24 Oca 2026

Yoğurt varken bu kadar şeye niye gerek var?

Allah hayvanı yaratmış.

Süt var.

Sütten yoğurt var.

Yoğurt dediğin şey;

protein, kalsiyum, vitamin, mineral…

Doğal, sade, katkısız.

Yüzyıllardır sofrada. Yüzyıllardır bedende.

Ama bugün ne yapıyoruz?

Yoğurt içeren, adı yabancı, ambalajı şık, fiyatı dünya kadar

krem, maske, bakım ürünü, işlem peşinde koşuyoruz.

Oysa iş bu kadar karmaşık değil.

Haftada birkaç kez

bir kâse sade yoğurdu

yüzüne sürüyorsun.

5–10 dakika bekliyorsun.

Sonra güzelce duruluyorsun.

Bu kadar.

Ne yanma,

ne soyma,

ne “ilk üç gün kızardı ama sonra açıldı” hikâyesi.

Cilt sakinleşiyor.

Canlanıyor.

Doğal hâline dönüyor.

Gençlik dediğin şey de zaten çoğu zaman

fazlalıkları çıkarmakla geliyor.

Üstüne üstüne bir şey eklemekle değil.

Ben mucize anlatmıyorum.

“Bir gecede değişirsin” de demiyorum.

Sadece şunu söylüyorum:

Allah’ın zaten verdiği, zaten yarattığı bir şey

çoğu zaman yeterli.

Geri kalan şeylerin çoğu

pazarlama.

Gürültü.

İnsanı kendine yabancılaştıran bir telaş.

Bazen bakım,

en pahalı ürünü almak değil;

en sade olana dönmek.

Yoğurt orada.

Kâsede.

Sessizce işini yapıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *