16 Nis 2017

NASIL VEGAN OLDUM?

GÖZLERİNDE HER ZAMAN ACI, HÜZÜN VE KORKU VAR. BİZİM YÜZÜMÜZDEN...

Vegan olmayanlar olaylara, durumlara, dünyaya veganların gözüyle ve kalbiyle bakamazlar. Vegan olmayan insanların veganlara ve veganlığa dair bildiği her şey kulaktan dolmadır, hurafedir, eksik veya yanlıştır. Anlatılmak istendiği gibi anlatılmış ve anlaşılmak istendiği gibi anlaşılmıştır.
Bunun temelinde insanların kendilerine haz veren yiyecek, içecek, giyecek, eşya gibi şeylerden vazgeçmek istememesi yatar. Kişi sebebin bu olduğunu bilse de bilmese de sebep budur.
Bu konuyu zaman zaman düşünüyor; ama hep din kısmında takılıyordum. Yani din öldür-ye diyordu, bunda ne kötülük olabilirdi ki?
Bunda ne kötülük mü olabilirdi? İhtiyacım olmadığı halde bir hayvanı öldürüp yemekte ne kötülük olabilir diyordum kendime resmen. Ürperdim. 
İnsanı ve hayvanı 'öldür' diyordu sorgusuz sualsiz inandığımı beyan ettiğim sistem. Benim öldürmekle ne işim olurdu. Yanlışlıkla karıncaya bassam oturur ağlarım ben ne öldürmesi. Ne sebeple olduğu önemli değil, "öldür" diyen bir sisteme nasıl dahil olabilirdim. Kanla, gözyaşıyla, acıyla beslendiğimi anladım. Kahvaltım kanlıydı. Öğle yemeğim kanlı, akşam yemeğim kanlı. Bunlara para verdiğim her defasında "Evet, hadi biraz daha öldürün benim için." diyordum. Ha ben öldürmüştüm ha birilerine para vermiştim öldürmeleri için, aynı şeydi.
Et, süt endüstrisini araştırdım. İneklerin yalnızca doğum yaptıktan sonra belli bir süre süt verebildiğini, bu yüzden sürekli tecavüze uğrayıp doğurmak zorunda bırakıldıklarını öğrendim. Hayvan aylarca bütün o acıları, zahmetleri çekiyor, her şeye rağmen bir yavru dünyaya getiriyor ve yavrusu her seferinde bağrından koparılıp öldürülüyordu. Öldürtüyorduk... Salgıladığı sütü içiyor, sütü içmesi gereken asıl canlıyı da yiyorduk.
Kendimden tiksindim, utandım, korktum... Sonra düşündükçe anladım ki biz hayvanlara gerçekten eşya muamelesi yapıyoruz. Duyguları yokmuş gibi, acı çekmiyorlarmış gibi, kanları akmıyormuş gibi... Korkmuyorlar, üzülmüyorlar, ağlamıyorlar, ölmüyorlarmış gibi... Hepsine hayatta bir kullanım yeri ve amacı belirlemiş, bu çok doğalmış gibi de belirlediğimiz doğrultuda yürümüşüz. Bir atın bir eşeğin hayat boyu insanları ve onların arabalarını, yüklerini taşımak istediğini mi sanıyoruz gerçekten? Tavukların, civcivlerin, ineklerin, buzağıların öldürülmek istediğini mi? Denek olmaktan çok mu mutlular, kimyasallarla erimekten, yanmaktan, çürümekten... Dişleri için öldürürüz, etleri için öldürürüz, yemekleri için, yavrularının sütü için öldürürüz, derilerini yüzeriz diri diri, sırtlarına dünyanın yükünü vurur taşı bakalım deriz... Hangi birine haksızlık ve zulmettiğimizi yazamıyorum bile; çünkü zulmetmediğimiz, hakkını gaspetmediğimiz bir tanesi bile yok.
Benim öldürmekle, kan dökmekle, can yakmakla, hak yemekle işim olamazdı. Bana öldür diyen şeyle de ilişiğimi kestim, hayvanlara yapılan zulüm ve işkenceyle de. Bunu yapmak zor olmadı. Bakış açımı değiştirip kafamı, içine doldurulan ve sorgusuz sualsiz biat ettiğim laf kalabalığından arındırıp veganları, veganlığı araştırınca zaten korkunç, çok çok korkunç bir tarafta duruyor olduğumu anladım. VEGAN OLUYORUM sitesine vegan olmayan biri olarak girdim ve siteden bir vegan olarak çıktım. Hayatımın her alanında aklımdaki soru işaretlerini giderici şekilde destek buldum orada.
