İnsan bazen, karşısındakinin ne söylediğinden çok ne beklediğini görmeye başlıyor.
Kimi, en küçük bir temasta bile senden kendini daha değerli hissettirecek bir şey devşirmeye çalışıyor. Kimi, saygıyı değil üstün gelmeyi önemsiyor. Kimi ise senin sessizliğini zayıflık sanıyor.
Artık bunları görünce şaşırmıyorum.
Çünkü sınırlarımı bana insanlar öğretmedi.
Allah öğretti.
Ama öyle uzaktan değil...
Benimle yürüyerek...
Korktuklarımın karşısında benimle yan yana durarak...
Bana üstünlük taslamadan...
Bana sahipmiş gibi davranmadan...
Zaten Kendisine ait olan güçle ve tamlık hâliyle dimdik duruşumu sevgiyle, gururla seyrederek...
Bazen bir mezarlığa çağırıp orada öylece durdurarak...
Bazen, "Uyuyamıyorsun Çiçeğim." deyip beni camiye çekerek, orada uyutarak...
Bazen, "Başın çok ağrıyor Çiçeğim. Gel, gökyüzüne bakalım. Sen seversin." diyerek...
Bazen sadece susarak...
Benimle var olarak...
Bana inanarak...
Bana güvenerek...
Bazen devasa bir köpek sürüsünün tam ortasından beni, gül bahçesinden geçer gibi geçirerek...
Bazen şeker atmadığım çayımı bana şerbet gibi içirerek...
Bazen, "Sana bunları yapacaklar Çiçeğim. Ama korkma. Ben seni içten tutuyorum." diyerek...
Ve sonra...
Ne dediyse çıkarak.
Ne söylediyse yaparak.
Bana değemiyorsunuz artık.
Çünkü ben Allah'tan eğitimliyim.
Saf kalbimi...
Eşsiz ruhumu...
Sevgi kapasitemi...
Masumiyetimi...
Dürüstlüğümü...
Nasıl koruyacağımı bana O öğretti.
Sonra bir gün dedi ki:
"Karanlıktan gelecekler...
Işığını söndürmek isteyecekler Çiçeğim.
Ama...
Korkmayacaksın.
Çünkü Ben buradayım."
İşte o günden beri biliyorum.
İnsanlardan değil...
Allah'tan öğrendiğim sınırlar var.
Ve o sınırları artık kimse aşamıyor.
O'nu çok seviyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.