21 Eki 2014

YILDIZLAR NEREYE GİTTİ?



Hiç kimse görmedi mi?
Yıldızlar
Gökyüzünün gece süsü, ruhumun şiirleri, her gece semada tespih taneleri gibi oraya buraya saçılmış, kimi parlak kimi sönük yıldızlar,
Hiç mi kimse görmedi?
Niye yarışıyoruz betonları yükseltmekte, anlamıyorum. Niye ille de göğü delmek için gökdelenler?
Her yer taş. Göğe güvercin salsanız hürriyete varamaz.
Her yer beton.

Herkes yabancı.
Sokağa küstüm, sokak çok eski zamanlarda ülkenin birinde bütün çocukların kardeşçe oynadığı mavi yer.
Elbette,
elleri kanlanmış haliyle değil.
Adım atmak zor, menzile varmak lütuf. Taşların orta yerinde taşa kesen kalplerin şakası yok.
Ölüm kararlı gerçek.
Ama, yıldızlar diyorum. Yolumun dost fenerleri. Dama çıkıp öylece uzanıp dalıp dalıp gittiğim ışıklı rüya parçaları, fosforlu resimlerim.
Yıldızlar nereye gitti?
Her gün başka bir beton doğuyor çığlık çığlığa. Her gün çekicin çiviye zulmü, insanın insana zulmü gibi yürek deşiyor.
İnsanın
gözü dönmüş.
Nefes nefese yarışıyoruz bir şey için ama ne için? koşuyoruz hep birlikte, bazen aynı yöne,
bazen bambaşka.
Koşuyorum ben de. Taşlara geldim geleli, betonlardan yol bulup nereye bilmem ben de koşuyorum.
Ben niye koşuyorum,
Herkes niye koşuyor,
Yıldızlar nereye gitti
Hiç mi kimse görmedi?
Ben artık perdeleri açmak istemiyorum. Pencerede yeşil bir rüya göremiyorum. Dışarısı kömür gibi siyah. Balkonlar sevişiyor umarsızca, arsızca ve şehvetle. Katlar birbirine dolanmış yasak aşıklar gibi.
Artık görmek istemiyorum betonlarda oyun oynamaya çalışan zavallı çocukları.
Hiç nergis koparmamış,
uçsuz bucaksız bir tarlada terden sırılsıklam olana dek koşmamış,
ağaçlarla konuşmamış talihsizce unutulmuş çocuklar.
Taşların ortasında küçük taşlara kesen çocuk yürekleri artık
göstermeyin bana.
Her gece aynı hasretle başımı göğe kaldırıp dua edercesine bakmaktan
yoruldum.
Yıldızlar nereye gitti, niye üstelik?
Hala niye koşuyoruz bilen yok mu söyleyin! Hala niye, nereye, ne vakte kadar...
Eskiden yıldızlar vardı bilmem siz bilir misiniz. Bazen biri kayardı. Güler geçerdik. Tutamadık diye üzülmezdik.
Yıldızsız bir gökyüzü düşünemezdik. Yıldız biter mi derdik.
Bitti.
Şimdi bana, yıldızlarla ilgili ne anlatırsanız inanmaya hazırım. Şimdi bana taşlardan betonlardan korkunç sokaklardan zalim yabancılardan süzüp
bir yıldız,
bir tek yıldız çizebilirseniz,
bir tek yıldız olsun sunabilirseniz gökyüzüme,
gökyüzümüze,
ne bileyim işte.
Onları, o alıngan dostları, betonlar yeryüzünü istila edeli beri
hiç kimse görmedi mi?
Hiç kimse mi...
 

3 yorum:

  1. Merhaba :) Yine bi etkinlik ve ben :D Ödülün var :) http://suslusirine.blogspot.co.uk/2014/10/odul-aldmm.html

    YanıtlaSil
  2. Ben en güzel,en parlak halleriyle gördüm onları,nerde mi,senin de yerleşmeyi düşündüğün Fethiye'de... Nasıl lacivert bir gökyüzü ve alabildiğine uzanan samanyolu....Tanrım nasıl muhteşem bir tablo,bakarım,bakarım doyamam gökyüzüne.....

    YanıtlaSil
  3. Çok beğendim yazını,yıldızları geri istiyoruz değil mi...Ama bu gökdelen merakı onları görmemizi engelliyor ne yazık ki...

    YanıtlaSil