1 Mar 2017

EVET VEGANIM EVET ÖFKELİYİM...

Bok gibiyim. Kelimenin tam anlamıyla BOK gibiyim. Bütün hayatımın yanlış ve kötü şeylerle geçtiğini, geçirildiğini görmenin dayanılmaz ağrıları içindeyim. Durup düşünmesem, ne oluyor yahu ne yapıyoruz demesem, son nefesime kadar bir budala gibi vahşeti, sömürüyü, ayrımcılığı, yok saymayı, hırsızlığı, menfaatçiliği yaşayıp yaşatacakmışım. Öldürmeyi savunacakmışım. Kan dökmeyi yüceltecekmişim...
"Hayvanları çok seviyorum." der herkes. Etrafa bir bakarsın ki kedi köpek var anca. Kuşlar bir de tek tük. Kitaplarda inekler, koyunlar, tavuklar, keçiler, kuzular, buzağılar, civcivler, geyikler, fareler, sincaplar, tavşanlar, kaplumbağalar vardır oysa. Hepsi mutlu, hepsi gülümsüyor değil mi? Reklamlardaki inekler filan of nasıl neşeli... Ama, yoklar?
Kimse de demez ki arkadaş bütün bu hayvanlar gerçekte nerede? Ormanda, çiftlikte, ahırda, ağılda, otlakta, çayırda çimende güle oynaya takılıyorlar değil mi? Değil ya değil. Mezbahalarda onlar. Dehşet içinde DEHŞET İÇİNDE. Kafa kesme makinelerinin ucunda sallanıyorlar. Kafaları kesildikten sonra kaynar suya fırlatılıyorlar ki daha ölmemişler, hissediyorlar. Dev öğütücülerin içindeler, canlı. Yünleri çabuk çabuk kırkılacak diye kan revan içindeler. Derileri yüzülmekte an itibariyle, yine canlı. Üstlerinde denenmedik zehir kalmadı. Diri diri haşlandıktan sonra tüyleri yolunuyor etleriyle ve hepsini tek tek öldürmeye uğraşamayacakları için bir köşeye bırakıyorlar kendi kendine ölsün diye. 
Sonra insanlar onları yiyor. "Kanat, but, bonfile, pirzola, sosis, salam, sucuk, kıyma, kuşbaşı, kuzu köfte, dana biftek bilmem ne bilmem ne" diye takılmış adlarıyla. Niye biliyor musun? Onları sırf pişirip yemek için öldürttüklerini unutmak için. Sürekli işkence görüyorlar, sürekli öldürülüyorlar, sürekli ama. Hangi ülkede hangi bilmem ne devrimi, yeniliği, değişimi olursa olsun onlar gene öldürülüyor gene öldürülüyor. Şimdi, şu an öldürülüyorlar. Sen bu cümleyi okurken öldürülüyorlar. Bağırıyorlar, ağlıyorlar, inliyorlar, çığlık atıyorlar duymuyoruz. Duymayacağımız kadar uzak yerlerde öldürülmelerini istiyoruz çünkü. Duymamış gibi yapabilecek kadar mesafe istiyoruz arada. Bize akşam yemeği olmak için katledilmiş bir can olduklarını hatırlatacak hiçbir iz kalmasın istiyoruz üzerlerinde. Sanki ağaçtan toplanmışlar gibi yıkansınlar, paketlensinler, raflara dizilsinler öyle alalım istiyoruz. Ve öyle oluyor... 
Lanet olsun böyle dünyaya. Lanet olsun her gün, her an akıl almaz bir katliam doğurup yiyenlerin başka herkesi uyuşturan suskunluğuna, ilgisizliğine, bana ne'ciliğine. Lanet olsun midelerimize, lanet olsun doymak bilmezliğimize, lanet olsun ikiyüzlülüğümüze, lanet olsun alçaklığımıza, katilliğimize, beynimi yıllarca safsatalarla, yalanlarla, kıyımlarla dolduran herkese her şeye. Lanet olsun sırf o zavallıların etini yemeye devam edebilmek için gerçeğin üstünü örten, gözlerini sımsıkı kapatan, çocuklara hiçbir şeyden söz etmeyen, onların midelerine de "O tabak bitecek, o tavuk bitecek, o et yenecek, o süt içilecek, o yumurta yenecek!" diye kan ve gözyaşı tıkıştıranlara. Lanet olsun hiçbir doğrusu hiçbir adil tarafı olmayan suretimizle iyilik ve güzellik timsali gibi ortalarda dolanan genişliğimize. Lanet olsun keyfimiz, midemiz öyle istiyor diye hırsızlığa, cinayete, sömürüye bulduğumuz bin çeşit süslü bahaneye... 
Reklamda öldürmek için peşinden koştukları tavuğun düştüğü dehşete hiç bakmayışımıza, korkusuna, katledilmekten kaçma çabasına, bir bıçak bir gırtlağa dayandığında neler olduğunu bilmiyormuşuz gibi taktığımız maskeye... Köylerde, kırsallarda masum zannettiğimiz, bir tek kişinin bile çıkıp hakikati anlatmadığı sömürüye... Annesinin memesini buzağıya yasak kılıp o memedeki sütü çalanlara... Yılda en çok 10-12 kez KENDİ İÇİN yumurtlayabilecek tavuğu bize yılda 200-300 kez yumurta yetiştirmekle yükümlü köleye dönüştürenlere, kemiklerini kıranlara, acılarla bırakanlara, tavuğun bizim için yumurtladığı palavrasını sıkanlara. Arının yemek için yaptığı balı çalıp yerine şekerli su verip açlığa mahkum edenlere. Bütün hayvanları kendi malı, eşyası, istediği gibi kullanabileceği sömürü kaynağı olarak görenlere gösterenlere...
Bok gibiyim bok. Hiç olmadığım kadar yalnız ve çaresiz hissediyorum. Nasıl olup da bu kadar uyuşturulabildiğime şaşıyorum. Nasıl olup da iki kedi bir köpek başı okşayınca hayvansever olduğumu zannettiğime şaşıyorum. Nasıl olup da düşünemedim onların da benim gibi, bizim gibi kendileri için var ve hür olma hakkına sahip olduklarını. Nasıl uydum bu pis düzene. Nasıl kandım nasıl düştüm... 
Hala bir aptal gibi, bütün bunları okuyan, duyan herkesin benim gibi hissedeceğini ve onları yemeyi, giymeyi, kullanmayı bırakacağını zannediyorum. Hala herkesin bunların zaten farkında olduğunu, farkında oldukları halde çarkı seve seve döndürdüklerini görmemekte inat ediyorum. 
"Robot tavuklar, gıda çiftlikleri, besin olmak için üretilenler, Allah onları benim için yaratmış, et yemekte özgürüm, ahırdaki ineğin sütünü alsam ne olacak ki, tavuğu besliyorum yumurtasını tabii alırım..." daha neler neler. Bahane çok. Ama gerçek tek! Zevk için, keyif için, tatlarından hoşlandığın için...
Hayır robot değiller. İşkenceyle, tecavüzle çoğaltılıyor, işkence içinde ölümü bekletiliyor, acı içinde öldürülüyorlar ve her şeyi hissediyorlar. Git mutfağa da eline bir bıçak al bakalım. Git de bıçağı etine değdir, kes demiyorum sadece değdir. Git bıçakla yüzleş! Gıda çiftliğiymiş... Hayvanlar gıda mıda değil. Kahretsin ki gördüklerim, duyduklarım, doğru sandıklarım yüzünden bunu çok geç anladım. Kesilmiş ve yakılmış bedenlerinin tadını seviyor olman onun zevk için öldürülmüş bir hayvan olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Onu yiyeceğe dönüştürmüyor. O hala zevk için, insanlar öyle istediği için dehşet içinde ölümü beklemiş ve acı içinde katledilmiş ölü bir hayvan. Ve kimse onu anmıyor bile. Kimse farkında değil... Pis, sessiz bir döngü. İğrenç bir anlaşma. En iyi en adil olduğunu savunanlar bile bunun parçası... Onlar senin için filan yaratılmadı. Bal arının yemeği, döllenmeyen yumurta tavuğun besini, süt anne ineğin çocuğunu beslemek için salgıladığı sıvı. Sen bunları çalıyorsun, başka seçeneğin varken hepsini öldürüp öldürtüp yiyorsun ve bir de güzel bahane uydurmuşsun benim için yaratılmışlar diye... Senin için yaratılsaydı arı bal yemezdi. Ama bal yiyor! Senin için yaratılsaydı inek her gün her an süt verirdi ama doğurduktan sonra yavrusu için ve bir süreliğine veriyor! Senin için yaratılsaydı tavuk bir dahaki yavrulama denemesi için kendi yumurtasındaki besine ihtiyaç duymazdı, ama duyuyor! İzin vermiyoruz doğalarını yaşamalarına. "Yaşamalarına" bile izin vermiyoruz. Hepsini kesip biçiyoruz, hepsinden alabileceğimiz kadarını alıp tükendiklerinde gırtlaklarına bıçağı dayıyoruz. Her şeylerini çalıyoruz, sonra zırlıyoruz utanmadan hırsız var, zalim var, zorba var katil var diye. Adelet istiyoruz filan, yemin ederim bu kadar zalim mahluklar olduğumuz hiç aklıma gelmezdi. Kan döküyoruz kan, hem de sadece zevk için. Kötüyüz, çirkiniz, zalimiz...
Ha sen öldürmüşsün onları ha birileri öldürsün de ben alır yerim demişsin, aynı şey. Aklıma tüküreyim ki bir kez olsun bir ineğin yerine koymamışım kendimi. Bir kez olsun tavuğa bakmamışım ne hissediyor bu hayvan diye. Bir kez olsun düşünmemişim nerede arkadaş bu mutlu hayvanlar nerede! 
Ve şaşıyorsunuz öyle mi veganlar öfkeli diye? El birliğiyle katil bir dünya yaratıp onları o dünyanın bir parçası olarak yetiştirip sonra bir gün kendi kendilerine gerçeğe ulaşmalarına şaşıyorsunuz. Dünyayı sevgiyle paylaşmamız, hiçbirinin kılına dokunmadan birlikte yaşamamız gereken hayvanları zevk için öldürüyoruz, bir de çok normalmiş gibi yıllarca yemişim yutmuşum onları ben, düşündükçe gözyaşlarım oluk oluk akıyor... Hepsinden çalmışız çırpmışız hepsini öldürmüşüz, sonra bir gün ben onların aslında kardeşim, evladım, canım ciğerim olduğunu, bana anlatılan her şeyin yalan dolan olduğunu anlıyorum... Ve geriye yıllarca kardeşlerimi, çocuklarımı yemiş, sömürmüş, kullanmış olduğum gerçeğiyle baş başa kalıyorum... Öfke demek az gelir duygularıma...
Ne hissediyorum biliyor musun? Gelmişim, cümle hayvan cinsinin evine yurduna, malına mülküne çökmüşüm, hepsini kılıçtan geçirmişim sağ kalanlar da orada burada tutsak veya yaşama savaşı veriyor ama eninde sonunda ölüyor... Böyle hissediyorum. Çünkü, insan denen varlık böyle yapmış. Bunların içine doğdum, bunları normal zannederek büyüdüm, sonra iki üç kediye bir iki köpeğe iki lokma yemek verince de bir bok sandım kendimi. Hayvansever oldum güya. Hayatlarını, yavrularını, emeklerini, dişlerini, derilerini, bedenlerini, dünyalarını, bütün haklarını çalmışız gasp etmişiz. Üstünüz ya, her halt bizim için yaratılmış ya... Sıçmışız ortalığa. 
Farkında değildim, bana doğruyu öğreteceğine itimat ettiğim insanlarla örülü bir toplumda büyüdüm. Yanlış şeyler öğrettiler. Gerçeğe ulaşmam zaman aldı. Gerçeği düşünerek buldum. Neden kediyi sevdiğimi ama tavuğu yediğimi düşündüm. Neden köpek yaşasın diye ayaklandığımı ama inek katledilirken gözümü kulağımı kapattığımı düşündüm. Civcivin, kuzunun, buzağının insan bebekten ne farkı var diye düşündüm. Ve kaya gibi yerleşmiş bir sömürü düzenine açtım gözlerimi... Hala, günlerdir hala ürperiyorum. Kanım çekiliyor, ağlıyorum.
Hakkım olmayan her şeyi çıkardım hayatımdan, hayvan kardeşlerimden çalmış olduklarımı, her şeyi. Gerçekten yiyecek olan şeyler kaldı geriye hem de bir sürü. Ama, eğer açlıktan besinsizlikten öleceğime kanaat getirseydim ya da bir gün getirirsem, yine de arkadaşlarımı, kardeşlerimi, onların yiyeceklerini, onların emeklerini, kanını ve acılarını bir daha asla yemem, asla içmem.
Umarım zamanla bu acı gerçekle, sırf insan denen canlı öyle istiyor diye her an bir yerlerde hayvanların ağladığı, korktuğu, acı içinde çırpındığı, kaçmak istediği ama kaçamadığı ve haksızca, adaletsizce, kimseye sesini duyuramadan öldüğü; sonra paketlere konulup raflara dizildiği, sonra satın alınıp ailece şen kahkahalarla yenildiği, sonra çocuklara bir kedi gösterilip sözde hayvan sevgisi aşılandığı, kitapta hayvan resimleri boyatıp tabakta hayvan kemikleri sıyırtıldığı gerçeğiyle yaşamak bu kadar ağır gelmez. Daha sakin bir şekilde onların acılarını, yok sayılmalarını dile getirebilirim umarım...
Bütün hayatım yalanmış. Bütün dertlerim bütün sözde acılarım bütün üzüntülerim. Bütün hak arayışlarım bütün sorgulamalarım bütün hayvanseverliğim yalanmış...
Beni bu kadar yalanla ve bu kadar yalanla mutlu mesut yaşayan herkesle yaşamak zorunda bırakan her şeye yazıklar olsun.

"Eğer hayvanların dini olsaydı, şeytanı insan şeklinde hayal ederdi." William Ralph Inge 

"Araştırmalar ve deneyimler gösteriyor ki, eğer bir düşünce toplumda %10 tarafından sıkı bir biçimde savunulmaya başlanırsa toplumun geri kalanı da çok hızlı bir biçimde bu düşüncenin etkisi altına giriyor. Eğer 35 yıl önce modern hayvan hareketi toplumu veganlık hakkında bilgilendirmek için uluslararası bir kampanya başlatmış olsaydı şimdi bu orana ya çoktan ulaşmış ya da çok yakınlarında olurduk ve toplumdaki norm değişmeye başlardı." http://abolisyonistveganhareket.org/

Adaletin tarafına geçin. Vegan olun.

19 yorum:

  1. Ayyy sonuna kadar okumaya dayanamadım. Hayvanlar kesinlikle şeytan gibi görüyorlardır insanları.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan kendini sadece biraz onların yerine koyunca, çok net anlaşılıyor :(

      Sil
  2. İnsanların hayvan etine beslediği iştah her bakımdan yıkıma ve zarara sebep oluyor. Ama her şeyde olduğu gibi bu konuda da iki yüzlülük söz konusu. Öfkeni anlamak zor değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayvan sevgisinden yalnızca kedi-köpek sevmeyi anlıyorlar gerçekten garip. İneklerin, koyunların, tavukların, onların yavrularının çektiği acıları düşünen yok. Bu ikiyüzlülüğün dik alası değilse nedir?

      Sil
  3. Acını anlıyorum ve öfkeni fakat diyecek bir şey bulamıyorum. İki yüzlü olmak da istemiyorum. Ben vegan değilim çünkü. Şimdi ne desem yetersiz gelecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi kalpli insanların bu çifte standardın farkına varmasını gerçekten çok istiyorum. Kediler köpekler acıyı hissediyor da inekler, koyunlar, tavuklar hissetmiyor mu? Toplumun bize miras bıraktığı hataları sürdürmemeliyiz.

      Sil
  4. Ara ara mola verdim yazını okurken.. cidden fark ettiğim şeyler acı verdi, dediğin gibi bize ambalajlanmış gelen şeyler kimbilir hangi acı aşamalardan geçti? :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reklamlara baksana sevgili Momentos, inekler koyunlar nasıl mutlulukla zıplıyor. Tavuklar pür neşe. Gerçekse çok çok farklı ne yazık ki. İnsan olmakla övünüyoruz; ama kendimiz dışındaki canlılara acı ve ölümden başka bir şey verdiğimiz yok.

      Sil
  5. İnsanoğlu diyemiyorum bizler insanlıktan çıkmış durumdayız..acıma merhamet insana dair hiç birşey kalmadığı.insanlara olan saygı sevgi merhamet yokken bu dünyada,hayvanlara merhamet ederler mi?? Zorla okudum vahşeti....😯

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyadaki bütün zulüm hayvanlara yapılan zulümden kaynaklanıyor, besleniyor, yürekleniyor. Onları hem yiyip hem giyip hem de sevdiğimizi iddia ediyoruz. Hayvanlar varlık ve hürlük haklarına kavuşmadığı sürece ne adaletsizlik biter ne de zulüm.

      Sil
  6. "Neden kediyi sevdiğimi ama tavuğu yediğimi düşündüm. Neden köpek yaşasın diye ayaklandığımı ama inek katledilirken gözümü kulağımı kapattığımı düşündüm. Civcivin, kuzunun, buzağının insan bebekten ne farkı var diye düşündüm. Ve kaya gibi yerleşmiş bir sömürü düzenine açtım gözlerimi..." :'( Araştırıyorum, vegan olmayı düşünüyorum umarım olabilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, aklındaki her şeyi her noktayı, çekinceyi bana sorabilirsin. Zor bir şey değil, hele ki yiyecek içecek konusunda. Hayvanlar bizim eşyamız, malımız, yiyeceğimiz, kölemiz değiller. Hepsinin bir tek yaşamı var ve biz o yaşamları sırf iştahımızı kabartıyor diye işkencelerle sonlandırıyoruz...

      Sil
  7. Ne kadar derin ve ikiyüzlü bir konu. Kedi köpek sevip hayvan sever olduğunu düşünen ancak iş koyun, tavuk, inek vs. diğer hayvanlara gelince arkasına dönmek ikiyüzlülükten başka bir şey değil. Ben tam olarak vegan olmasam da deniyorum umarım bir gün tam olarak başarabilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Durum böyle olunca insan ister istemez düşünüyor, demek tadını sevseler kedi köpek yemekte de sakınca görmeyecekler. Demek hayvan sevgisi sofraya kadarmış. Bu çok acı verici bir şey. Umarım en kısa zamanda olursun canım benim, ne kadar çok insan vegan olursa o kadar iyi. Böylece çocuklarımız ya da torunlarımız zavallı hayvanları boğazlayıp yiyerek değil başlarını okşayarak ve onlarla birlikte doğada yan yana koşarak severler.

