9 Eyl 2017

GÖLGE



Ve gelenek bozulmadı... Güzel bir haber alıp sevincini daha 1 gün bile yaşayamadan saklandığı yerden çıkıverdi gölgeler. Buna hala şaşıran, kızan, üzülen kafama edeyim.
Ben anne babasına, kardeşlerine bir şey olsa aldırmayacak, önemsemeyecek kadar vicdansız biri miyim? Bence değilim. Ama, ama'lar var işte...
Bana bir gün bile fikrimi sormamış, bağırmış çağırmış, beni bir gün bile gerçekten sevmemiş, ezmiş çiğnemiş tükürmüş, aşağılamış, görmezden gelmiş, daima haksız bulmuş daima haksızca cezalandırmış, daima yalnız bırakmış, bir kenara atmış, başıma bir şey gelse yardım isteme rahatlığı bile vermemiş, hastalandığımda umursamamış, öfkeli gözlerle kendi kendime iyileşmeye çalışmamı izlemiş, beklemiş insanlarla artık bir bağ kuramadığım, hissetmediğim için kendimi suçlayamayacağım.
Ne kadar hastalığınız varsa hepsinin ceremesini çekiyorum. Hem ruhen hem bedenen. Alıştım, yeni bir şey duyduğumda şaşırmıyorum bile. Kendim için artık mezar mı diyelim sığınak mı, yuva mı, köşe mi her neyse... Ayırdığım yere geçip yaralarını yalayan kediler gibi başa çıkmaya çalışıyorum ve biliyorum canınız buna çok sıkılacak ama başarıyorum da.
Ne zaman tam dengeyi tuttursam, hafiflesem, neşelensem bir yerlerden hortluyorsunuz ya hani... İşte o zaman aklım gidiyor.
Bana karşı annelik babalık kardeşlik görevlerini yapmamış insanlar benden sürekli birtakım görevler bekliyor. Evet umursamıyorum. Öldünüz mü kaldınız mı hasta mısınız iyi misiniz filan ilgilenmiyorum daha kaç kere söylemem gerek? Çünkü ben hayatıma baktığım zaman, en büyük acılarımda en korkunç zamanlarımda kendimi yapayalnız görüyorum. Beni saran, kucaklayan, bana destek olan bir anne, bir baba ya da kardeşler görmüyorum. Hal böyleyken hala hastalıklarınızda sizi arayıp sormadığım için bana 'gönül koyma' hakkınız olduğunu filan mı sanıyorsunuz? Sanmayın. 
Sizden biri -kim olduğu fark etmiyor- beni arayana ya da bana mesaj atana kadar gayet iyi götürüyor oluyorum. Tabii bunun sizi nasıl rahatsız ettiğini unutuyorum pardon... Bütün iğrenç huylarınızı, özelliklerinizi, genetiğinizi bana kusursuzca kodladığınız halde nasıl oluyor da sizden biri olmayı reddediyorum değil mi? Nasıl oluyor da biri beni ÇOK sevebiliyor... Bu kısma ben de şaşırıyorum yalan yok. Ama sevebiliyor işte, yani sevilebiliyormuşum. Beni biraz bile iyi görmek dokunuyor size, hatta batıyor. Bunu da biliyorum. Bir telefon, bir mesaj, internet üzerinden bir görünüp kaybolma... Hadi bakalım, işin gücün yoksa sil baştan...
Evet öyleyim desem bitecek mi peki? Evet vefasızım, kötüyüm, kabahatliyim, sinsiyim, bencilim, taş kalpliyim, öyleyim böyleyim... Bitecek mi bu tantana? Kendinizde kabahat aramaya hiç niyetiniz yok onu anladık. Günah keçisi ben oluyorum onu da anladık. Peki bir bitiş noktanız, bir yakadan düşme durumunuz, yok sayma, adını bile anmama vaziyetiniz filan yok mu? Bıktım sizin tarafınızdan olmadığım sıfatlarla çağrılmaktan; ama öyleyim diyelim. Şu an yazmaya dahi utandığım o bir sürü çirkin, lanet şeyim. Niye hala gönül koyuyorsunuz?
Cevap veriyorum ÇÜNKÜ İÇİNİZDEN İÇİNİZDEN BUNU BANA YAPANLARIN, BENİ BU İNSANA DÖNÜŞTÜRENLERİN SİZ OLDUĞUNUZU ADINIZ GİBİ BİLİYORSUNUZ DA ONDAN.
Yalnız tebrik ederim çok iyi iş çıkarmışsınız. Benziyorum da benziyorum. Yok canım bundan daha fazla benzeyemem diyorum, bir uyanıyorum bundan daha fazla benzemişim. Yüzünüze, halinize, tavrınıza, her şeyinize... O yakıştırdığınız bütün sıfatlar siz oluyorsunuz esasında, farkında değilsiniz.