Sevgili okuyucu, bu yazıyı vegan olmak istediğini; ama korkuların, çekincelerin olduğunu varsayarak yazıyorum. Yeme, içme, giyme, yaşama konusunda korkmana gerçekten; ama gerçekten hiç gerek yok. Ben her şeyi burada yazamam, sığdıramam ne kadar anlatsam da. Bu konuda tek söyleyebileceğim çok kolay olduğu ve veganların herhangi bir şeyin mahrumiyetini çekmediği. Sadece biraz araştırsan bunu kendin göreceksin zaten.
İşin zor kısımlarından söz etmek istiyorum ben. Gerçekten zor kısımlarından.
Neden vegan olman gerektiğini, olmak zorunda olduğumuzu kavradığına göre, doğru tarafa geçmek üzeresin demektir. Biz doğru tarafta çok azız. Dünya nüfusuna baktığın zaman, hayvanları kendilerinin keyfiyetle kullanabileceği, öldürebileceği bir şeyler olarak görenlerin sayısının bizden çok çok daha fazla olduğunu göreceksin. Bu tarafta yaşamanın, herkesin sorgusuz sualsiz doğru kabul ettiği yanlışların ortasında doğruyu yaşamaya ve yaşatmaya çalışmanın ciddi anlamda metanet gerektirdiğini bilmen gerekiyor.
Ben, vegan olduğum zaman çok okudum, çok araştırdım. Böylesine kök salmış bir zulmün ortasında sahip olduğu farkındalığa, çaresizliğe, hayvanların acılarını, çığlıklarını duyup bir şey yapamamaya dayanamayıp intihar eden insanların hikayelerini okudum. Bu tarafta bu kadar az ve (şimdilik) bu kadar eli kolu bağlıyız.
İşte tam da bu yüzden vegan olmalı ve vegan kalmalısın. Ve elbette veganlık anlatmalı, veganlıktan konuşmalı, hayvanların haklarını savunmalısın. Çünkü, kendileri adına söylenecek en kısa bir cümleye, çıkarılacak en cılız bir sese bile muhtaçlar. Çünkü, kendini iyi, adil, merhametli, sevgi dolu olarak nitelendiren neredeyse herkes hayvanları ve onların yavrularını öldürtüyor, yakıyor ve yiyor. Çünkü, günün birinde bu adaletsizliğin sona ereceğine inanmak zorundayız. Bu inancı içimizde duyarak elimizden ne geliyorsa, ne kadar geliyorsa yapmak zorundayız. Konuşmaksa konuşmak, yazmaksa yazmak, söylemekse söylemek... 
Veganlığın başka bir zor yanı da, bugüne dek sevdiğin, saygı duyduğun, hayran olduğun herkese başka bir gözle bakmak. Kendi adıma konuşacak olursam, çocukluğumdan itibaren sevdiğim, her hareketini, her sözünü ilgiyle, hayranlıkla takip ettiğim, sözlerini emir gibi algıladığım insanları düşündüm. İnsan en çok, en çok sevdiklerine kızar, gücenir ya hani, şimdi hayatımda olmasalar da hepsine kızdım, gücendim. İçlerinden biri, sadece biri bu farkındalığa sahip olsaydı ve aklıma bir kuşku düşürseydi, birkaç soru bırakabilseydi bana, cevap değil sadece soru... Ben doğruya giden yolu tek başıma yürürdüm. Ömrümün bu noktasına kadar istemeyerek, farkında olmayarak da olsa can yakmazdım, sömürmezdim, ağlatmazdım, öldürmezdim... Sevgi-şefkat dışında bir duygu beslemediğim o canların kıyımına sebep olmazdım ve şimdi taşımaya çalıştığım bunca yükün ağırlığı altında ezilmezdim...
Ve zor olan ne biliyor musun? Hayvanseverim, adilim, iyi biriyim diyenlerin yüzüne inanmaz gözlerle bakıp gülümseyip geçmeye çalışmak zor olan. Zor olan, doğruyu söylediğini ve haklı olduğunu bilmelerine rağmen hayvan yemekten, giymekten, kullanmaktan, kısacası öldürtmekten vazgeçmeyenleri sevmekle sevmemek arası bir noktada sıkışıp kalmak zor olan. Kendini sözüm ona insanların adaletine, iyiliğine, mutluluğuna adamış olanların sabah, öğle, akşam hayvan kanıyla ve canıyla sulanmış tabaklardan beslendiğini görmek; ama buna dur diyememek zor olan. Bir ineğin, bir koyunun, bir tavuğun evlerimizde besleyip koyun koyuna uyuduğumuz, aşkla bağlı olduğumuz kedi ve köpeklerimizden hiç, hiç, hiçbir farkı olmadığını bağıramamak zor olan...
Beni ayakta tutan en büyük şey, bu korkunç yanlıştan er ya da geç dönmüş olmamdır. Sonrasında da doğru insanı sevdiğimi, seçtiğimi ve evlendiğimi görmek. 
