22 Şub 2017

UTANÇ, KEDER, ÖZÜR...

Bu yazıyı yazarken tepeden tırnağa utanç doluyum. Bu bir utanç yazısıdır.
Sadece birkaç gün önce, sırf kendimi ikna etmeye çalıştığım için saçmasapan argümanlarla, adaletsiz çıkarımlarla kaleme aldığım ve et yiyen yesin diyebildiğim yazı yüzünden utanıyorum. Herhangi bir canlıya tecavüz etmekte özgür olmadığınız gibi, onun beden bütünlüğüne ve yaşam hakkına tecavüz etmekte de özgür olmadığınızı unuttuğum için utanıyorum.
Hayvan eti yemekten vazgeçtiğim; ama sütten, yumurtadan, peynirden vazgeçmenin zor olacağını zannettiğim için; dünyada et uğruna işlenen cinayetleri, insanların keyfi uğruna zulme uğrayan, kendilerine ait şeyleri sırf karşı koymaya güçleri yok diye zorla, zulümle ellerinden söküp aldığımız hayvanlara yapılanları bir kenara bırakıp bu vahşetin son bulması adına yapabildiği her şeyi yapan insanlara çamur atmaya çalıştığım için utanıyorum.
Bir sebzeyle bir hayvanı eş tutabildiğim ve yazarken bile aslında hiç inanmadığım şeyler söylediğim için utanıyorum. 
Yıllarca nereden nasıl geldiğini bilmeme rağmen gerçekle yüzleşmekten kaçarak, masum hayvanların etini yediğim, yetmiyormuş gibi bir de kendilerine, yavrularına ait olan sütlerini, yumurtalarını sömürdüğüm için utanıyorum.
Dünyanın en büyük kıyımına doğrudan ve bundan tat alarak katkıda bulunduğum halde, iyi bir insan olduğumu düşünebildiğim için utanıyorum.
Beslenmeyi bilmediğim, araştırmadığım, kendi vücudumu ve yapımı tanımadığım, insanların et obur olduğu palavrasına inanmayı seçtiğim, yürekten sevdiğim her varlığa KUZUM diye seslenirken gerçek kuzuları pişirip yiyebildiğim için utanıyorum... Utanıyorum...
Hayvanlara, yine başka hayvanların beden parçalarını vermekle iyi ve doğru bir şey yaptığımı zannettiğim için utanıyorum.
Hayvansever olduğumu iddia ederken, nerede bir hayvan varsa onu sevmeden geçemezken, önüme, tabağıma koyduğum şeyin o hayvanların etleri, kemikleri, acıları ve gözyaşları olduğunu düşünmediğim, düşünmek istemediğim için utanıyorum.
Kendimin de etten ve kemikten oluştuğumu, hiçbir zaman parçalara ayrılıp kavurulmak istemeyeceğimi, dünyadaki en büyük katliam döngüsüne hizmet etmek yerine, gönül rahatlığıyla, tadına vara vara yiyebileceğim sayısız seçenek olduğunu göz ardı ettiğim için utanıyorum.
Ben ölülerini satın almaya devam edeyim diye, öldürülmek üzere, acımasız koşullar içinde, işkenceyle canlı üretilmesine destek olduğum için utanıyorum.
Her zaman adaletten yana olduğumu düşünürken adalete en muhtaç canlıları görmezden geldiğim için utanıyorum.
Dünyada değişmez denilen nice şey değişmişken, bu sistemin değişmeyeceğini öne sürebildiğim için utanıyorum.
Yanlışta ısrar edemem. Gerçeği fark etmişken, öyle veya böyle doğruyu kabul etmişken, hatalarımı görmüşken o hatalarda ayak direyemem.
