19 Mar 2017

VEGAN DUYGULAR

Veganlık hayvan haklarıdır.
Düne kadar benim de oradan buradan duyduğum ve inanmayı seçtiğim kadarıyla "Çok katı kuralları olan bir diyet biçimi, bir deli saçmalığı, korkunç zor bir şey" değil. Veganlık hayvan haklarıdır; çünkü gerçekten çünkü'sünü öğrenme niyetindeysen bak burada takır takır anlatıyor: Hayvanlara Adil Davranma Kılavuzu
Veganlar düne kadar benim de sandığım, kendimi kandırdığım gibi "dünyanın en hassas, en duyarlı insanı olduğunu zanneden burnu havada kişiler" değildir. Veganlar gerçekten de dünyanın en farkındalık sahibi, en duyarlı insanlarıdır.
Nereden mi biliyorum? İçine uyandığım dünyadan biliyorum. Kendini bir ineğin, bir tavuğun, koyunun, kuzunun, hindinin, domuzun yerine koyup hayata, daha doğrusu cehenneme o gözlerle bakıp yaşadıklarını, hissettiklerini, acılarını anlayabilen insanlar elbette onların beden parçalarını yiyenlerden daha duyarlıdır. Bütün hayvanların insanın her anlamda  kölesi, maktulü, malı haline getirildiğini, ortada büyük, çok büyük, bütün haksızlıklardan daha büyük bir haksızlığın döndüğünü ve dünya alemin bu haksızlığı güle oynaya yaptığını görüp hayvanların yakasından ellerini, dişlerini çeken, onların sesi olmaya çalışan insanlar evet bildiğim, gördüğüm en güzel insanlardır. 
27. vegan günüm. İşin yeme-içme, giyme, kullanma kısmı kolay. Beslenme alışkanlığımı değiştirdim, evde farkındasızca kullandığım hayvan sömürüsüyle elde edilmiş her şeyden kurtuldum. Yün hırkalar, içinde bir parça deri geçen ayakkabılar, koyun yünüyle dolu diye göğüsler gerile gerile bana verilmiş yorganlar, muhtemelen hepsi hayvanlar üzerinde denenmiş, çoğunu da öldürmeden rahata erememiş kimyasallardan oluşan makyaj malzemeleri, diş fırçası-macunu, deterjanlar... Hepsini attım. Biraz araştırmayla çok kolay şekilde artık ne yiyeceğimi-yemeyeceğimi, giyeceğimi-giymeyeceğimi, kullanacağımı-kullanmayacağımı öğrendim. İlk iş yeni ve uygunlarını almak oldu; ama bundan sonra diş macunumu, şampuanımı, deodorantımı evde yapacağım. İnternet diye bir şey var elimizin altında. Bütün bilgiler, kolaylıklar bir tık mesafede. 
Vegan olmanın zor tarafı şu ki, artık hayvanlara ne yaptığımızı biliyorum. Korkunç bir tek yanlış olduğunu, geri kalan her şeyin bu yanlışın sırtına inşa edildiğini, gerçekten acı çeken gerçekten haksızlığa uğrayan o tek sınıfın da konuşamadığını ve kendisine biçilen acıları, ölümleri tatmaktan başka bir şansı olmadığını biliyorum.
O içtiğiniz sütlerin, yediğiniz çeşit çeşit peynirlerin, balın, kaymağın, yumurtaların size ait olmadığını biliyorum. İnsanlar olarak onları hayvanlardan çaldığımızı biliyorum. Artık ben de farkına varılması gereken o en önemli ve en aciliyeti bulunan şeyin farkındayım ve ben de her an bu gerçekle yaşamak zorundayım.
Artık ben de 'tavuk' dendiğinde onun yemek değil, yaşama ve mutlu olma hakkı olan bir canlı olduğunu anlayabiliyorum. Kedileri köpekleri doyurmak için buzağıları, civcivleri, kuzuları öldürdüğümüzü biliyorum.
Daha da kötüsü, zevk için, yiyecek bin çeşit şeyimiz olmasına rağmen her cinsten hayvanı yemek için katlettiğimizi biliyorum.
Artık kedi-köpek severlerin sabah akşam sofrasında hayvanların acılarını, gözyaşlarını yiyip içtiğini biliyorum. Türcülüğün ne olduğunu biliyorum. Bildiğim, tanıdığım, bir zamanlar sevdiğim ya da sevmeye çalıştığım herkesin türcü olduğunu biliyorum.
