10 Oca 2015

BİZ İNSAN OLAMAYIZ


Ben bu yazıyı Eylül Cansın için yazıyorum. Bize öğretilen, doğru olduğu iddia edilen, hatta dayatılan bütün değerleri oldukları gibi bir kenara bırakarak insan kimliğimle onun için gözyaşı dökerken yazıyorum. Tesadüfen okuduğum bir haberde  zorluklarla, haksızlıklarla, ötekileştirilmişliklerle intihara uzanan; belki –kuvvetle muhtemel- intihara zorlanarak bir cinayetin kurbanı olmuş olabileceği gerçeği üzerine yazıyorum. Bu acı olay yaşandığında, olanı yalnızca bir genç kızın yaşadıklarına göğüs geremeyerek kendini öldürmesi olarak addedip bir insanın intiharına üzülür gibi üzüldüğüm; ancak şimdi sadece biraz daha derine inip haber bültenlerinde adı bile geçmeyen bu çocuğun o berbat hale getirilmiş, o aldatılmışlıklarla dolu hayatını okuyup kahrolduğum, çaresizce ağlamaktan başka bir şey yapamadığım ve insanlığımdan tam anlamıyla utandığım için yazıyorum.

22 yaşında, gözyaşları içinde yapamadım, izin vermediler diye ölümünü haber veren o çocuğa karşı mahcup hissediyorum kendimi. Mahcuptan da öte ayıplı… Bu insan sevme özürlü toplumun zorunlu bir bireyi olup yaşanan her ayıbın istemesem de bir parçası olduğum için acı çekiyorum. Bütün hayatını kendi menfaatleri üzerine kuran, kendi çıkarları için yapamayacağı şey olmayan insan görünümlü canavarlardan, hayvanlar kadar bile olamayan sefil mahluklardan usandığım, bunlardan kendimi koruyabilsem başkalarını yiyip yutmalarına engel olamadığım için tükeniyorum.

Sana ne kimin hangi cinsiyette olduğundan! Sana ne kimin nasıl yaşadığından! Sana ne kimin hangi dine inandığından ya da inanmadığından! Sana ne kimin ne giydiğinden ya da giymediğinden! Kendi günahlarını kendi pisliklerini saymayı bitirebildin mi de başkalarının namus bekçisi olmaya yelteniyorsun! Kimin ne yaşadığını, kime ne yaşatıldığını, kimin ne çok acı çektiğini biliyor musun da ahkam kesiyorsun!

Bir insanı daha öldürdük el birliğiyle gözümüz aydın. Bir insana daha yaşam hakkı tanımadık, aldığı nefesi çok gördük, bastığı iki karış toprağa göz koyduk, şusunu busunu didik didik ettik, iki gıdım sevinci kursağına dizdik, 22 yaşında hayattan görmediği zulüm kalmamış, yaptığı dandik bir testte bile ruhen 89 yaşında çıkan bir çocuğu öldürdük. El birliğiyle attık Boğaz Köprüsünden aşağı. Attırdık… O evine almayarak, öteki onunla komşu olmak istemeyerek, beriki sırf cinsiyeti onun doğru bulduğu gibi değil diye aşağılayarak, bir başkası namus timsali görüntüsüne halel gelecek korkusuyla taşa tutarak… Sen Allah’ı haşa tanık göstererek, ben biz Kuran’ı…

Allah’ın bu kadar zalim olabileceğine aklın yatıyor mu senin sahiden? Sen gerçekten beyin hücrelerini istila eden o örümcek ağlarından, hamam böceklerinden fırsat bulup düşünebiliyor musun biraz? Kimi kandırıyorsun beni mi? Kendini mi? Allah’ı mı? Sen aşağıladın sen yerden yere vurdun sen hayattan bezdirdin diye pür u pak mı oldun şimdi? Allah seni daha mı çok seviyor?

