7 Nis 2017

BU KADAR


Bir şehre, bir eve gitmek bir insana bu kadar mı iyi gelmez? Bu kadar mı bozar dengesini? Bu kadar mı alt üst eder iç dünyasını, ruh sağlığını, iyi kötü var olan dinginliğini...
Biliyordum böyle olacağını, adım gibi biliyordum. Bile bile gittim. Ayaklarımı sürüye sürüye, bir umut, bir heves, belki bir şeyler değişmiştir, belki bir şeyler düzelmiştir, belki aile gibi oluruz, ailemin varlığını sıcaklığını duyarım diye gittim. Gitmez olaydım.
Üstüme üstüme geldi bütün geçmişim. Uğradığım haksızlıklar, içinde boğulduğum yokluklar, kanatlarımın kesildiği odalar, sesimin susturulduğu duvarlar... İçime hıçkırarak ağladığım yerler, sığındığım köşeler... Kavgalar, küfürler, savaşlar, nefretler... Her şeye rağmen gittim, her şeye rağmen. Hiçbir zorunluluğum yokken... Artık yerden yere çalınan o savunmasız kız olmadığımı bilerek, gücümün, özgürlüğümün farkındalığıyla. Yine yaralandım, yine yaranamadım... 
3 günde yaşlandım, 3 günde düştüm kalkamadım. Bir kez daha hatırladım annen baban varken annen baban olmamasının nasıl bir şey olduğunu. Kardeşlerin varken kardeşlerin olmamasının ne demek olduğunu. Doğup büyüdüğüm evde benden ne çok şey çalındığını... Ne kadar eksiltildiğimi ne kadar aciz bırakıldığımı... 
Ne güzel karar vermiştim içimi acıtan herkesten uzak durmaya, kim olursa olsun. Duruyordum da... Köşeme çekiliyorum, kendimle avunuyorum yine beni bulup üzüyorlar... Annendir, babandır, şuyundur buyundur... Büyüğündür falan filan... Kandım yine aptal gibi. Bir kez olsun öz eleştiri yapmamış bir kez olsun hatasını kabul edip kendine çekidüzen vermeye, kırıp döktüklerini toplamaya çalışmamış insanların gönlünü yapmaya koştum. 
Ben sizi affedemiyorum. Affedemiyorum ben sizi; çünkü bana neler yaptığınızın farkında bile değilsiniz. Beni ne kadar yalnız bıraktığınızın, hep iş işten geçtikten sonra ortaya çıktığınızın ve o zamanlarda bile üstüme bastığınızın farkında bile değilsiniz. Sizin tarafınızdan suçlanmaktan, aşağılanmaktan, dışlanmaktan bıktığımın ve hepinizi artık sadece bir yabancı gibi hissettiğimin farkında bile değilsiniz. Yanınızda geçirdiğim 2-3 günden depremden çıkmış gibi çıktığımın farkında bile değilsiniz. Sizden uzak dursam bile, geçmişimde, kanımda, aklımda bir şekilde bulunuyor olmanızın sırtıma, kalbime yüklediği ağırlığın farkında bile değilsiniz...
Benden bu kadar. Aramıyorum, arayanı açmıyorum, merak etmiyorum, merak edilmek istemiyorum, hatırlamak hatırlanmak istemiyorum, görmek görünmek istemiyorum... Bütün bunlara ihtiyaç duyduğum zamanlar geçti. Anne baba özlemiyle, ihtiyacıyla yandığım zamanlar geçti. Başımın çaresine baktım işte. Hem o kadar baktım ki dünya üstüme yıkılsa bir Allah'ın kuluna elimi uzatıp çıkar beni diyemem. O kadar baktım ki başımın çaresine, bunu o kadar iyi öğrendim ki konuşmak nedir unuttum. Sustum, oturdum. Bu kadar benden. Son denememdi bu, son ümit kıvılcımımdı, söndü. 
Her şey üst üste geldi. Her şey... Üstümden tır geçmiş gibi hissediyorum. Toparlanacağımı biliyorum. Benim aptallığım toparlanamamak değil, toparlandıktan sonra kendisinden uzaklaşarak toparlandığım insanların bana yeniden yaklaşmasına izin vermek. Artık bunu yapmayacağım. Tek istediğim bir parça huzur. Umut istemiyorum, anne baba istemiyorum, kardeş arkadaş istemiyorum. Kimseyi istemiyorum. Ben bu noktaya gelene kadar herkes nerede idiyse orada kalsın. Ben iyiyim. Kimse bana ilişmediği zaman iyiyim ben. Bırakın iyi kalayım.
Bundan sonra kendi halindeliğime dokunan olursa, kim olursa olsun fark etmez... Kalbini kırarım.