Hayvanları nasıl sömürdüğümüzü, onlara ne acılar çektirdiğimizi, gözyaşlarını, korkularını, kurtulma umutlarını, kaçma çabalarını, yaşama arzularını yok sayıp sadece keyfimiz öyle istiyor diye etlerini, kemiklerini, çocuklarını yediğimizi, giydiğimizi, sömürdüğümüzü fark ettiğimden beri -elimde olmadan- herkese bakış açım değişti. Zaten hayata, insanlara uyum sağlamakta zorlanan biriydim, şimdi zorlanmanın da ötesinde, deyim yerindeyse imkansız bir hale geldi bu. Eğer bencil, duygusuz, adaletsiz ve sevgisiz biriyle evli olsaydım muhtemelen bu bocalamanın altından kalkamazdım. Hoş, hala kalkabilmiş değilim ve eşimin varlığına, desteğine en çok bu yüzden ihtiyaç duyuyorum.
Vegan olma kararımı ilk onunla paylaştım. Hayır demedi, yapma demedi, olmaz demedi. Beni hiç zorluk çıkarmadan onayladığını gördüğümde sormadan edemedim:
- Artık kahvaltıda şunu, şunu, şunu yiyip içmeyeceğiz farkındasın değil mi?
- Evet.
- Öğünlerde şunlar, şunlar, şunlar, şunları içeren hiçbir şey olmayacak. Bu evde hayvan sömürüsü içeren ne varsa atılacak, bir daha kullanılmayacak. O çok sevdiğimiz, birlikte yapmaktan ve yemekten keyif aldığımız yemekler olmayacak. Hayvanların ne kanı girecek bu eve ne de gözyaşı. Farkındasın değil mi?
- Farkındayım.
Baktım, farkındaydı gerçekten de. Ben ona hiç "Vegan ol." ya da buna benzer bir şey söylemedim. O da konunun bu kısmına girmedi. O gün çıkıp alışveriş yaptık. Evimizi hayvan sömürüsü barındıran her türlü şeyden arındırdık. İşten eve geldiğinde, kahvaltılarda, akşam yemeklerinde benimle tıpkı bir vegan gibi beslenmeye başladı. Yün kazaklarını attı, okuduklarımı, öğrendiklerimi dinledi sabırla. Oturdum ağladım ona ben, içimi döktüm, yükümü döktüm. Gün geçtikçe daha çok öğrendiğini, onayladığını ve veganlığa yaklaştığını hissediyordum. Sonra bir gün, ben bir şey demeden ve sormadan "İş yerinde sular durulsun, taşlar bi otursun ben de vegan olacağım." dedi.
Dünya mutfağı aşçısı olduğunu söylemiş miydim?
Sistemin, sömürünün, kapitalizmin tam orta yerinde, buna mecbur olarak alın teri dökerken, o sömürüye, kapitalizme, o sisteme tek başına, hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini bile bile, güzel yüreğiyle, adalet duygusuyla, sevginin onda vücut bulmuşluğuyla karşı duracaktı.
Onu severek, seçerek, onunla evlenerek ne kadar doğru bir şey yaptığımı bir kez daha anladım.
Hayır veganlık bir yaşam biçimi olarak zor değil. Ama, bunu kolayca yapabilecekken yapmayan, kan ve gözyaşıyla beslenmeye, yaşamaya devam eden insanları görünce eşimin bu tavrının ne kadar değerli olduğunu anlatmama gerek yok sanırım.
Eğer geçmişimden böylesine yaralı ve yorgun biri olarak çıkmasaydım, eğer insanlara biraz, sadece biraz tahammülüm ve sabrım kalmış olsaydı ilk ve daima yapacağım şey kendimi sokağa atıp herkese tek tek neden vegan olmamız gerektiğini anlatmak olurdu. Ama, bunu yapamayacak oluşum yazmayacağım, gücümün ve kelimelerimin ulaşabildiği her yerde bunu haykırmayacağım anlamına gelmiyor.
Bir gün hangi sebeple olursa olsun hayvan öldürmek, insan öldürmek gibi olacak; çünkü olması gereken bu. Çünkü siz hayvanlara karşı adil değilken kendiniz için adalet isteyemezsiniz. Çünkü kanla, gözyaşıyla, ölümle beslenmek zorunda değilsiniz ve bunu bile bile o kandan, gözyaşından ve ölümden vazgeçmiyorsanız, beni iyi biri olduğunuza inandıramazsınız.
İçinde bir parça iyilik, adalet duygusu ve sevgi bulunan herkese
İçinde bir fısıltı kadar olsun, hayvanlara yaptıklarımızın yanlışlığını ve korkunçluğunu söyleyen bir ses işitenlere
O sesin ardına takılıp gerçeği bulana kadar yürümeleri ve yürümeleri umuduyla...




15 yorum:

  1. Bugün malum sonuçtan sonra, alnımı çepeçevre sıkan bir eşarbın başımın ağrısını geçireceği beklentisiyle gayet üzgün bir hâlde iken, ne yapacağımı şaşırmış, sıkıntıdan internete bir girip bir çıkarken, bloğuma da uğradım. Okuma listesinde yayınını gördüm. Sindirerek okudum. Vicdan huzurunu yakalamış olduğunu anlamak beni sevindirdi ve özendirdi Fidan.
    Öyle kötüyüm ki bugünlerde sadece çay ve sigaradan keyif alıyorum. Bu yaşta bir sevginin yanlış yerine tutunmuş, küçük sevinçlerle ayakta durmaya çalışıyorum. İştahım hiç yok. Sanırım artık kalıcı bir hâl oldu bu bende. Krizi fırsata dönüştürmek asla değil ama o siteye üye olmak istiyorum. Bu süreçte iyice inceleyerek, alıştığım şeylerden vazgeçmeye çalışacağım. Yani önce sebepler ve tüm hayvanların yaşam haklarını düşündüğümü sanma yanılgısında mıyım, önce bunu sorgulayacağım kendimde.Bu geçiş dönemimde, vegan olmanın şartlarını anlayıp, kabul edip, uygulamamın sağlıklı olmasına gayret edeceğim. Doğru bir liste yapmalıyım. Kendime bunun sözünü veriyorum. Dilerim başarılı olurum. Eşini de kutluyorum. Allah birbirinize bağışlasın kızım. Gözlerinden öperim yavrum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duygularımın yazıma yansımış olmasına gerçekten çok sevindim :) Bugünkü sonuçtan elbette ben de memnun olmadım; ancak insanların kendi aralarındaki bitmek bilmez hırsları, savaşları, koltuk kavgaları artık o kadar anlamsız geliyor ki çok da takılmadım o konuya. VEGAN OLUYORUM yazısını tıkladığınızda karşınıza gelecek olan siteye üyelik gerekmiyor, okumaya başladığınızda sizinle konuşur gibi yazılmış yazılar göreceksiniz. Sizi vegan hayatın her alanıyla ilgili bilgilendiren yazılar. Ne yiyecek ne yemeyeceğiz, ne giyecek ne giymeyeceğiz, neye dikkat edeceğiz, nereden bilgi edinebiliriz gibi. Bir de bundan önceki yazımda Hayvanlara Adil Davranma Kılavuzu'na link vermiştim, o siteyi de ziyaret edip okursanız size yardımı olacağını düşünüyorum. Bence krizi fırsata çevirmekte sorun yok :) Aksine güzel bir şeye sebebiyet verdiği için belki de bu sıkıntılı zamanlarınızı ileride güzellikle hatırlarsınız. Bir de naçizane bir önerim olacak, direkt olarak veganlığa başlarsanız daha kolay olur. Zamana yayınca zor görünebilir; ama mesela dolaptaki yumurtayı, sütü, yoğurdu çıkarıp evdeki yün, deri giysileri atıp doğrudan bu tarz bir yaşama giriş yapınca aslında ne kadar kolay olduğu anlaşılıyor. Beslenme kısmı resmen zevk haline geliyor, yani bende öyle oldu :) Gittikçe daha sağlıklı, daha güzel beslenmeye başladım. Yiyip içtiklerimden zevk almaya başladım, ufkum genişledi, rengarenk sebzelerle, meyvelerle uğraşmaya, onlarla bir nevi resim çizmeye başladım. Dediğim gibi benimki sadece öneri, siz nasıl daha emin ve daha iyi hissedecekseniz öyle yapın. Ben vegan yaşam tarzında HİÇ zorluk çekmeyen biri olarak yiyecek, içecek, giysi, bakım temizlik ürünleri gibi konularda fikir verebilirim. İnternette araştırma yaptığınızda zaten bir sürü bilgi önünüze geliyor, oradan da istifade edebilirsiniz. Umarım krizi fırsata çevirebilirsiniz :) Hayvanları kırıyoruz, katlediyoruz, onlara ait olan her şeyi ellerinden alıyoruz. Güneşte uzanma, yavrularını koklama, çimlerde koşma haklarını dahi alıyoruz. Kanlarını akıtıyoruz ve hiçbir şey yapmamışız, masummuşuz gibi yakıp yiyoruz bedenlerini. Kendimi onların yerine koyup bunun nasıl bir çaresizlik olduğunu düşünmekte bile zorlanıyorum ben. Eşim size sevgi ve selamlarını iletiyor, güzel dileğiniz için çok teşekkür ederiz ikimiz de :) Kendinize dikkat edin, iyi yüreklere, gerçekten iyi olanlarına yani, ihtiyacımız var.