      Sil
    2. Konu sadece yemekle ilgili olsa aslında sırf kürkü için öldürülen hayvanlar veya kozmetik sektöründe, ilaç sektöründe kobay olarak kullanılan hayvanlar var neredeyse hiç konuşulmayan. Sırf kadınlar güzel görünsün diye masum canlılara ne işkenceler ediliyor ve çok büyük firmalar diye hiçbir yaptırım uygulanmıyor. Alanlara sorsak bir grup böyle bir olaydan haberi bile yok, haberi olanlarsa çoğunlukla umursamıyor bile. Mantık hep aynı ben almasam bile başkaları almaya devam edecek. Etiket okumayı alışkanlık hale getirip hayvanlar üzerinde deney yapmayan firmalardan alışveriş yapıyorum. Her konuda daha bilinçli olmamız gerekiyor.

      Sil
    3. İnan bana tv'de, acı çeken bir hayvan görse güya üzülenlerin çoğu aynı anda ölü bir hayvanın parçalarını çiğniyor. Boynuzu koparılmış gergedan, kürkü için dövülerek öldürülmüş fok görseliyle duyar kasanlar, beş dk sonra boy boy etli yemek fotoğrafı paylaşıyor. Temel farkındasızlık buradan başlıyor. Söz konusu mide olunca nedense işler değiyor. Ayrıca vegan olmak sadece yeme içme ile ilgili değil, giyim kuşak makyaj bakım hijyen ayakkabı her alanda her konuda hayvan sömürüsü içermeyen ürünler kullanıyorsun. Bu yüzden zaten vegan olmadan hayvanseverlik sahtekarlık gibi bir şey. Hangi tür hayvan olduğu önemli değil. Hiçbir hayvanı hiçbir şekilde kullanamaz ve sömüremeyiz. Onlar bize değil dünyaya ait. Umarım sen de tam anlamıyla vegan olursun.

      Sil
    4. Yani veganım demek, hayvan sömürüsü içeren hiçbir şey kullanmıyorum demek. Ben en sık ve farkında olmadan bunu yaptığım için yiyecek içecek konusunda içimi döktüm. Hiçbir hayvan bize ait değil, mal eşya kaynak ya da yiyecek değiller. Onlar da insanlar gibi sadece kendileri için, özgür ve mutlu yaşama hakkına sahipler.

      Sil
  8. Fidan kızım. Okudum, sonlarına gelmeden daha akşam yemeğinde yediklerimi, parmağımı sokarak midemden çıkarma isteği dayanılmaz oldu. Ama gerçekten senin düşündüğüne benzer düşüncelerime rağmen, hayvan severliğin aslında ne olduğunu yazından sonraki dehşetli üzüntümle anladım. Ben artık yiyemem. Dediğin ürünleri ağzıma sokmam. Bu kadar derin düşünememin günahından kurtarır mı bilmem ama artık asla yemem.
    Cani insanoğlu. Gaddar, aç gözlü şeytan ruhlu beşer. Hayvan hakları için ölüm orucu tutan üç kadın vardı geçen gece televizyonda. Bitkin ama kararlıydı üçü de. Hükumetten biri gelmiş, götüreyim Ankara'ya sizi, görüştüreyim yetkililerle diyordu adam. Ne oldu bilmem.
    Çok üzgünüm Fidan.
    Seni merak etmiştim. Google,da bir değişik yaptı her şeyi, yayınları ne paylaşabiliyorum, ne de görebiliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben memleketteyim biraz uzak kaldım sizlerden. Yorumları telefondan cevaplıyorum hatalar için kusura bakmayın :) insanlar olarak bütün hayvanları kullanıyoruz maalesef. Öldürüp yiyoruz, yavrusundan ayırıyoruz, kendimizi yüklerimizi taşıtıyoruz, denek olarak kullanıyoruz, öldürüp giyecek yapıyoruz, işkenceler ediyoruz daha neler neler. Bu yüzden vegan oldum hiçbir hayvanı hiçbir şekilde sömürmemek için. Şimdilik onların yiyecek olmadığını anlamakla başladınız umuyorum ki hayvan sömürüsü içeren her şeyi hayatınızdan çıkarıp vegan olursunuz. Sevgi ve saygılarımla

      Sil