Ne amaçla olduğunu bilmiyorum; ama sevgiden, endişeden, ilgiden olmadığını çok iyi biliyorum. İnternetten yazıp çizdiğim her mecrayı büyüteçle inceleyip sonra kaba etlerinden senaryolar uydurup kendi kendini dolduran insan kişiler yapmayın. Ben beni hiç ama hiç önemsememiş insanlar için üzülecek, kaygılanacak yaşta değilim. Evet maalesef kazık kadar olana kadar sizi memnun etmeye, kendimi size sevdirmeye, benimsetmeye çalıştım salak gibi; ama maymun gözünü açtı kusura bakmayın.
'Yardım almam' gerekmiyor; bana gereken tek şey durup durup bir yerlerden hortlamamanız. Siz hortladığınız zaman ortaya çıkan fidan'ı her zamanki fidan sanıyorsunuz; ama değil. O ana dek iyi olmaya çabalayan ve bunu bir şekilde de başaran bir fidan var. Sonra gelip içine ediyorsunuz her şeyin. 
Size yalan dolan aile bağlarınızla mutluluklar dilerim. Bana envai çeşit hastalık miras bırakmış ve kendisi de bin tane hastalık sahibi olmasına rağmen hala ısrarla ne sağlığına ne yaşamına ne de kalbine önem veren, özen gösteren insanlar için üzülemem. Kendin dert etmemişsin sağlığını, yaşamını ben mi edeyim? Yerim yok kusura bakma. Aynılarıyla hatta daha da fazlasıyla bizzat kendim boğuşuyorum.
Hiçbirinize ihtiyacım olmadığı, artık hiçbirinize o hiç hak etmediğiniz saygıyı, sabrı, tahammülü göstermediğim ve hepinizi en başından beri olmanız gereken yerlere koyup araya çizgi çektiğim için deliriyorsunuz değil mi? Ne güzel...
Ben size gönül bile koymuyorum artık. Yabancılaştım. Yabancılaştırdınız. Bir insanın bütün güzel adımları, sevgi girişimleri, hevesleri umutları kötülükle, haksızlığa uğramakla, acıyla karşılanınca o insan yabancı biri olur elbette. Aksini beklemek aptallıktır.
Kısacası aradaki kan, süslü püslü akrabalık bağı isimleri, sıfatlar filan bana hiçbir şey hissettirmiyor. Er geç hepimiz öleceğiz, bunu hızlandırmak için kalbini, ciğerini çürütmek isteyenler buyursun yapsın. Ben sorumlusu olmadığım halde o kalbi, o ciğeri taşırken tutup da sebep olanlar için dövünemem. Saçmalık bu.
İster kişisel alın ister almayın. Genel olarak insan denen varlığa hislerim bu yönde. Sıfatınız anne, baba ya da kardeş olduğu için kayıracak halim yok sizi. 
Bencillikten gözünüz dünyayı görmüyor ve hala bana bencil diyorsunuz. Dünyaya gelişine sebep olduğu küçücük bir kız çocuğuna sevgi, şefkat gösterememiş insanlar bilmem kaç yaşına gelmiş hala o küçük kız çocuğu tarafından pışpışlanmayı bekliyor.
O küçük kız çocuğunu bulursanız selam söyleyin; çünkü ben o değilim. Sizinle ya da size ne olduğuyla ilgilenmiyorum tıpkı bütün hayatım boyunca sizin de benimle ilgilenmediğiniz gibi. Ama dediğim gibi inceldiği yerden kopma sürecini hızlandıracaksa eğer, evet ben vefasız, pislik, iğrenç, bencil, rezil, nankör, saygısız ve ahlaksız biriyim oldu mu?
İyi kötü giydirmekle, karnını doyurmakla ki onları da yüzüne vura vura, ağzından burnundan getire getire, ruh sağlığını öpe öpe yapmakla anne baba olunmuyor. Her ah dediğinde ayağına koşacak evlat yetiştirmenin metodu bunlar değil.
Kısacası lütfen artık bizim böyle bir kızımız yok deyin ve kapatın şu konuyu. Ben de insanım ve tamamından sizin sorumlu olduğunuz bin çeşit acı çekiyorum. Yine de siz beni dürtmedikçe size dokunmak aklımın ucundan bile geçmiyor. 
İnternette de peşimi bırakın. Birinizin bile peşine düşüp ne yapıyor ne ediyor diye bakmışlığım yok.
Ne kadar size benzersem benzeyeyim ben başka biriyim. Ne kadar sizdenmiş gibi görünürsem görüneyim hiç sizden olmadım hiç de olmayacağım.
Siz yalnızlıktan korkuyor güya birbirinizden güç alıyor olabilirsiniz; ama ben sizden korkuyorum ve yalnızlıktan güç alıyorum.