      Sil
  2. Kuzum yazını büyük dikkatle ve özenle okudum.Kalemine ve kocaman yüreğine sağlık.Tüm insanlık alemi bir gün bu gerçekle yüzleşecek emin ol.Resmen soykırım yapıyoruz ve bunu bile isteye kendi ellerimizle özenle yetiştiriyoruz.O güzelim yaşam hakkı olan masum canlılara kıyıyoruz hiç empati kurmadan ne hakla onu da bilemiyorum.Acaba hiçbirinin rızası var mı? bizlere yiyecek, içecek, giyecek,binecek ve süs eşyası olmak için. Tabi ki yok. Düşünsene bir ineğin ya da kuzunun veya tavşanın bu soykırıma karşı intikam almak için insan yediklerini hemde az pişmiş,orta pişmiş veya çiğ olarak ne kadar saçma geliyor değil mi?Ama biz yapıyoruz hem de hiç ihtiyacımız olmamasına rağmen.Yapımız aslında ot obur olmasına karşın, çene yapımız, sindirim sistemimiz buna uygun olmamasına rağmen yiyip bir de şikayet ediyoruz yok kolestrol yok hazımsızlık vb sayamayacağım bin çeşit şikayet.Nasıl da adaletsiziz, caniyiz ama iş kendi hakkına gelince adaletin en ince detayına kadar isteriz. Velhasılkelam doyumsuzuz aç gözlüyüz. Kararından dolayı seni takdir ediyorum ve her zaman yanındayım seni çok seviyorum. Yazacak çok fazla şeyim var aslında, ama bugünlük bu kadar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yorumunu büyük dikkatle okudum ve her kelimesine katılıyorum. Eğriyle doğru bir gün ayrılacak birbirinden. Bizi ayakta tutan bu inanç, bu bekleyiş olacak. Ben de seni seviyorum. Senin koşulların altında bu kararı vermek, bu yola girmek daha önemli ve daha değerli.