Böyle bu hale geldik işte. Aldık o Allah’ı, evirdik çevirdik, işimize geldiği yerinden kırpa kırpa, işimize gelmediği yerinden sile sile, canımız istediği zaman kılıç kalkan gibi kullanarak, canımız istemediğinde adını bile anmayarak… Allah bizim belamızı versin. Versin de artık yeryüzü ciddi ciddi bir nefes alsın. Bu kadar kirliliğin içinde olan hep masuma olmasın. Sırf senin gibi yaşamıyor, sırf senin perdeler arkasında yemediğin halt kalmadığında bile takındığın mutaassıp tavrı takınmıyor, sırf korunmaya, bekçilik edilmeye değer bir namusu olmadığı düşünülüyor diye 22 yaşında bir çocuk, daha yaşından bile doğru düzgün bir şekilde haberdar değilken, 24 yaşındayım galiba diyerek gidiyor kendini öldürüyorsa ya da kendini öldürsün diye yapılmadık şey bırakılmıyorsa, bunu senin sabah akşam milletin baş tacı ettiği sürtükleri, pezevenkleri allayıp pullayıp önüne koyan medyan, basının es geçiyorsa, önemli bulmuyorsa, neredeyse “iyi olmuş dünyadan bir ibne eksilmiş” diye alkışlayacak ve alkışlattıracaksa… Allah hepimizin belasını versin, ver artık ne olur.

Herkes manyak. Herkes ruhsuz, herkes şeytana ortak. Biri çıkıp milliyetçiliğine kan emiyor durumdan, şehitlerimiz diye giriyor söze, öteki çıkıyor Allah filanca kavmi helak etmiş bu da öldü gitti işte diye ne kadar dindar olduğuna vurgu yapıyor, biri baksana şunun haline zaten normal bir hayatı yokmuş diye günah çıkarıyor…

Normal bir hayatı yokmuş; çünkü normal bir hayatı olmasına izin vermemişsiniz. Normal bir hayatı yokmuş; çünkü erkek değil kadın gibi hissettiği ve öyle yaşamak istediği, bu da sizin olmaz olası libidonuzu yeterince harekete geçirmediği, geçirse bile iyi aile anası ve babası rolünüze uygun olmayacağı için bu çocuğun hayatının içine etmişsiniz. Normal bir hayatı yokmuş; çünkü normal insanlar tarafından yalnızca aşağılama, hakaret, dayak görmüş ve yine de hayata tutunmaya çalışmış. Normal bir hayatı yokmuş; çünkü filanca partiyi, falanca takımı, a şarkıcısını b oyuncusunu önemsediğiniz kadar insan denen canlıyı önemsememişsiniz. Çünkü, yataklarınız rahat, evleriniz sıcak, keyfiniz de yerinde imiş. Çünkü, ne kadar yerden yere çalarsan o kadar temizsin. Ne kadar hakir görürsen o kadar beyazsın…

Çünkü senin o çok sevdiğini iddia ettiğin peygamberin “Kınayan kınadığı ile muhatap olmadıkça ölmez!” dememiş. Çünkü, senin inandığını iddia ettiğin Allah’ın kutsal kitabında her sayfada defalarca ve defalarca “ALLAH ÇOK BAĞIŞLAYAN ÇOK ESİRGEYENDİR!” dememiş. Çünkü, sen bu dünyanın kesilip atılması mümkün olmayan içi leş pislikle dolu bir kamburu değilsin!

Beni susmaya karar verdiğim, çünkü konuşmanın çene patlatmanın faydasız olduğunu anladığım her şeyden bir kez daha nefret ettirdiğin; ama susmanın mümkün olmadığı boyutta bir kıyımla yüzleştirdiğin için teşekkür ederim. Seni; ancak 22 yıl boyunca adım adım acıya ve ölüme yürüdüğün korkunç bir hayat yürüyüşünün noktalandığı yerde tanıdığım ve sana bu haksızlıkları bu ayıpları yapıp hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya, eğlenmeye ve masum rolü yapmaya devam eden bu toplumun bir ferdi olduğum için özür dilerim Eylül Cansın. 

LÜTFEN BİZE, HİÇBİRİMİZE HAKKINI HELAL ETME. SANA YEMİN EDİYORUM O TERTEMİZ YÜREĞİNLE ŞEFKATLE BAĞRINA BASTIĞIN, ÖLÜRKEN SENDEN SONRASI İÇİN ENDİŞELENDİĞİN KÖPEK BİLE HEPİMİZİN TOPLAMINDAN BİN KERE DAHA İNSAN.

3 yorum:

  1. :((( Hayattan Soğudum yemin ederim. Sıkıldım bunaldım herşeyden bıkkınlık geldi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kim bilir daha kaç Eylül oldu ondan sonra, oluyor, olacak...

      Sil
    2. İnsanlar kötü gerçekten kötü artuk umuyorum kelimesi bile havada kalıyor :(

      Sil