Sırf insanlarla aynı gezegende var oldukları için etlerinden sütlerine, yünlerinden tüylerine, bedenlerinden enerjilerine dek sömürdüğümüz hayvan kardeşlerimden özür dilerim. Üzgünüm... Çok üzgünüm... Farkında bile olmadığım için özür dilerim. Bütün hayatım boyunca doğru bulduğum şeyleri savunurken bir yandan da et yediğim, süt içtiğim ve tekrar et yiyeyim tekrar süt içeyim diye katledilmenize, vahşet ve dehşet içinde bırakılmanıza, köle olarak kullanılmanıza yatırım yaptığım için özür dilerim. Daha yavrularınızı koklayamadan bağrınızdan sökülüp alınmalarına, götürülüp katledilmelerine, etlerinizi çiğnemekten vazgeçmemek uğruna sessiz kaldığım için özür dilerim.
Kimyasal atıklarla toplu halde ölümünüze isyan ederken, canlı ve sağlıklı olduğunuz zaman, bile isteye öldürülüp tezgahlarda sergilenmenize çıt çıkarmadığım için özür dilerim.
Ölü gözleriniz gözlerimin tam içine bakarken, bir zamanlar o gözlerle dünyaya baktığınızı anımsamadığım için özür dilerim.
Acılarınızı, gözyaşlarınızı gırtlağımıza kadar yiyip sonra kilolardan yakındığımız için özür dilerim.
Yaşamak istediğinizi, var olmak istediğinizi, hapsedilmek istemediğinizi, acılar içinde öldürülmek istemediğinizi, bizimle olduğunuz her an her saniye yalnızca sevgi ve dostluk gösterdiğinizi unuttuğum için özür dilerim.
Bir zamanlar, kendini sizin sessiz kullar olduğunuz, varlığı meçhul bir alemde dile geleceğiniz hususunda aldatanlardan biri olduğum ve buna rağmen ETİNİZİ YEMEYE DEVAM ETTİĞİM İÇİN özür dilerim. 
Sırf kedi kadar küçük, köpek kadar kolay yönlendirilebilir değilsiniz diye, sizin de duyularınız ve duygularınız olduğunu görmezden geldiğim için özür dilerim.
Sırf bana sizi yiyebileceğim söylendiği; ama aslında buna inanmak istediğim ve inandığım için, bir defa bile neler çektiğinizi, neler yaşadığınızı, ne kadar korktuğunuzu ve nasıl öldüğünüzü düşünmediğim için özür dilerim.
Sizi kölelerim zannettiğim için özür dilerim. Canınız dahil sahip olduğunuz her şeyi bir şekilde menfaatime dönüştürdüğüm ve varlığınızın her zerresinden acımasızca yararlandığım için özür dilerim.
Sizi adil bir biçimde sevemediğim için özür dilerim. Yaşamak ve sağlıklı olmak için sizden sökülüp alınan hiçbir şeye ihtiyacım olmadığı gerçeğini görmezden geldiğim için özür dilerim.
Bütün bunları hayat yolculuğumun ancak 29. yılında fark edebildiğim için özür dilerim... Özür dilerim...
Hepinizi çok; ama çok seviyorum. Bundan sonra sevgimde adil olmaya çalışacağım. Birinizi koşulsuz severken bir diğerinizi tabağımda sevmeyeceğim... Birinizi hiçbir karşılık beklemeden severken bir diğerinizin kendisi için, yavrusu için ürettiği sütünü, yumurtasını çalarak sevmeyeceğim... Uğradığınız zulmü, yaşadığınız dehşeti gücümün yettiği, kelimelerimin ulaşabildiği her yerde dile getireceğim. 
Artık biliyorum. Bu dünyadaki hiçbir kötülük, siz içinde olduğunuz bu korkunç döngüden kurtarılmadıkça sona ermeyecek. İyi olduğunu iddia eden bütün insanlar, bir katliamın hem maddi hem manevi yatırımcısı ve destekleyicisi olmayı terk etmediği sürece hiçbir şey düzelmeyecek.
Ve bir gün veganlık diye bir şey olmayacak; çünkü o gün hayvanlar özgür olacak ve bedenleri, onlara ait olan herhangi bir salgıları ya da çıktıları marketlerde, dükkanlarda satılmayacak. Buna aslında bütün kalbimle inanırken... dahası bunu bilirken... İnanmadığımı söylediğim her bir an için kendimden özür dilerim.



ÖNEMLİ: Hayvan eti ve hayvansal gıda / ürün tüketmeyi başta sağlık olmak üzere çeşitli bahanelerle doğru ve haklı göstermeye çalışan her yaklaşım, yukarıdaki videoda ve İbrahim Göksel / Neden Vegan Oldum? yazısında çürütülmüştür. 

"150 yıl önce köleliğin biteceğini savunsaydın saçmaladığını söylerlerdi. 100 yıl önce kadınların oy verme hakkının olduğunu söylediğinde sana gülerlerdi. 50 yıl önce Afrika kökenli Amerikalıların kanunlar önünde eşit haklara sahip olması fikrine itiraz ederlerdi. 25 yıl önce eşcinsel haklarını savunduğunda sana sapık derlerdi. Bugün de hayvan köleliğinin sona ereceğini iddia ettiğimizde bize gülüyorlar, ama bir gün gülemeyecekler." Gary Smith

9 yorum:

  1. Bu yazının altına et yemek hakkım yazabilecek birisi varmıdır ki? İnsanlığın genel sorunu adaleti yaşamayı hatta bütün hakları bir tek kendisi için istemesidir. Hayvanları sömürmenin hakkı olamaz böyle birşeyi hak gören insan adaletten yada hayvan sevgisinden hiç söz etmemeli. Geç kalmış değilsin daha önünde uzun yıllar var, bundan sonrasına bak.yüreğine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var tabii Mikrobit. Et, süt, yumurta yemenin kendi tercihi ve hakkı olduğunu düşünen; beni değil aslında kendini buna ikna etmeye çalışanlar var; fakat bloğumda hayvanları her anlamda sömürmenin propagandasını yaptıramam. Günün birinde bu insanlara canlıların acılarını ve gözyaşlarını, bütün hayatlarını pazarlayan kurumlar, insanlar tükenecek. O zaman bu var olduğu öne sürülen "öldürme ve sömürme" sözde hakkı da tarihe karışacak. Raflarda, tezgahlarda hayvan parçaları, çıktıları, salgıları kalmayacak, hayvanlar tek parça, sağlıklı ve mutlu yaşayacak; dolayısıyla bu gülünç, acınası özgürlük ve hak anlayışı da çöpe gidecek. Teşekkür ederim.

      Sil
  2. Yalnızca etleri de değil sömürdüğümüz. İnekler, sütü yavrularını büyütebilmek için salgılar insan anneler gibi. Arılar, kendileri beslenebilmek için bal yapar ve tavuklar da döllenmeyen yumurtalarını yemelidir; çünkü yumurta döngüsü için ondaki besin ve minerallere ihtiyaçları vardır. İnsanlık, onların kendileri için ürettiklerini gasp ediyor ve sonra adalet istiyor... Kürkleri, derileri, yünleri, dişleri, boynuzları, etleri, yumurtaları, sütleri, balları, kısacası her şeyleri onlara ait ve hepsine ihtiyaçları var; ama insanlar bunların hepsini ne yazık ki zorla, işkenceyle ellerinden alıyor.

    YanıtlaSil
  3. Ah Söz Sanatı.. epey ağır bir yazı.. doğru söylüyorsun. Bu açıdan hayatımıza baktığımda, manzara feci ! öyle böyle değil hem de.. :( benim tüm bunları sindirmem ve bir yol bulmam lazım kendime..
    Bu tokat gibi gerçek yazı için teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1 haftalık veganım sevgili Momentos. Zavallı hayvanları kesip yediğimizi, giydiğimizi, neredeyse her şeyde onlardan bir parça kullandığımızı, onları yiyecek, giyecek, denek, eşya, mal'dan öte görmediğimizi fark ettiğimde kanım dondu. Kendime, kendimi tanıyamayarak baktım. Hepimize kodlanan şey onların yiyecek olduğu; ama DEĞİLLER. Canlılar, canları, duyguları, duyuları var. Onlar da ölümden korkuyor onlar da sağ ve sağlıklı olmak istiyor, onların da dünya üzerinde en az insan kadar hakları var; ama her şeylerine el koymuşuz inanamıyorum... Ben bunu neden, nasıl bu kadar geç gördüm bilmiyorum, anlamıyorum... Bir ineğin, bir tavuğun, civcivin, kuzunun kediden köpekten farklı hiçbir tarafı olmadığını nasıl göremedim nasıl düşünemedim... Onların bizim malımız olmadığını, tıpkı bizim gibi doğanın bir parçası olduğunu nasıl göremedim... Hayvanlar yiyecek değil, eşya değil, köle değil, mal değil. Hepsini kölelerimiz yapmışız ya inanılır gibi değil, hala şaşkınım hala yazarken gözlerim doluyor, hala kendime kızıyorum nasıl göremedim, bu vahşete yıllarca nasıl ortak oldum diye... Gerçekle yüzleştikten sonra vegan olmaktan başka seçeneğim kalmadı. Bir kedinin bir köpeğin yaşama, yeme içme, barınma, özgür olma hakkını nasıl savunuyorsam, bir ineğin, bir keçinin, bir tavuğun, bir geyiğin, bir hindinin de aynı şekilde savunmam gerektiğini anladım. Bugüne dek sustuğum ve gözlerimi yumduğum kadar, en az o kadar artık onlar için konuşacağım. Bir tek insanın vegan olması demek, her yıl 200'den fazla hayvanın öldürülmemesi, işkence görmemesi, sömürülmemesi, kullanılmaması demek. Kimin gerçeği duymaya ihtiyacı olduğunu bilemezsin, o yüzden bunları yazabildiğim sürece yazabildiğim her yere yazacağım. Keşke diyorum, keşke birilerinden bir yerlerde duymuş olsaydım. Bu kadar geç kalmazdım ah ah... Okuduğun ve gerçekle yüzleşmeye doğru bir adım attığın için teşekkür ederim. Biz onları yemeyi, giymeyi, kullanmayı, yavrularının ve kendilerinin sahip olduğu her şeyi çalmayı bırakmadığımız sürece bu vahşet cenderesinden asla kurtulamazlar... Sevgiler.

      Sil
    2. Bu yolculuğunu da aktarır mısın yazılarında? Belli bir yeme düzenine alışmış bedeni nasıl arındırıyorsun, yediklerin (ki bildiğim kadarıyla veganlar kesinlikle hiç bir hayvansal ürün almıyorlar) neler.. izleyeceğim seni..
      Sevgiler,

      Sil
    3. Tabii ki, seve seve :) Zaten uzun uzun yazmayı düşünüyordum, ancak 1-2 gün sonra yolculuğa çıkmam gerek. Döndüğümde elimden geldiğince veganlığın zannedildiği gibi zor ve kısıtlayıcı bir şey olmadığını, duygu, düşünce ve deneyimlerimi yazmaya çalışacağım. Şimdilik instagram hesabımda biraz bahsediyorum istersen göz atabilirsin, sağ yukarıda 'instagram için tıkla' seçeneği var. Mobilden göremezsen instagram kullanıcı adım "kalemderi_" Dediğim gibi zaten bloğuma yazacaktım, yazmaya ve anlatmaya değer daha önemli, daha acil bir şey göremiyorum artık :( Benden de kocaman sevgiler.

      Sil
  4. Yazacaklarını ben de bekliyorum fidan. Gerçekten hayvanlara bunu yapmaya ne hakkımız var? Hem de keyfimiz için. çok acı çok büyük bir haksızlık. Bu konuları araştırmaya başladım hayvanlara benim yüzümden acı çektirilmesini istemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda da bahsettiğim üzere, birkaç günlüğüne memlekete gitmem gerek. Dönünce yazmayı düşünüyorum, bu arada da okuyabildiğim kadar okuyorum. Hayvanlara yapılan zulmün ve haksızlığın bir gün bir sonu olacaksa, bu ancak insanların onların bedenlerine, beden çıktıklarına, salgılarına, acılarına, gözyaşlarına talip olmaması ile gerçekleşebilir. Hayvan hakları veganlıktır. Onları hem yiyip hem haklarını savunamayız, hem zulüm görmeleri için para ödeyip hem de sevdiğimizi iddia edemeyiz. İlk fırsatta uzun uzun yazacağım canım, sevgiler.

      Sil