      Sil
  3. Ilk defa bir yazıyı bu kadar içten okudum ve ilk defa bir yazı bu kadar içten yazılmıştı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mutlu oldum, teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Yazılarından ve duygularındaki içtenliğinden sonra et yiyemiyorum. Diğer şeyleri de en aza indirdim, vegan olmak istiyorum ama vegan oldum diyip birkaç gün sonra vazgeçmemek için biraz ağırdan alıyorum. Sana yakışan şekilde samimi ve güzel bir yazı. yüreğine sağlık canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrusunu yapıyorsun. Bu sürecin uzadıkça daha zor görünme gibi bir yanılsaması da var, unutmamak gerek. Hayvan vücudu yemeyi bırakmana çok sevindim, veganlığına tanık olmayı da diliyorum. Biz tüm insanlığı vegan yapamayız; ama kayda değer sayıda vegan olabilir ve tüm insanlığı veganlığa götürecek koşulları oluşturabiliriz.

      Sil
  5. Ulvi bir yolda ilerliyorsunuz. Alışkanlıklardan kurtulmak kolay değil. Sigarayı bırakır gibi beyinde bitirmek lazım. Sizin vegan olmayanlara hangi gözle baktığınızı içimde hissettim. Utandım. Açıkçası başka şeyler geldi aklıma aynı zamanda. O kocaman endüstri... Hayvancılık, balıkçılık, gıda endüstrisi... Bu işle uğraşan, ekmeğini bu işten kazanan milyonlarca kişi. Bir anda herkesin vegan olduğunu düşündüm. Marketler boşalmış... Sebze, meyve nüfusa yetmiyor. Ama savaşlar da son bulmuş. Hayvana zarar vermeyen insana verir mi hiç? Ne mutlu size, sizin gibi düşünenlere. Vegan olmaya hazır mıyım? Bilmiyorum ama kafamda soru işaretleri bıraktığınız kesin. Sevgiyle kalın. Eşinizi de sizi de takdir ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz sevgili Kaystros Tyrha :) Yazıda da belirttiğim gibi, dünyaya ve insanlara bakış açımın değişmesi elimde olmayan bir şey ve etik sebeplerle vegan olacak olan herkesin az çok yaşayacağı şeyler. Hislerimi paylaştığınız için teşekkür ederim. Sorduğunuz sorulara gelecek olursam, yazdıklarınız vegan olmamdan önceki süreçte cevabını bulmaya çalıştığım sorulardan birkaçı. Araştırmalarım, ölçüp biçmelerim sonucu aklımda en ufak bir soru işareti veya ikna olmadığım bir yaklaşım, bir cevap kalsaydı vegan olmazdım. Şimdilik bu iki soruya alıntı yaparak cevap vereyim, başka sorularınız için de sizi bir kaynağa yönlendirmek isterim izninizle.

      1. O kocaman endüstri... Hayvancılık, balıkçılık, gıda endüstrisi... Bu işle uğraşan, ekmeğini bu işten kazanan milyonlarca kişi.

      "İnsan köleliğinin yasal ve kabul edilebilir görüldüğü yıllarda çok sayıda kişi köle ticaretiyle geçiniyordu. Kölelik, pek çok kişi için bir iş alanıydı, köle pazarlarının kurulmasından, yeni kölelerin elde edilmesine, nakliyattan güvenliğe kadar uzanan geniş bir pazar vardı. Ancak çok sayıda insanın köle ticaretinden geçimini sağlıyor olması köleliğin ahlaken kabul edilemez olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyordu. Kölelik kaldırıldığında bu kişiler de başka alanlara yöneldiler ya da yasal yaptırımlarla karşılaştılar.

