üstünlük takvadadır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üstünlük takvadadır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağu 2025

Allah’ın İstediği: Et Değil, Kalp

 

“Onların ne etleri Allah’a ulaşır, ne de kanları; 

O’na ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır.” (Hac, 37)


Allah’ın ne kana ihtiyacı vardır, ne ete…

O zaten her şeyin sahibidir.

Kurban, Allah’a bir şey vermek değil; O’na yönelen bir kalbin şükrünü ve teslimiyetini göstermek demektir.


Kur’an’da Allah defalarca söyler:

“Allah size zorluk dilemez.” (Bakara, 185)

“Allah kullarına asla zulmetmez.” (Âl-i İmrân, 182)

“Rabbin kullara zulmedici değildir.” (Fussilet, 46)


O, kimseye acı çektirmekten hoşlanmaz.

Yeryüzündeki hiçbir canın boşuna can vermesini istemez.

Her emir ve sembol, rahmete ve hikmete dayanır.


Bu yüzden kurban da sadece bir hayvan kesmek değildir.

Asıl kurban, nefsin bencilliğini bırakmak, nimet karşısında şükretmek, kalbini Allah’a teslim etmektir.


Bir bıçak, takvasız bir elde sadece keser.

Ama takva dolu bir kalp, kan dökmeye, can yakmaya kıyamaz. Onun için kurban, kendi nefsini kurban etmek demektir.


“Ey Allah’ım, ben Sana yakınım, nimetlerine şükrediyorum, Senin merhametini anıyorum.”


Allah katında değerli olan;

bıçak değil, niyettir.

kan değil, sevgidir.

gösteriş değil, takvadır.


Her şeyin sahibi olan, kalplerin içini bilen Allah;

“o kestiklerinizin kanı da eti de bana ulaşmaz.

Bana ulaşması gereken şey sevginiz, benimle kurduğunuz bağ, teslimiyetinizdir.” derken,

O’nun sessiz, masum kulları olan hayvanlara eziyet ederek,

onları öldürmenizden razı olması düşünülemez.


Ruhuna bak.

Kendini düzelt.

Nefsini yen.

Allah’a yaklaş.


Etle kanla değil…

Temiz bir kalple.

9 Tem 2025

ALLAH BİR ŞEY YAPMAMIŞ Kİ

Allah bizden hiçbir şey istemeden bize her şeyi vermek istiyorken,

Bizi yalnız bırakmamak için, kaybolmayalım diye bu kadar çaba gösteriyorken…

Biz, kendimize ne kadar da acımasız davranıyoruz.


Bir ömür koşuyoruz. Durmadan, nefes almadan, hiç düşünmeden:

"Ben ne için, kimin için koşuyorum?

Kim istiyor bunu benden?"


Sonra gelen hastalıklar, geçmeyen ağrılar, tükenmişlikler...

Ve ardından bir de utanmadan Allah’a “Neden ben?” diye sormamız.


Ama Allah bir şey yapmamış ki.

O mu dedi sana: “Git sıfır beden olacağım diye aç kal, kendini tüket”?

O mu söyledi: “Yarattığımı beğenmedim, estetik doktoruna koş”?

O mu emretti: “Çocukları bombalayın, acılarda yarışın”?

Hangi ayette yazıyor: “Kimin evi daha gösterişliyse, ben onu severim”?

Nerede demiş: “Birbirinizi aşağılayın, çekiştirin, kıskanın”?

Hangi kitapta emretmiş: “Eşya biriktirin, para için birbirinizi ezin”?


Aksine…

O kadar açık ki aslında:

"Üstünlük takvadadır."


Takva ne?

Allah’a yakınlık.

Peki Allah’a nasıl yakın olunur?

Nefsini terbiye ederek.


Nefsini terbiye edince ne olur?

Dünyada kaybolmazsın.

Çünkü artık yalnız değilsindir.

Senin de, her şeyin de Sahibi olanla birlikte yürümeye başlarsın.


Allah’ım affet.

Biz ne ettiysek, kendimize ettik.

Ve hâlâ etmeye devam ediyoruz...