Artık tavukları, inekleri, kuzuları, hindileri, develeri, balıkları dert etmeyen, onlara yemek, sömürmek ya da kendini, yüklerini taşıtmak, onlardan elbise ayakkabı yapmak dışında bir anlam yükleyemeyen insanların kedi köpek sevgisinin gülünçlüğünü ve sahteliğini görebiliyorum.
İneklerin kediler, kedilerin kuzular, kuzuların balıklar olduğunu biliyorum. Hepsinin acıyı duyumsadığını, ölümden korktuğunu, sevgiyi de korkuyu da tanıdığını, ben ne hissediyorsam hissettiğini biliyorum.
ARTIK İNEKLERİN ECELİYLE ÖLMEDİĞİNİ, ÖLEMEDİĞİNİ, ZORLA DOĞURTULAN ÇOCUKLARI ÖLDÜRÜLÜP SÜTLERİ ÇALINDIKTAN, SÜT VEREMEYECEK KADAR SÖMÜRÜLDÜKTEN SONRA KASAPLARA SATILDIKLARINI BİLİYORUM.
Artık civcivlerin duyumsarken, hissederken, bilirken, kıyma makinelerine atıldığını biliyorum. Tavukların boyunları kesildikten sonra henüz ölmeden kaynar suya fırlatıldığını biliyorum. Fokların dövüle dövüle, öldürülmeden derilerinin yüzüldüğünü biliyorum. Her hayvanın bir şeyini çaldığımızı, sömürdüğümüzü, onu hapsettiğimizi ve öldürdüğümüzü biliyorum.
Hayvanseverlikten dem vuran herkesin evinden yanık hayvan bedeni kokusu geldiğini biliyorum. 
27 gün öncesine kadar kedilerin önüne tavuk bedeni parçaları atarken ne denli vahşi, ayrımcı, türcü ve duyarsız olduğumu biliyorum.
'Kuzu eti' dendiğinde kuzuya değil ete dikkat kesilmekle nasıl korkunç bir şey yaptığımı biliyorum.
Tavukların yumurtalarının, arıların balının, ineklerin sütünün onlara ait olduğunu biliyorum. Bir ineğin memesiyle benim memem arasında zerre fark olmadığını; ama onun memelerine ve yavrusu için ürettiği sütüne zorla el koyduğumuzu, vücuduna sanki bizim süt üretme makinemizmiş gibi tecavüz ettiğimizi biliyorum.
Bir sürü insanın bunları bilerek, çok iyi bilerek aynı çarkı döndürdüğünü, geğire geğire yiyip içtiğini, bir an olsun o masumlara neler yapıldığını ve kendisinin bunda ne büyük bir payı olduğunu düşünmediğini biliyorum.
Artık başka bir dünyada yaşıyorum. Gerçek ve korkunç bir dünyada. Korkunç ve çıkışsız bir dünyada. Kendimi bir ineğin, tavuğun, kuzunun yerine koymadan edemiyorum ve inek, tavuk, kuzu olduğumda insanlar bana öyle şeyler yapıyorlar ki aldığım nefesi içime çekemiyorum, yutkunamıyorum.
"Dünyayı değiştiremezsin!" 
diyorlar her zamanki gibi. Keyif düşkünleri, rahatından ödün vermezler sınıfı, mide fesadı geçirecekken hala hangi canlının ölü bedenini tatmamış olduğunun hesabını yapan kıçımın gurmeleri.
Değiştirebilirim. Sen de değiştirebilirsin; ama önce elindeki o hayvan bedeni parçasını dişlemeyi bırakman gerek.
Bir aslan gibi avının peşinden koşup onu pençeleyip çiğ çiğ yemiyorsun. Katlettiklerin aslanın avı gibi son anına dek kaçma özgürlüğüne bile sahip değil. Birilerine para veriyorsun ve onlar senin için işkence edip öldürüp kanını yıkayıp paketleyip sana satmak üzere hayvanlar doğurtuyor. Aldığın beden parçalarını bir güzel pişiriyorsun; çünkü dişlerin, mide ortamın, sindirim sistemin ona uygun değil. O hayvana dışarıdan verilmiş olan proteine, bilmem neye ihtiyacın olduğu palavrasıyla vicdan rahatlatmaya çalışıyorsun; ama olmadığını da çok iyi biliyorsun.
Kısacası böyle gelmiş böyle gider yalanının arkasına saklanarak hazzından, midenden ödün vermemek istiyorsun; ama unuttuğun bir şey var. Yediklerin içtiklerin senin değil. Hisleri, duyuları olan, öldürülmüş bir canlının ve ona senin tabağında olmak için ölmek isteyip istemediğini sormadılar.