      Aynısı hayvan kullanımı için de geçerlidir. Hayvanların mal ve kaynak olarak görüldüğü bir toplumda birilerinin geçimlerini hayvan kullanımı kaynaklı olarak sağlıyor olması, hayvan kullanımını kabul edilebilir kılmaz."

      Zaten sorun da bu ya. Hissedebilen, her bakımdan biz insanlar gibi olan, doğan, doğuran, sinir sistemi bizimki kadar gelişmiş olan ve nesne değil canlı olan varlıkları eşya, mal, kaynak olarak görüp kullanıyoruz. Öldürüyoruz, satıyoruz, yiyoruz, giyiyoruz, denek yapıyoruz ve başka bir sürü şey... Neredeyse tüm insanlığın hayvanları sömürüyor ve katlediyor olması, bundan para kazanması yapılanın doğru olduğu anlamına gelmez. Neredeyse tüm insanlığın umarım ileride yerini doğruya bırakacak olan kocaman bir yanlış yapıyor olduğu anlamına gelir.

      Sil
    2. 2. Bir anda herkesin vegan olduğunu düşündüm. Marketler boşalmış... Sebze, meyve nüfusa yetmiyor.

      “Bir insana bir yıl yetecek miktarda et ve diğer besi hayvanı ürünlerini elde etmek için besi hayvanlarına yaklaşık 900 kilo tahıl verilmesi gerekmektedir. Oysa insan tarafından doğrudan tüketilmesi halinde, bir insanın bir yıllık gereksinimini karşılayan tahıl miktarı yalnızca 180 kilodur. Bir başka deyişle, belli bir miktar tahıl, doğrudan yenmesi halinde, hayvanlara yedirilip dolaylı yoldan tüketilmesi durumuna kıyasla beş kat daha fazla insanı doyurabilmektedir…”

      Dr. M.E. Ensminger

      Bitkisel gıdalarla beslenmenin çevre açısından da çok önemli getirileri vardır. Örneğin, yaklaşık 4 dönümlük bir arazide üretebileceğimiz patates miktarı 18 ton civarındadır; aynı arazide üretilebilecek inek eti miktarı ise yalnızca 113 kilodur. Bitkileri kendimiz yemek yerine kesim hayvanlarına yedirdiğimizde çok büyük miktarlarda yiyeceği sokağa atmış oluruz. 450 gram inek eti üretmek için 7,25 kilo bitkisel gıda ve yaklaşık 19.000 litre su gerekirken, 450 gram buğday üretmek için gereken su miktarı yalnızca 95 litredir.

      Yiyecek yoluyla bulaşan salgın hastalıkların birçoğu da, hayvancılık kaynaklı atık sular ile birlikte ortaya çıkmaktadır. Hayvancılığın sera gazlarının salınımına ve orman arazilerinin otlak açmak uğruna yok edilişine de katkısı büyüktür. Yalnızca Amerika’da her yıl 100 milyon hektardan fazla orman bu amaçla kesilmektedir.”

      (Kaynak: http://vegankit.com/why, Çeviri: Buğra Giritlioğlu)

      Buradan da anlıyoruz ki kesmek, öldürmek, yemek için tecavüzle, zorla, doğalarına müdahale ederek çoğalttığımız hayvanları beslemek için çok, çok, çok fazla kaynak tüketiyoruz. Bunun yerine doğrudan o kaynaklardan, yani topraktan beslenmeyi seçersek sandığımız gibi marketler boşalmayacak, aksine açlık gibi çok büyük bir problem ortadan kalkacak. Kaldı ki durum bu olmasaydı da kendimizi beslemek için hayvanlara eşya muamelesi yapmamız doğru olmazdı.

      Bu iki sorunun cevaplarını http://abolisyonistveganhareket.org/SSS sayfasından alıntıladım. Bu sayfaya giderek aklınıza takılan, takılabilecek her soruya cevap bulabilirsiniz. İsterseniz bana da sorabilirsiniz ben sizin için araştırır, alıntılar ya da dilim döndüğünce anlatmaya çalışırım.

      Ben de eşim de çok teşekkür ediyoruz. Sizde soru işaretleri bırakabildiğime gerçekten mutlu oldum ve doğru cevaplara ulaşabilmeniz için üzerime düşen ne varsa yapmaya hazırım.

      Sil
  6. Teşekkür ederim:) Cevaplarınız tatmin edici.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birçok insanın yaptığı gibi konuyla yüzleşmekten kaçmak yerine, üzerine düşünme ve kendinize sorular sorma cesareti gösterdiğiniz için ben teşekkür ederim.

      Sil
  7. Merhaba aslında vegan olmak aklımda hiç ama hiç olmayan birseydi benden olsa olsa vejetaryen olabilirdi. Çünkü et yerken özellikle kırmızı et yerken her zaman kendimi çok kötü hissederdim sanki kan yiyormusum gibi... Çoğu zaman savaş videoları yada bunun gibi infaz resimleri falan tesadüfen sosyal medyada gördüğümde günlerce et yiyemezdim... Etin ne suçu var diye düşünürdüm ??? Ama gene de yiyemezdim... Bundan 1 ay önce tavuk kanat aldım tam sofra da yiyoruz elimde tuttuğum şeyin bir hayvanın kanadı olduğunu farkettim :) bu belki çok saçma gelebilir size ama bundan önce bu hayvanlar nasıl öldürülür nerelerde yaşar ne yer ne içer gibi sorular hiç aklıma gelmezdi... Hemen elimden kemik parçalarını bıraktım ağzındaki tat pişirirken etrafa sinen koku gitsin diye bayağı uğraştım .... Bir hafta önce köfte almaya gittim kasaptan ve Ka. Kokusundan içerde duramadim neyse fırına attim köfteyi bu arada kemiksiz diye köfte tercih etmiştim sanki kemik çıkmazsa bı canlıya ait değilmiş gibi yedik artabilir dolaba koydum ertesi gün işten geldim çok açım dolabı açtım köfte çatalı batirdim geri bıraktım yiyemedim YouTube da sağlıklı yemek tarifleri araştırırken food inc belgeseline denk geldim aman Allahım resmen cinayet, tecavüz, zulüm , eziyet ,işkence artık et yemeyi zaten hayal bile edemiyorum ki benangalda tavuk kokusuna asla karşı koyamazdim şu an igranc ve tiksinc geliyor... Süt yumurta ve peynire karşı da aynısını hissediyorum sanırım veganları yolunda hızla ilerliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba sevgili Bayan Titus, hoş geldiniz. Düzen öyle bir yerleşmiş ve öylesine tıkır tıkır işliyor ki her şey ne yaptığımızı düşünmemizi önlemek için tasarlanmış. Kapitalizm, medya, televizyon, para babaları, bu döngüden memnun olan hayvan yiyiciler ve sömürücüler... Ne yazık ki ben de 29 yaşıma kadar bu konuyu hiç düşünmemiştim. Ve tıpkı dediğiniz gibi bir gün tavuk yerken tavuk denen şeyin ağaçtan toplanmadığını, o anda öldürülmüş bir canlının vücudunu dişlediğimi fark ettim ve elimdekini korkuyla, dehşet içinde bıraktım... 5 ay 10 gündür de bu kanlı döngünün dışında hatta tam karşısındayım. Beslenme, giyinme, vegan olarak yaşama konusunda zerre sıkıntı çekmiyorum. İnsanlara anlatıldığı gibi hayvan yemeyi ve sömürmeyi bırakınca aç kalmıyoruz aksine yiyecek ne çok şeye sahip olduğumuzun farkına varıyoruz. Umarım vegan olursunuz. Bu süreçte aklınıza takılan herhangi bir şey olursa rahatlıkla bana sorabilirsiniz, bildiğim öğrenmiş olduğum her şeyi sizinle seve seve paylaşırım:)

      Sil