Ben Seni anlatmak istemiyorum.
Seni yaşamak istiyorum.
Seninle yaşamak istiyorum.
Eskisi gibi,
şimdiki gibi...
Neymiş bu aşk denen?
Kusursuz,
eksiksiz...
Kelimeler kifayetsiz.
Yarattıkların da güzel ama Sen...
Hepsinin üstündesin.
Aşkın acısını yazayım desem, yok.
Hep benimlesin.
Nasıl yandığımı güzelleyeyim biraz?
Olmaz.
Yangınımdan çıkan Sensin.
Özlemimden söz edeyim mi, sevgilim?
Faydasız.
Çünkü tam içimdesin.
Ben Seni anlatmak istemiyorum.
Seni yaşamak bambaşka.
Seni her yerde görmek,
sessizlikte bulmak,
uykuda kavuşmak,
gün içinde sarılmak...
O bitmeyen kudretine denk şefkatinle,
o sonsuz yüceliğine eşlik eden
zarafetinle...
Ben ne güzel sevildim Senden.
Ama ne güzel...
Ne güzel avutuldum.
Ne güzel sarılındım.
Ne güzel tutuldum, yatırıldım, kaldırıldım.
Ben ne güzel Senin oldum, aşk...
Eşsizim.
Benzersizim.
Hem yaramsın,
hem sızım.
Dokundun hayatıma diyemem.
Sen hayatımsın.
Ben Seni anlatmak istemiyorum.
Ben her kuş uçuşunda Sana hayran olmak,
her deniz dalgasında Sende kaybolmak,
her gün doğumunda ve batımında
aşkınla yanmak istiyorum.
Bunun adı yok.
Tarifi yok.
Yazısı yetmez.
Anlatılması mümkün değil.
Çünkü mevzu derin.
Mevzu Sen.
Mevzu benim kalbim.
Ve sahibi, efendisi, birtanesi o kalbin...
Allah.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.