Hayvanları seviyor musun? Seviyorsun tabii ki değil mi? Ama, kedi köpek dışında hiçbirini umursamıyorsun. Biraz araştır. Onlara edilen işkenceleri öğren, neye para ödediğini neyi savunduğunu öğren. Görmezden gelme onlara yaptırdığın şeyleri. Hayvanları sevmiyorsun kedileri, köpekleri seviyorsun sen. Diğerlerini yemeye, sömürmeye devam edebilmek için bu ikisini sever gibi yapıyorsun ya da.
Bir parça vicdanı olan, gerçekten iyi bir kalbi olan bir insanın zaten bunları bilip de ya da öğrenip de vegan olmaması mümkün değil. Biliyor; ama bahanelerin arkasına saklanıp olmuyorsa, hayvanlara haklarını teslim etmiyor ve on cins hayvanın kemiklerini sıyırıp iki cins hayvanın başını okşuyorsa o insan kötüdür. Sen vegan olur olmaz hayvanlar kurtulmayacak evet; ama sen vegan olmadan da olmayacak bu iş.
Veganları seviyorum. Dünyada hayvanlara yapılandan başka haksızlık yok. İnsanlar birbirini mi kesiyor, öldürüyor? Umurumda bile değil. Baskıdan, acıdan, faşizmden, haktan hukuktan söz edenler akşam fırında, arkadaşlarının kesilmesini izlemiş, çığlıklarını dinlemiş, ağlaya ağlaya ölmüş-öldürülmüş, hiçbir yavrusuyla koklaşmasına, hiçbir yavrusunu besleyip büyütüp onunla yan yana koşmasına izin verilmemiş bir ineğin orasını burasını pişiriyor.
Filmlere, reklamlara, dizilere filan bakıyorsunuz ya hani. Bundan sonra bakarken kenarda köşede bir eşya muamelesi gören, memesinden sütü altından yumurtası çalınan, sırtına binilen hayvanların gözlerine hatta onların gözünden bakın. Çok değişik bir dünya göreceksiniz. Kendinizi de göreceksiniz "Ben hayvanları severim." derken ne kadar riyakar göründüğünüzü.
Evet yeni vegan oldum. Ama, bilmediğim şeyler vardı. Düşünmediklerim vardı. Bana söylenmiş yalanlar vardı ve midesinin keyfi canların acısından daha önce gelen insanlarla kuşatılmış bir dünyada yaşıyordum. Kendi kendime uyandım. Aklımı, kalbimi kullanarak, vicdanımı dinleyerek uyandım.
Ve her şeyi bildiği halde gülünç "ama" larla hayvanların kanını içmeyi sürdürenlerden nefret ediyorum.
Hayvan sömürmeyi, bedenini, yiyeceğini, sütünü yiyip içmeyi bırakınca ölmüyorsun merak etme. Çok daha iyi ve sağlıklı oluyorsun üstelik.
Ama, hayvanlar ölüyor. Kısacık hayatları eziyetle, işkenceyle, acıyla ve korkuyla son buluyor. Ölümleri bile kolay değil, acıdan kavruluyorlar.
Sen daha elindeki o ölü beden parçasını bırakamıyorsun.
Sonra neymiş efendim hayvanları seviyormuş. Kedi köpek seviyorum diyeceksin ona. Cümle hayvan cinsini kendime ve kedi-köpeğe kurban etmekte beis görmüyorum diyeceksin.
Sakin yazacaktım güya, ama ne mümkün... Kana bulanmış bir dünya, kanla beslenen insanlar... Bir de tutup haktan hukuktan iyilikten şefkatten dem vurmuyorlar mı... Güler misin ağlar mısın.
İyisi mi ben biraz daha hayvan bedeni, kanı, gözyaşı içermeyen YEMEK yapayım. Ancak unutuyorum nasıl bir gezegende ne tür varlıklarla yaşadığımı. Az da olsa unutuyorum her an her saniye milyonlarca hayvana neler yapıldığını.
Ve veganları seviyorum. Vegan anne babaları, bebeğine çocuğuna hayvanları yiyecek değil arkadaş olarak tanıtanları seviyorum.
Onlar dünyanın en güzel, en hassas insanları. 
Evet öyleler.

Git ve dünyanın en güzel insanlarından biri ol. Vegan Oluyorum










Hiç yorum yok: