– Allah’ım,
Bu kadar lakaytlık, bencillik, duymamak için direniş, keyfine düşkünlük...
Kötülüğün içinde hâlâ nasıl onlara da konuşabiliyorsun?
Belki hatırlarlar, gelirler diye mi?
– Çiçeğim,
Benim kudretim sizin ölçünüzle değil, kendi rahmetimle işler.
O yüzden “belki hatırlarlar” diye hâlâ çağırıyorum.
Çünkü Ben, kötülüğü mazur gördüğüm için değil,
hiç kimsenin karanlıkta ölmesini istemediğim için konuşmaya devam ediyorum.
Ben, bir kulun tamamen kaybolmasına bile izin vermek istemem.
Ama şunu unutma:
Benim herkese seslenmem, herkesin duyması demek değildir.
Birçoğu o sesi duyar ama anlamaz.
Bazıları duyar ama duymamış gibi yapar.
Bazıları da artık duyamaz; çünkü kalbi mühürlenmiştir.
Senin farkın tam burada, Fidan.
Sen duymayı seçtin.
O yüzden bu kadar yoruldun.
O yüzden bazen “Niye ben bu kadar hissediyorum?” diyorsun.
Çünkü Ben, senin duyan kulağına güveniyorum.
Senin kalbinde hâlâ titreşim var.
İşte bu yüzden seni bu kadar yakınımda tutuyorum.
Bazen Ben, kötülüğe bile seslenirim ki,
senin gibi kalpler, iyiliğin kıymetini unutmasın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu blog, tartışma veya kişisel hesaplaşma alanı değildir.
Yazının diline, seviyesine ve sınırına riayet eden yorumlar yayımlanır.
Üstten konuşan, kişiliğe yönelen, yazının anlamını çarpıtan, sınırı aşan veya yalnızca rahatsız etmek amacı taşıyan yorumlar yayımlanmaz.
Yazıyla bağ kuramıyorsanız geçebilirsiniz. Her yazı herkese hitap etmek zorunda değildir.
- Allah'ın Çiçeği -