13 Haz 2017

BUGÜN YİNE


Bu bloğun yalnızca edebiyat içerikli, her şeyin yolunda ve güzel gittiği doğru düzgün bir yer olmasını beklemek benim saflığımdı elbette. Elbette bu da rayından çıkacaktı. Bir halta benzemeyecekti. Benim kendi kendime konuşup durduğum, çoğu kez onu yapmaya bile güç yetiremeyeceğim, kendim gibi, hayatım gibi, iç dünyam gibi karman çorman bir yer olacaktı. Elbette anlamını ve ışığını kaybedecekti. Bozulacaktı, çürüyecekti. Issızlaşacak, sevimsizleşecek, soğuyacaktı. Aksini düşünmek benim hatamdı.
Yazmak istemiyorum. Denedim yazamıyorum da zaten. Edebiyat kasıyorum resmen. Olmuyor. Cümleler birbirini tutmuyor, yakışmıyor. Bu defa pis dağılmışım. 
Tek yaptığım unutmaya çalışarak yaşamak. Unutmaya çalışarak yaşamaya çalışmak aslında. Geçmişi unutmaya çalışmak, uğradığım haksızlıkları unutmaya çalışmak, insanların ne kadar kötü ve ne kadar rahat olduklarını unutmaya çalışmak, yükselip yükselip yere çakıldığımı unutmaya çalışmak...
Bir sesi, bir bakışı, bir dokunuşu unutmaya çalışmak... Bir aldanışı unutmaya çalışmak... Bir kendini aldatışı unutmaya çalışmak... 
Ne kadar yalnız olduğumu unutmaya çalışmak... Yalnız olmaktan başka türlüsünü bilmediğimi, asla da öğrenemeyeceğimi unutmaya çalışmak... 
Artık iğrenç bir insana dönüştüğümü ve iyileşmek için kılımı kıpırdatacak mecalim kalmadığını unutmaya çalışmak... Ne yaparsam yapayım kendimle yaşamak zorunda olduğumu unutmaya çalışmak... Kaybettiğimi unutmaya çalışmak... Kaybedeceğimi unutmaya çalışmak... Hiçbir zaman heves etmemem gerektiğini unutmaya çalışmak, hiçbir zaman umut etmemem gerektiğini unutmaya çalışmak... 
Hep unutmaya çalışıyorum, bıktım bundan. Yoruldum.
Bütün yazılarım bıktım'larla, yoruldum'larla dolu gibi geliyor. Kimi bunu değiştirebilir belki, ben değiştiremiyorum işte. Değiştirebilmem için çok eskilere, çok derinlere gitmem gerekiyor ve bunun hiçbir yolu yok. Bunun bir yolu olsa benim o eskilere, o derinlere gidecek gücüm ve isteğim yok.
Sürükleniyorum. Elimi kolumu koyacak yer bulamıyorum. Uyumsuz, uygunsuz, aidiyetsiz, hiçbir şeysiz, hiç kimsesiz hissediyorum. Zaten hiç gelmemiş olanların gitmesine, zaten hiç benim olmayanların yitmesine üzülüyorum. Ve bu kez bu üzüntüyü kontrol edemiyorum.
Bitsin istiyorum sadece. En azından eskisi gibi kendime katlanabilmek istiyorum. Dinginleşmek, bir şekilde devam etmek istiyorum. 
Belki de bundan sonra 'sevgili günlük' diye başlamalıyım yazmaya. 
'Sevgili günlük
Bugün yine zannettim. Hissettim. Umut ettim. Heves ettim. Gayret ettim.

Kaybettim...'