şeye birlikte göğüs germeye hazırdı. Hem de seve seve.. Kararı bu yönde olacak diyorum.
    Kalemine kuvvet :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçek sevgi zorluklara birlikte göğüs germe cesareti değil midir zaten? Adil o cesareti gösterecek belli ki, hem de senin dediğin gibi "seve seve" :)

      Sil
  11. Dün gece okudum bu bölümü ÇOOKK beğendim.Şimdiye kadar ki kavgakıranlar içinde en etkileyici olanı.bir kaç bölüm için daha böyle demiştim ama bu hepsinden güzel.gittikçe daha güzel oluyor diye boşuna demiyorum.samimiyetimi bildiğine güvenerek birşey demek istiyorum bu bölümün en çok yorumu alacağını düşünmüştüm, bugün yorum yazmak için açınca çok şaşırdım buna kafayı takmadığını tahmin ediyorum yine de çok şaşırdım, böyle başarılı yazıların daha çok ilgi görmesi lazım diye düşünüyorum.kalemine,yüreğine sağlık kalemderi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorum konusu inişli çıkışlı bir konu. Neyin çok beğenileceğini neyin hiç ilgi çekmeyeceğini tahmin edemiyorsun. Zaten başarının ölçüsü de değil bana kalırsa. Yorumlar "öyle veya böyle" bir şekilde çekiliyor bloglara. Ben hep söylüyorum kalıcı ve kaliteli okuyucu istediğimi. O da zamanla olacak bir şey. Yine de yorumlar var yazıda, o kadar az değil :) Beğendiğine sevindim, güzel sözlerin için teşekkür ederim.

      Sil
  12. Ben konuya ortadan daldım fransız kaldım. Başka bölümleri var heralde galiba sanırsam? Güzel yazı, başka bölümleri okuyunca yazarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet 25 veya 26 bölüm olması gerek öncesinde. Fırsat bulup okursanız çok memnun olurum tabii. Teşekkür ederim.

      Sil
  13. Fırtınalı ve tutkulu bir aşkın seyrini değiştirecek bir noktasındayız sanki!. 'Eşikte! Adil, her şeyi öğrendiğinde sonuç ya hüsran olacak, ya da 'ben de varım' diyecek Sarmaşık'a. Ama bu arada, okuru şaşırtmakta mümkün:)) Devamını merakla bekliyorum..Kaleminize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru sevgili ESİN :) Adil'in yürüteceği ya da noktalayacağı bir yerindeyiz hikayenin. İlk fırsatta yazacağım, teşekkür ederim.

      Sil
  14. Sonunda son bölüme geldim. En meraklandigim bölüm bu oldu. Ne olur çabuk yaz. Çok merak ediyorum Sarmaşığın ne anlayacağını.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin :)) Ta baştan alıp her bölümü okuyup yorumlayıp buralara geldin. Onur duydum, çok mutlu oldum. İlk fırsatta yazacağım, teşekkür ederim.

      Sil
    2. Telefonun azizliğine ugramisim hızlı hızlı yazarken gözden kaçmış. Sarmaşığın ne anlatacağını olacaktı.

      Sil
    3. Olur o kadar :) Belli oluyor zaten onun gözden kaçan harf hatası olduğu. Yine de düzeltme inceliği göstermen çok hoş, teşekkür ederim.

      Sil
  15. aa ben de ilk bölüm sanmıştım :D baştan alıp okuyayım hemen oldukça güzele benziyor kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fırsat buldukça göz atarsınız, çok sevinirim tabii :) Umarım beğenirsiniz, teşekkür ederim.

      Sil
  16. Nihayet okudum baştan sona kadar Kavgakıran'ı. Görüyordum hikayeyi ne zamandır ama hikayenin seri şeklinde olduğunu görünce baştan sona okusam daha iyi olur diye düşündüm. Daha iyi mi oldu peki...Kesinlikle keyif aldım okurken.Bu şekilde okumak merakımı daha fazla kamçıladı hem.Acaba Adil ne yapacak,Sarmaşık nasıl davranacak diye.Ama tabii ki meraktan okumadım hepsini.Merakta bi yere kadar:)Cümleleriniz etkiledi beni.Bakalım ilerleyen bölümlerde neler bekliyor bizleri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok seviniyorum böyle baştan sona alan, okuyup bitirip yorum yazanlar olunca. Ne kadar onurlandım anlatamam. Ben de aynı şekilde düşünüyorum sadece merak uzun uzun okutamaz yazıları, biraz da anlatabilmeli insan. Bu nedenle de ayrıca sevindim. Bakalım ilerleyen bölümlerde neler olacak :) Teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
  17. Daha önce bu bölümü okumuştum ancak baştan almak istedim. Sarmaşık'ın Adil'e karşı boş olmadığını ancak hep kendini geri çekmek zorunda olduğunu tahmin ediyordum ama yine de bunu kendisinden duymak içimi rahatlattı nedense :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorum cevaplamadığım döneme rast gelmiş bu yorumun da, özür dilerim. Yeni yazılarımı tümden kapattım yoruma gerçi. İnsanlarla kalıcı ve düzenli ilişki kuramadığımı söyler dururdum zaten, maalesef değişen hiçbir şey olmamış. Hala beceremiyorum bunu :) Bugün yarın Kavgakıran'a devam etmeyi düşünüyorum, çok açtım arayı. Yorumun için teşekkür ederim, sevgiler.

      Sil
    2. Daha önce de söylemiştim sanırım problem değil :) Ama geçmiş yazılarına yaptığım yorumlara verdiğin cevaplar kısacık da olsa bir sohbete vesile oluyor, seviyorum bunu. "İnsanlarla düzenli ve kalıcı ilişki kuramama" benim de aşamadığım bir durum. Günlük hayat olduğu gibi blogda da bu durum pek değişmedi. Kelimelerini severek tanıdığımız insanlardan uzaklaştıran yine kelimeleri oluyor kimi zaman. Yahut sadece kelimeleriyle bilmek istiyoruz, daha fazlasını değil. Kim bilir belki de bu uzaklaştırmıştır bizi de. Bildiğim kadarıyla artık okumuyorsun fakat bu kez haber vermeden gitmek istemedim. "Heybemdeki Huzur" çok çabalamama rağmen benim için miadını doldurdu ne yazık ki. Blogdaki bu iniş çıkışlarım her okul döneminde yeni bir deftere başlama isteği gibi sanırım :) Yarım da kalsa diğeri, baştan almak istiyorsun. Yine de okumak istersen muhakkak söylerim yerimi yurdumu. Kavgakıran'ı devam ettirmene çok sevindim. Yeni bölümü en kısa zamanda okuyacağım. Kalemine kuvvet, sevgiler :)

      Sil
    3. Okuyorum, son veda yazını da okumuştum. Son veda yazısı :) Sen de benim gibi sık sık veda ediyorsun :) Edemiyoruz gerçi, edebilsek tekrarı olmaz. Okumak isterim tabii; ama duygularını yazdığın yazılarını okumak isterim. Yani sen de sadece o güzel cümlelerini konuşturduğun şeyler yazsan benim için şahane olurdu mesela. Araya etkinlik, kitap tanıtım gibi, mim gibi şeyler girince kopukluk oluyormuş gibi geliyor bana. Seni tenzih ederek söylüyorum, insanlar nerede durmaları gerektiğini hiç bilmiyor. Altı üstü blog arkadaşlığı kuracağız ne sınır kalıyor ne özel. Ben beceremiyorum bu kankacılık durumlarını. Yalnızlığa alışkın olmaktan kaynaklı sanırım. Ben buralardayım... Ne zaman istersen uğra çok sevinirim. Yazmayı bırakmayacağını da biliyorum, istersen bin tane blog aç kapat sorun değil. Senin de tarzın bu, benim bazı insanlara gidip gidip geri dönmem gibi bir şey sanırım. Yani ben buna benzetiyorum, gidememek... Teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil